Tatar: “Çocuklarımızın ve kayıplarımızın acısı hep içimizde yaşayacak”

Cumhurbaşkanlığı makamındaki Ersin Tatar, “Çocuklarımızın ve kayıplarımızın acısı hep içimizde yaşayacak” dedi.

Cumhurbaşkanlığı makamındaki Ersin Tatar, “Çocuklarımızın ve kayıplarımızın acısı hep içimizde yaşayacak” dedi.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Ersin Tatar BRT’de, “Burası Önemli” adlı canlı yayın programına katılarak Türkiye'de yaşanan deprem felaketi ve Kıbrıs konusuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Ersin Tatar, deprem olduğunu ve enkaz altında KKTC vatandaşlarının da olduğunu duyar duymaz ne yapabileceğini düşündüğünü, Cumhurbaşkanlığı’nda koordinasyon toplantısı gerçekleştirdiğini anlattı.

Toplantıda, Adıyaman'a derhal bir ekip gönderilmesi kararı alındığını vurgulayan Tatar, bu çerçevede Sivil Savunma Teşkilatı ekipleri, sağlık personeli, özel arama-kurtarma ekipleri, depremde enkaz altında kalanların ailelerinden birer kişinin Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile birlikte uçakla Adıyaman'a hareket ettiğini hatırlattı.

Tatar gerekli değerlendirmelerin yapıldığını ve Gazimağusa Türk Maarif Koleji dahil olmak üzere 20 Şubat Pazartesi günü okulların açılacağını söyledi.

“Çocuklarımızın adlarını yaşatacak bir kapalı spor salonu yaptırmak için elimizden gelen tüm imkânları seferber ettik. Gazimağusa’da bir anıt yapımı için de çalışıyoruz. Bu acı bitmez. Çocuklarımızın ve kayıplarımızın acısı hep içimizde yaşayacak.” diyen Cumhurbaşkanı Tatar Türkiye'deki son durumu da takip ettiklerini, felaketin en büyüğünün Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay’da yaşandığını vurguladı.

Tatar, bu illerde ülkede yaşayan vatandaşların ailelerinin olduğunu belirterek hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine de sabır diledi.

Önceki akşam da Türkiye TV kanallarında yapılan yardım kampanyasına telefonla bağlanarak yapılması gerekeni yaptığını, Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC’nin ayrılmaz bir bütün olduğunu, tek yürek olarak hareket edileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, müsabaka için Adıyaman’da bulunan Gazimağusa Türk Maarif Koleji voleybol takımı ve öğretmenlerinin de bu depremde hayatını kaybettiğini ifade ettiğini söyledi.

Tatar, bu felaket için yüzyılın felaketi denildiğini ama böyle şiddetli bir depremin dünya tarihinde çok az görüldüğünü belirtti.

"Dayanışma ruhu oluştu... Kayıplarımızı unutmayacağız" 

KKTC’de de bir dayanışma ruhu oluştuğunu ve yaşanan süreçte Kıbrıs Türkü'nün beraberce bir şeyleri yönetebileceğini gösterdiğini kaydeden Tatar, “Herkes gönül birliği içinde çalışma yaptı. Yaralar sarılır ama üzüntü kalır. Kayıplarımızı unutmayacağız.” dedi.

Ersin Tatar, devletin Sivil Savunma, sağlık ekipleri, gönüllüler ve psikologların da katılımıyla süreci yönetmeye çalıştığını söyledi.

Tatar, “Devlet bu süreci en etkili biçimde yönetebilmiştir. Gelecekte neler yapılabileceği, benzer durumlara nasıl hazırlıklı olunabileceği, elde edilen tecrübelerle ortaya konmalıdır.  Koordinasyon toplantılarında tüm bunlar konuşuluyor. Ben en az ayda bir koordinasyon toplantıları yapıyorum. Bu toplantılarda hükümete tavsiyelerde bulunmak adına çalışıyoruz.” dedi.

Yardımlar konusuna da değinen Tatar, özel sektör de dahil olmak üzere maaşlardan kesinti yapılacağını ve toplanan paranın nerelere harcanacağının şeffaf bir şekilde ortaya konacağını söyledi.

 Tatar, “Tamirat gerektiren okullar ve öncelikler için maaşlardan yüzde 1-2 kesinti yapılacak. Bu kesintilerin ne kadarının nereye gideceği konusunda şu an bir şey diyemem ama nerelere harcandığı kalem kalem kayıt altına alınacaktır. Kamuoyunun bu şeffaflığı görmesiyle yardımlar daha da artacaktır.” diye konuştu.

Ersin Tatar, “Bu kesintiler için ‘Anayasa'ya aykırıdır’ diyen de var ama şimdi bu durumda kim mahkemeye gidebilecek. Kamuoyu vicdanıdır bu” diyerek konteyner konut projesine destek veren tüm kurum ve kuruluş yetkililerine de teşekkür etti.

 

"Kıbrıs da deprem kuşağında... Hareketli fay hattı var"

Kıbrıs'ın da deprem kuşağında olduğunun söylendiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, Prof. Dr. Cavit Atalar'ın bu konuda çalışmaları olduğunu belirterek, “Ben şahsen kendisiyle görüştüm. Bizdeki depremler genel olarak 1953’te Baf’ta ve yüzyıllar önce Gazimağusa Salamis Harabeleri’nde oldu. Prof. Dr. Cavit Atalar, Güney Kıbrıs'tan dolaşıp Baf’a kadar giden daha hareketli bir fay hattı olduğunu söyledi.” dedi.

Bina yapımından önce zemine bakılması gerektiğinin altını çizen Tatar, zeminden sonra inşaatın sağlamlığına dikkat edilmesi ve devletin bu işleri denetlemesi gerektiğini, yapılan inşaatların sağlamlık anlamında başarılı olduğunu ifade etti.

Kıbrıs'ın güneyinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimini Nikos Hristodulidis’in kazanması ile birlikte Kıbrıs konusunda değişecek bir şey olup olmayacağı konusunda bilgi veren Tatar, Hristodulidis’in bu konudaki söylemlerinin daha sert olduğunu, çünkü kendisinin Kıbrıs’ın tekrar birleştirilmesinden, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği içerisinde hak ettiği yeri almasından bahsettiğini kaydederek, “Bu seçim sonucunda Andreas Mavronannis de seçilseydi ne fark edecekti. Bildiğiniz gibi Nikos Anastasiadis Annan Planı’na 'Evet' diyen adamdı sonra Crans Montana’da masayı devirdi” dedi.

Hristodulidis'le görüşme 

Ersin Tatar, yeni Kıbrıslı Rum lider ile yakın zamanda gayriresmi görüşeceklerini, diplomasiye ve karşılıklı anlayışla yürütülecek diyaloğa her zaman hazır olduklarını belirterek ancak "Güney Kıbrıs’ta seçilenin değil, şu anda hâkim olan anlayışın değişmesi gerektiğini" vurguladı.

Kıbrıslı Türkleri, Kıbrıs’ta azınlık bir Müslüman toplum olarak görüldüğünü iddia eden Tatar, "iki ayrı egemen yapının" kabul edilmesi halinde masada Kıbrıs konusunun görüşülmeye başlanabileceğini söyledi.

Tatar, “Bu milli hedef, seçim dönemi ne derlerse desinler, Kıbrıs’ta tek egemenlik, Kıbrıslılığı ön plana çıkartmak, bu AB adası olan Kıbrıs’ta tek egemenlik ve tek millet vardır düşüncesi hâkim. Çünkü bu inanç işlerine gelir. Onun altındaki zihniyette Kıbrıs bir Helen adasıdır ve böyle bir adada özellikle AB’ye üye olduğu için Türkiye’ye yer yoktur. Onlara göre, Türkiye’nin garantörlüğü er veya geç sona ermelidir ve Türk askeri de buradan gitmelidir.” şeklinde konuştu.

Ersin Tatar, “Türk askerinin varlığı bizim gerçekten güvenliğimizi sağlar ve bu memlekette güven içinde dolaşabiliriz. Aksi takdirde güvenliğinizin olmadığı bir yerde yaşam sürdürebilmek çok zordur ve bunun acısını geçmişte hep birlikte yaşadık.” dedi.

İki taraf arasında çok büyük farklılıklar olduğunu ve bu süreçte nasıl bir uzlaşıya varılabileceğini tahmin etmenin çok zor olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanlığı makamındaki Tatar, "uluslararası aktörlerin ve güçlerin mutlak surette Kıbrıs Cumhuriyeti'nin elini bükmeleri gerektiğini" vurguladı.

“İngiliz milletvekillerine de bunları söyledik. Çünkü Kıbrıs’ın gerçekleri bunu gerektirir. Yani onlar tanınmış bir devlettir, onlar AB üyesidir. Kıbrıslı Türkler ne tanınır, ne egemenlikleri saygı görü. Bu çerçevede bizim onlarla bir uzlaşıya varmamız mümkün değildir. Biz yalnız değiliz, çünkü sadece 40 mil uzaklıkta, her türlü ortamda derdi de olsa, dertsiz de olsa her zaman bizim yanımızda olan ve aynı milli davayı her zaman sürdürmekte olduğumuz bir Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu davayı yürütmekteyiz.” diyen Tatar, Türkiye’nin de Kıbrıs Adası’nda 1571’den sonra oluşan hak ve hukukunun olduğunu ve bunun göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Ersin Tatar, "Kıbrıs’ta iki ayrı egemen yapının" kabul edilmesi halinde masada Kıbrıs konusunun görüşülmeye başlanabileceğini kaydetti.

"Karşılıklı kahve içmenin  mahsuru yok"

Cumhurbaşkanlığı makamındaki Tatar, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Colin Stewart’ın Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis ile kendisini buluşturmak gibi bir girişimi olduğunu da ifade ederek kendisine göre gayriresmi bir şekilde karşılıklı kahve içmenin hiçbir mahsuru olmayacağını söyledi.

“Eğer karşı taraf bizim hassasiyetlerimizi, kırmızı çizgilerimizi, egemen eşitliğimizi kabul ederse, resmi görüşmeler her zaman başlayabilir.” diye tekrarlayan Tatar, bu sözlerini yeni Kıbrıslı Rum lider ile de paylaştığını belirtti.

Maraş konusunda da değerlendirmelerde bulunan Tatar, Maraş bölgesinde İngiltere Kraliyet Ailesi’nin bir oteli bulunduğunu ve İngiltere’nin bu konuda Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuruda bulunup bulunmayacağını bilmediğini söyledi.

"Bina kiminse onundur" 

Ersin Tatar; “Maraş’ta Vakıflar İdaresi’nin hakları vardır çünkü Vakıflar İdaresi bütün belgeleri ile bu arazilerin çoğunun kendisine ait olduğunu belgeledi. Meseleye taraf oldular. Dolayısıyla orada bir uzlaşma olması gerekmektedir. Ancak bina yatırımcınındır. Bina İngiliz’in, Amerika’nın olabilir, Rum’un olabilir, Türk'ün olabilir, kiminse onundur. Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurması durumunda hakkını geri alabilir.” dedi.

Haberler Haberleri