‘Ortak yetki siyasi eşitlik’

“Benim hedefim çok net. Hidrokarbonlar, enerji, deniz yetki alanları, ticaret yolları, güvenlik ve Avrupa Birliği (AB) vatandaşlığı. Bunlar ortak yetki alanlarıdır ve bizden koparıldı. Bu yetki alanlarında tek başına bir şey yapmaya niyetli değilim..."

“Masada değil, masanın dışında yaptıklarımızla da değerlendirileceğiz”

Türkiye’ye rağmen çözüm teknik olarak mümkün değil”

“Federasyon deyince sorun bitmiyor, hiçbir şey konuşmamış oluyorsunuz”

“Karma evlilik mağduriyetinde bangır bangır ihlal var”

“Eşitliği görmediğim yerde siyasi eşitlik konuşmak lüks kalıyor”

Seçim takvimi uyarısı: “Verimli değil, ciddi zaman kaybı”

Barikat çıkışı: “Ekonomik değilmiş, beni ilgilendirmiyor; eziyet bitecek”

“Hristodulidis Imagine Projesi’ni masaya getirmedi”

Erhürman, Türkiye’ye girişlerde yaşanan “kod” uygulamalarını Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüştüğünü söyledi. Konuyu her görüşmede gündeme getirdiğini belirten Erhürman, “Bu kodların kalkıp kalkmayacağını bilmiyorum. Fakat kendi vatandaşlarım söz konusu olduğu için en azından gerekçeyi bilmem gerekiyor.”

YENİDÜZEN - Özel

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, çözüm iradesinin yalnızca müzakere masasında değil, günlük siyasi pratikte atılan adımlarla da ölçülmesi gerektiğini vurguladı. “Çözüm isteyip istememe konusunda ‘masaya oturduğumuz zaman değerlendirileceğimizle’ ilgili bir söylem var. Ama ben bunu genişletiyorum, çözüm isteyip istememe konusunda masanın dışında yaptıklarımızla da değerlendirilmemiz lazım” diyen Erhürman, güven artırıcı adımların önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, YENİDÜZEN ve Kanal SİM yayıncıları tarafından Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleştirilen ortak röportajda, Kıbrıs sorununun geleceğinden enerji ve güvenliğe, Türkiye ile ilişkilerden siyasi eşitlik tartışmalarına kadar pek çok kritik başlıkta kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Gazeteci Serkan Soyalan’ın moderatörlüğünde; gazeteciler Serhat İncirli, Aysu Basri Akter, Meyil Adakul ve Ertuğrul Senova’nın sorularını yanıtlayan Erhürman, iç ve dış siyasetle ilgili dikkat çeken açıklamalar yaptı, merak edilenleri yanıtladı.

“Şimdilik çözümün şekline isim koymayacağım”

Cumhurbaşkanı Erhürman, çözüm modeline ilişkin tartışmalarda usul ve metodoloji tamamlanmadan isimlendirmeye gitmeyeceğini belirtti.

“Ben şu an için çözümün şekliyle ilgili isim koymayacağım. Çünkü metodolojimi bozmak istemiyorum” diyen Erhürman, yöntemsel hazırlıklar tamamlanmadan esasa girmenin hatalı olacağını ifade etti:
“Metodolojik unsurlar bitmeden ve usule dair kararlar alınmadan ne konuşacağını ortaya koymak, esasa dair bir tartışmaya girmek demektir.”

“Hidrokarbonlar, enerji, deniz yetki alanları… Bunlar ortak yetki alanlarıdır ve bizden koparıldı”

Erhürman, çözüm tartışmasının odağına “ortak yetkilerin” yeniden siyasi eşitlik temelinde kullanılmasını koyduğunu söyledi. Bu kapsamda hidrokarbonlar, enerji, deniz yetki alanları, ticaret yolları, güvenlik ve AB vatandaşlığını sıraladı:

“Benim hedefim çok net. Hidrokarbonlar, enerji, deniz yetki alanları, ticaret yolları, güvenlik ve Avrupa Birliği (AB) vatandaşlığı. Bunlar ortak yetki alanlarıdır ve bizden koparıldı. Bu yetki alanlarında tek başına bir şey yapmaya niyetli değilim. Bu yetkiler siyasi eşitlik temelinde birlikte kullanılmalıdır.”

“Federasyon deyince sorun bitmiş mi oluyor? Aksine hiçbir şey konuşmamış oluyorsunuz”

Cumhurbaşkanı Erhürman, çözüm modelinin adını koyarak tartışmayı kapatmanın bir ilerleme yaratmayacağını, önemli olanın doğru adımların atılması olduğunu vurguladı.

“Ben sadece içeriği tanımlıyorum. Bunu federasyon diye kabul ettiğinde sorun bitmiş mi oluyor? Aksine hiçbir şey konuşmamış oluyorsunuz” diyen Erhürman, “Adımları doğru atalım, bırakın tanımlasınlar noktasındayım” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’ye rağmen çözüm teknik olarak mümkün değil”

Erhürman, çözüm isteyen kesimlerin de gerçekçi bir zeminde hareket etmesi gerektiğini belirterek Türkiye boyutunun kaçınılmaz olduğunu söyledi:

“Bu ülkede çözüm isteyen herkes için kendim de dahil şunu bilmemiz gerekir ki, Türkiye’ye rağmen çözüm diye bir şey teknik olarak mümkün değil.”

Erhürman, Türkiye ile istişareyi vurgulayarak şunları kaydetti:
“Türkiye ile istişare halinde ve Türkiye ile birlikte bunu yapabileceğimiz bilinmiyor mu?… Tarihimizde bugüne kadar da ‘Türkiye’ye rağmen’ görüşen bir cumhurbaşkanımız da olmadı.”

U-14 maç önerisi reddedildi: “Federasyonlar nezdinde problem yaşarlar dediler”

Erhürman, Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyinden U-14 kategorisinde iki futbol takımının maç yapmasına ilişkin önerilerinin kabul görmediğini söyledi. Bu talebin reddedilmesine gerekçe olarak, Kıbrıs’ın güneyindeki takımların uluslararası federasyonlara üye olması gösterildi.

Erhürman, sürece ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyindeki U-14 kategorisinde iki futbol takımının maç yapması ile ilgili önerimiz de kabul edilmedi… Kıbrıs’ın güneyindeki takımların uluslararası federasyonlara üye olduğu ve böyle bir maç yaparsalar da bu federasyonlar nezdinde problem yaşayacak olmaları, teklifimizin kabul edilmeme sebebi olarak bize sunuldu.”

İÇ GÜNDEM / İÇ POLİTİKA

Karma evlilik mağduriyeti: “Bangır bangır bağıran bir ihlal var”

Erhürman, karma evliliklerden doğan çocukların yaşadığı hak sorununa ilişkin değerlendirmesinde çok net ifadeler kullandı. Konuyu ülkeye gelen büyükelçilerle de paylaştığını belirten Erhürman, “Bu konuda bangır bangır bağıran bir ihlal yaşanıyor. Ülkeye gelen tüm büyükelçilere belgeleriyle bu sorunu gösteriyorum” dedi.

Sorunun siyasi eşitsizlikle bağlantılı olduğuna işaret eden Erhürman, şöyle devam etti:
“Siyasi eşitsizliğin daniskası var burada. Dolayısıyla karma evlilik mağduru çocuklarımız için hızlı şekilde adımlar atıyoruz. Bahse konu mevzudaki davalarla ilgili çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.”

Erhürman, “Eşitliği görmediğim yerde siyasi eşitlik konuşmak, çok teorik ve lüks kalıyor” diyerek, görüştüğü AB yetkililerinin de durumun normal olduğunu savunmadığını kaydetti:
“Görüştüğüm hiçbir AB yetkilisi veya büyükelçi, bunun normal olduğunu söylemedi.”

Imagine Projesi: “Hristodulidis bu konuyu masaya getirmedi”

Erhürman, Imagine Projesi’ne ilişkin soruya yanıtında Rum lider Nikos Hristodulidis’in bu başlığı gündeme taşımadığını söyledi.

 

“Rum Lider Nikos Hristodulidis hiçbir şekilde bu konuyu masaya getirmedi” diyen Erhürman, Cumhurbaşkanlığı’nın kendi çalışmalarını yürüttüğünü belirtti:
“Cumhurbaşkanlığı olarak biz kendi çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu projeyle ilgili hiçbir önyargım yok. Fakat bilinmesi lazım ki Hristodulidis’ten taraf böyle bir öneri gelmedi.”

Seçim takvimi eleştirisi: “Verimli değil… Hükümet için ciddi zaman kaybı”

Erhürman, yerel ve genel seçimin birbirine çok yakın tarihlerde olmasının “verimsiz” bir takvim oluşturduğunu belirtti. Normal takvime göre Aralık’ta yerel, Ocak’ta genel seçimin yapılacağını hatırlatan Erhürman, bunun hükümetin çalışma kapasitesini de zayıflatacağını söyledi.

“Normal seçim takvimine göre Aralık ayında yerel seçim, önümüzdeki yılın Ocak ayında ise genel seçim var. Bu bayağı iç içe geçmiş durumdadır. Bu takvim, çok verimli bir takvim değildir” dedi.

Görüşünü hükümet yetkilileriyle paylaştığını belirten Erhürman, “Devletin bütünlüğü konusunda bir görevim var” diyerek, ortaya çıkabilecek zaman kaybına dikkat çekti:
“Hükümetin çalışması açısından çok ciddi bir zaman kaybı olacak. Seçmenin oy verme davranışını da etkileyebilir.”

Ancak bu konuda yetki sınırına da işaret etti:
“Dolayısıyla iki seçimin bu kadar yakın olmasını doğru bulmuyorum. Bu konuda onun ötesinde bir hukuki yetkim bulunmuyor.”

Türkiye giriş yasakları / “kod” meselesi: “Gerekçeyi bilmem gerekiyor”

Erhürman, Türkiye’ye girişlerde yaşanan “kod” uygulamalarını Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüştüğünü söyledi. Konuyu her görüşmede gündeme getirdiğini belirten Erhürman, yanıtın parça parça değil tek seferde verilmesi gerektiğini ifade etti.

“Bu konuyu Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüştüm. Her görüşmemde de gündeme getiriyorum” diyen Erhürman, şunları kaydetti:
“Bu kodların kalkıp kalkmayacağını bilmiyorum. Fakat kendi vatandaşlarım söz konusu olduğu için en azından gerekçeyi bilmem gerekiyor.”

Erhürman, “Başlattığımız bir çalışma var, sonuçlarını alacağız” dedi.

Barikatlar ve araçlı geçiş: “Beni ilgilendiren eziyetin bitmesi”

Cumhurbaşkanı Erhürman, Lefkoşa’da ikinci bir araçlı geçiş noktasının ihtiyaç olduğunu vurguladı. Haspolat’tan başlayıp Kiracıköy üzerinden Luricina’ya uzanan, dört geçiş noktası hedefi olan bir harita üzerinde çalışıldığını söyledi.

“Asıl çözüm ikinci bir araçlı geçiş barikatının Lefkoşa’ya kazandırmaktır” diyen Erhürman, şu ifadeleri kullandı:
“Haspolat’tan başlayıp Kiracıköy üzerinden Luricina’ya kadar ulaşan, 4 geçiş noktası olarak hedeflenen bir harita üzerinde çalışıyoruz.”

Yeni barikat açılmasının ekonomik olarak Kıbrıslı Türklerin lehine olmayabileceğini de söyleyen Erhürman, buna rağmen önceliğinin insan yaşamı olduğunu vurguladı:
“Yeni bir barikat açılması ekonomik olarak Kıbrıslı Türklerin lehine değil. Fakat bu beni hiç ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren insanlarımızın geçişlerde eziyet yaşamamasıdır.”

Tartışmalı tasarı: “Şimdiki haliyle önüme gelirse büyük ihtimalle Anayasa Mahkemesi süreci olur”

Erhürman, gündemdeki bir tasarıya ilişkin de değerlendirme yaparak çalışmaları incelediğini, “epeyce soru işareti” bulunduğunu belirtti. Tasarının komiteye geleceğini söyleyen Erhürman, metnin şu aşamada “ham” olduğuna işaret etti.

“Bununla ilgili yapılan çalışmaları inceledim. Epeyce soru işareti var… Şu anda çok ham durumdadır” diyen Erhürman, mevcut haliyle önüne gelmesi halinde yargı sürecine gidebileceğini kaydetti:
“Şimdiki haliyle önüme gelirse, büyük ihtimalle yine Anayasa Mahkemesi süreci olur diye düşünüyorum.

Serhat İncirli:  ABD Başkanı Donald Trump’un Kıbrıs’a da müdahale edeceği yönünde söylem ve iddialar var. Bu bağlamda böyle bir çalışma veya hazırlık var mı?

Tufan Erhürman: Bu rivayet şeklinde yayılan bir bilgidir. Bize resmi yoldan ulaşan bir şey yok. Bu söylemleri çok da doğru bulmuyorum. Bizdeki toplumlar arası bir sorun olarak tanımlanır. Mevcut konjonktürde daha da fazla uluslararası hale geldi. Dolayısıyla garantör ülkeler hukuken masadadır. Onlar dışındaki bölgesel ve uluslararası güçlerin de masanın etrafında bir yerlerde göründüğü herkesin malumudur. Burada hem var olan hem de konjonktür içerisinde gelişen parametreler var. Kıbrıs sorunu da bunlar çerçevesinde ele alınmalıdır. ‘Sorunu dışarıdan çözdük’ şeklindeki yaklaşımlar doğru değil. Rivayetleri duyuyoruz fakat resmi temaslarda böyle bir durum yok.

Meyil Adakul: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin İsrail, Lübnan ve Mısır gibi ülkelerle enerji konusunda anlaşma yoluna gittiğini görüyoruz. Bu konu iki başlık altında gündeme geliyor; birincisi Kıbrıs sorununun çözümü olarak bir ivme katar mı? Yoksa tam tersi bir çatışmayı da beraberinde getirir mi? Veya dünyanın gözünü Kıbrıs’a çevirir mi? Ne söyleyebilirsiniz bu konuda?

Tufan Erhürman: Çözüm isteyip istememe konusunda ‘masaya oturduğumuz zaman değerlendirileceğimizle’ ilgili bir söylem var. Ama ben bunu genişletiyorum, çözüm isteyip istememe konusunda masanın dışında yaptıklarımızla da değerlendirilmemiz lazım.

Mademki Kıbrıs sorunu uluslararası bir sorun, o zaman sizin uluslararası ilişkiler ağı içerisinde enerji alanlarında da ticaret yollarınızda da aldığınız tavırlar elbette masayı son derece etkileyecek şeylerdir. Kıbrıslı Türklere ve Türkiye’ye söylediğinizin dışında bir davranışın içinde bulunursan çözüm gerçekleşecektir gibi bir beklenti herhalde kimsede yok. Bu söylemler gerginliği de arttırabilir, çözümsüzlüğe katkıda da bulunabilir.

Hatırlarsınız muhalefette olduğum dönemden beri hep üzerinde durduğum GSI diye bilinen bir proje var. Eğer denizaltından kabloyla elektrik bağlantısı olacaksa ve bu bağlantı Güney Kıbrıs ile İsrail arasından bir bağlantı olarak kabul ediliyorsa, dolayısıyla Kuzey Kıbrıs ve T.C. dışarıda bırakılıyorsa, çözüm açısından başka bir şeydir. Eğer koyulan bir rol, Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan diye değerlendiriliyorsa bu başka bir şeydir. İkinci söylediğim, hem coğrafya hem de ekonomik bazda daha hızlı olacak ve siyaseten de karşılıklı bağlılık kuracak. Dolayısıyla da çözüm sürecine katkısı da olacak. Kıbrıs Rum Liderliği bu hususu görmezden geliyor. O yüzden ‘ben bir an önce çözüm istiyorum’ demek bunlarla çelişiyor, bunları da görmeniz gerekecek ve görmezseniz de benim söylemem gerekecek. Bu bölgede yaşanan gelişmeleri ve çözüm atmosferini uygun bir yere çekmek noktasındadır. Bu sadece masada söylediğim bir şey değil, bizi ziyarete gelen tüm diplomatlara da AB’ye de tekrar tekrar anlattığımız bir husustur. O anlamda çok önemli. Bu sorunu değerlendirirken de sürekli akılda tutmak gerekir.

Aysu Basri Akter:  Son dönemde liderler arasında medya üzerinden karşılıklı açıklamalar görüyoruz. Kıbrıslı Rum Lider Nikos Hristodulidis ile sağlıklı bir diyalog kurabildiğinizi düşünüyor musunuz? Güven Yaratıcı Önlemler dahil olmak üzere bütünlüklü müzakere masası için bir zemin oluştuğuna inanıyor musunuz?

Tufan Erhürman: Ben göreve başladığım günden bu yana Kıbrıs sorunu bağlamında Hristodulidis’e yönelik 2 açıklama yaptım, Güneyden ise art arda açıklamalar geliyor. Örneğin Rum Lider Hristodulidis’in 1963 dönemini kahramanlık olarak aktardığı bir açıklaması var. Bu açıklamanın nasıl bir içerik taşıdığı ve neye hizmet ettiğine yönelik diye bir değerlendirme çok fazla yapıldı mı? Ben bu konuyla ilgili bile çok sınırlı şeyler söyledim. O da hiç kimsenin çok fazla bir şey söylememesinden dolayı söylemek zorunda kaldığım bir şey. Bazı şeyler ezbere dayalı şekilde devam ediyor. Bu ezberlerin içine hapsolmak istemiyorum.

Resmi tarih okumalarının farklılığı konusunda körlük içerisinde değilim. Bu noktada tercih edilen dil önemli. Daha önceki hangi 21 Aralık’ta böyle bir açıklama yapıldı? Kıbrıslı Rum lider ilk defa bir 21 Aralık’ta böyle bir açıklama yapma ihtiyacı duyuyor. Gazetecilere de çözüm konusunda çok istekli olduğunu vurgulayan açıklamalar yapıyor. Bütün bunların görülmesi gerekiyor.

Çok uzun süredir 4 adet metodolojik unsurdan bahsediyorum. Herkes de artık bunları biliyor. Hatta uluslararası toplum da biliyor. Biz görüşmelerimizde de aktarıyoruz. Masaya koyduğumuz için herkes de haberdar. Başından beri de bu 4 metodolojik unsurun kabul edilmesi durumunda masaya oturmaya hazır olduğumuzu söylüyoruz. Bizim tavrımızda soru işaretli bir durum yok. Diplomat olarak kiminle görüşürsem aynı dört maddeyi konuşuyorum. Arkasından da Güven Yaratıcı Önlemleri gündeme getiriyorum. Bu metodolojileri ilk gündeme getirdiğimde Güney basınında ilk 3 maddenin sorunsuz, 4’üncü maddede sorun olduğu yönünde haberler çıktı. Ne oldu şimdi de 1’inci maddenin içinde yer alan ‘dönüşümlü başkanlık’ konusunda sorun çıktı? Suçlama dili kullanmamaya çalışıyorum fakat bunlara da cevap vermek durumundayım. Bunların incelenmesi gerekiyor. Bizim pozisyonumuz değişmez. Dönüşümlü başkanlığı siyasi eşitliğin bir parçası olarak görüyorum. Ben kendinden başkasının çıkmayacağı bir yapı düşünemiyorum. Örneğin Avrupa Birliği’nde (AB) dönem başkanlığı dönüşümlü başkanlığın bir sonucudur. AB’ye her kim üye olursa 6 aylık dönem başkanlığına sahip olacağı da biliniyor. Nüfusun azlığı veya çokluğu da buna mani olmuyor. Eğer ortada siyasi eşitlik varsa ve hangi kurumsal yapıda bir araya gelirseniz gelin dönemsel başkanlığın siyasi eşitliğin görünürlüğü açısından vazgeçilmez bir şey olduğu açıktır. Bunun aksini de duymadım. Benim söylediklerim defalarca kez söylenmiş, yüzlerce defa yazılmış ilkesel olarak dayanakları olduğunu düşündüğüm şeylerdir. Bunları tartışmaya açığım. Fakat ‘sıfır asker sıfır garanti’ söylemiyle hareket edilmemeli. Eğer bunu dersen, başka bir dünyadan konuşuyorsun demektir. Çünkü ‘sıfır asker sıfır garanti’ hususu Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararlarının hiçbirinde yoktur. Sıfır asker sıfır garanti konjonktürel olarak içi boşalmış ve kullanılmaması gereken bir söylemdir.

Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyindeki U-14 kategorisinde iki futbol takımının maç yapması ile ilgili önerimiz de kabul edilmedi. Kıbrıs’ın güneyindeki takımların uluslararası federasyonlara üye olduğu ve böyle bir maç yaparsalar da bu federasyonlar nezdinde problem yaşayacak olmaları, teklifimizin kabul edilmeme sebebi olarak bize sunuldu. Bütün federasyonlar Kıbrıs adasındaki sorunu biliyor. İki taraf kabul ettiği sürece hiçbir federasyonun bu konuda sorun çıkaracağını düşünmüyorum. 14 yaş kategorisindeki çocuklarımızın bir araya gelip spor yapması için bu öneriyi sunmuştum.

Ertuğrul Senova: Kıbrıs sorunun çözüm modeli konusunda ulaşmak istediğiniz nihai hedef nedir?

Tufan Erhürman: Akademisyenlik yıllarımda federasyonla ilgili kitap yazmıştım. O kitapta yazdıklarımla şu anda söylediklerimin tutarlı olduğunu düşünüyorum. Ezberlerden devam edeyim diye bu konu içine hapsolmak istemedim. Ben şu an için çözümün şekliyle ilgili isim koymayacağım. Çünkü metodolojimi bozmak istemiyorum. Geçmişte yaşanan hataları yazdım ve not ettim. Halkımın karşısına çıkarken de 4 adet metodolojik unsurum olduğunu ve masaya sunacağımı söyledim. Kıbrıs Türk halkına beklentilerin tepe noktaya varıp hiçbir şey olmadan bittiği bir süreci yaşatmayacağım. Bu konuda benim sözüm var.

Metodolojik unsurlar bitmeden ve usule dair kararlar alınmadan ne konuşacağını ortaya koymak, esasa dair bir tartışmaya girmek demektir. Benim hedefim çok net. Hidrokarbonlar, enerji, deniz yetki alanları, ticaret yolları, güvenlik ve Avrupa Birliği (AB) vatandaşlığı. Bunlar ortak yetki alanlarıdır ve bizden koparıldı. Bu yetki alanlarında tek başına bir şey yapmaya niyetli değilim. Bu yetkiler siyasi eşitlik temelinde birlikte kullanılmalıdır. Ben sadece içeriği tanımlıyorum. Bunu federasyon diye kabul ettiğinde sorun bitmiş mi oluyor? Aksine hiçbir şey konuşmamış oluyorsunuz. Adımları doğru atalım, bırakın tanımlasınlar noktasındayım. Ben halkın geleceğini doğru yerden kurmaya odaklandım.

Aysu Basri Akter: Tufan Erhürman Türkiye’ye rağmen çözüm konusunda irade ortaya koyar ve bu konuda ısrarcı olur mu?

Tufan Erhürman: Aslında ben Tufan Erhürman olarak bu açıklamaları seçimden önce yaptım ve AB’yi masada hakem olarak kabul etmeyeceğimi söyledim. Bu konudaki hassasiyetler bende daha fazla çalışma isteği uyandırıyor. Ana muhalefet partisi liderliğim döneminde Hall ile yaptığım görüşmede ne yayınladıysam bugün Cumhurbaşkanı olarak da aynı açıklamayı paylaşıyorum. Kendisine de açık bir dille Kıbrıs sorunu konusunda kendisiyle görüşmeyeceğimi de ifade ettim. Fakat AB ülkelerinden herhangi bir ülke diplomatı gelirse gelsin konuşmaya hazırım. Örneğin ticaret tüzüğünün neden geçmediğini soruyorum ve kendisinin verdiği cevap “AB kompozisyonunu biliyorsunuz Güney Kıbrıs ve Yunanistan AB üyesidir ve onlar veto ettiği takdirde bu tüzüğü geçiremeyiz”. Benim söylediğim ise “tam da bu kompozisyon doğrultusunda masada nasıl tarafsız olduğunuzu iddia ediyorsunuz”. Ömer Çelik konusunda ise “neden ona cevap vereyim ki”. Bu ülkede çözüm isteyen herkes için kendim de dahil şunu bilmemiz gerekir ki, Türkiye’ye rağmen çözüm diye bir şey teknik olarak mümkün değil. “Türkiye ile istişare halinde ve Türkiye ile birlikte bunu yapabileceğimiz bilinmiyor mu?”. Tarihimizde bugüne kadar da “Türkiye’ye rağmen” görüşen bir cumhurbaşkanımız da olmadı. Garantör olarak onay vermediği hiçbir çözüm modeli bu ülkede antlaşma ile sonuçlanmaz. Berlin modelinin de olumsuz sonuçlanacağı belliydi. Örneğin Cenevre’de mezarlıklar konusu görüşülecek, üç garantör ülke de masada olacak. Bugüne kadar kapsamlı müzakere görüşmesi yapılmadığı için garantörler ortada yok. Çözüm istemek rasyonel anlamda bir şeyler taşımalı. Talat döneminde de müzakere heyetindeydim ve Türkiye ile istişareleri yapan ekibin içindeydim. Türkiye ve KKTC arasındaki ilişkileri her açıdan özel buluyorum. Her zaman diyalog kurma taraftarıyım. Benim açıklamalarımla Hristodulidis’in açıklamalarını karşılaştırmanızı rica ediyorum. Çözüm için uğraşıyorsak gazetecimizden yurttaşımıza kadar rasyonel olarak bir çözüm süreci yürüttüğümüzün bilincinde olunması gerekiyor.

Meyil Adakul: Karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkıyla ilgili yürütülen süreç ne aşamaya geldi?

Tufan Erhürman:Bu konuda bangır bangır bağıran bir ihlal yaşanıyor. Ülkeye gelen tüm büyükelçilere belgeleriyle bu sorunu gösteriyorum. Bu konuda geri adım atmam söz konusu bile değil. Siyasi eşitsizliğin daniskası var burada. Dolayısıyla karma evlilik mağduru çocuklarımız için hızlı şekilde adımlar atıyoruz. Bahse konu mevzudaki davalarla ilgili çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Eşitliği görmediğim yerde siyasi eşitlik konuşmak, çok teorik ve lüks kalıyor. Görüştüğüm hiçbir AB yetkilisi veya büyükelçi, bunun normal olduğunu söylemedi.

Serhat İncirli: Imagine Projesi’nde son durum nedir?

Tufan Erhürman:Rum Lider Nikos Hristodulidis hiçbir şekilde bu konuyu masaya getirmedi. Cumhurbaşkanlığı olarak biz kendi çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu projeyle ilgili hiçbir önyargım yok. Fakat bilinmesi lazım ki Hristodulidis’ten taraf böyle bir öneri gelmedi.

Serhat İncirli: Cumhurbaşkanlığı’nın erken seçimle ilgili bir beklentisi var mı?

Tufan Erhürman:Normal seçim takvimine göre Aralık ayında yerel seçim, önümüzdeki yılın Ocak ayında ise genel seçim var. Bu bayağı iç içe geçmiş durumdadır. Bu takvim, çok verimli bir takvim değildir. Bu görüşümü hükümet yetkilileriyle de paylaştım. Devletin bütünlüğü konusunda bir görevim var. Hükümetin çalışması açısından çok ciddi bir zaman kaybı olacak. Seçmenin oy verme davranışını da etkileyebilir. Dolayısıyla iki seçimin bu kadar yakın olmasını doğru bulmuyorum. Bu konuda onun ötesinde bir hukuki yetkim bulunmuyor.

Meyil Adakul: Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nun toplantısına ne gibi kararlar alındı?

Bayağı verimli bir toplantı oldu. Yapılacaklar listesi önümüze çıktı. Cumhurbaşkanlığı olarak bunun takibini yapmakla yükümlüyüz. Rakamsal olarak baktığımızda, güvensiz ülkeler sıralamasında ilk sıralara yerleşmişiz gibi bir durum yok. Fakat bizim kendi alıştığımız yerle şu anki yer arasında bizi rahatsız eden bir fark var. Bazı konularda eksiklerimiz olduğu çok net olarak görülüyor. Benim için bir tek kişinin kendisini endişede hissetmesi bile dikkate alınması gereken bir husustur. Yaşananları da ciddiye almamız lazım. Eksiklikleri tespit ettik, bunun takibini yapacağız.

Aysu Basri Akter: Kıbrıslı Türk aydınların N-82 ve G-82 kodlarla Türkiye’ye girişine izin verilmemesiyle ilgili Türkiye’deki yetkililerle ne görüştünüz? Son durum nedir?

Bu konuyu Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüştüm. Her görüşmemde de gündeme getiriyorum. Birçok şeyi takip edeceğimi söylediğim gibi bu da takip ettiğim konulardan biridir. Bu kodların kalkıp kalkmayacağını bilmiyorum. Fakat kendi vatandaşlarım söz konusu olduğu için en azından gerekçeyi bilmem gerekiyor. Bunun yanıtı parça parça değil bir defada olacak. Başlattığımız bir çalışma var, sonuçlarını alacağız.

Ertuğrul Senova: Yeni barikatların açılmasıyla ilgili son durum nedir?

Kerimya özelinde ara bölgede yapılan çalışma bu ay sonu tamamlanacak. Bu, ihalenin şartıdır. Bu ciddi bir rahatlama getirecektir diye düşünüyorum. Hatırlanacağı üzere Hristodulidis, Kerimya’daki kabin ve personel sayısını artıracağını, Bostancı ve Derinya barikatlarında seyrüsefer çıkarılabilmesi için düzenek alınacağını taahhüt etmişti. Bunlar olduğu zaman anlamlı bir rahatlama yaşanacaktır. Fakat çözüm tek başına bu değildir. Asıl çözüm ikinci bir araçlı geçiş barikatının Lefkoşa’ya kazandırmaktır. Bununla ilgili olarak da Haspolat’tan başlayıp Kiracıköy üzerinden Luricina’ya kadar ulaşan, 4 geçiş noktası olarak hedeflenen bir harita üzerinde çalışıyoruz. Ben bu harita üzerinde çalışmayı anlamlı buluyorum. Yeni bir barikat açılması ekonomik olarak Kıbrıslı Türklerin lehine değil. Fakat bu beni hiç ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren insanlarımızın geçişlerde eziyet yaşamamasıdır.

Aysu Basri Akter: Ceza (Değişiklik) Yasa Tasarı’nın içeriğiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Bununla ilgili yapılan çalışmaları inceledim. Epeyce soru işareti var. Fakat bu tasarı komiteye gelecek ve orada da bir çalışma yapılacak. Şu anda çok ham durumdadır. Şimdiki haliyle önüme gelirse, büyük ihtimalle yine Anayasa Mahkemesi süreci olur diye düşünüyorum. İlk nazarda böyle düşünüyorum. Bayağı muğlak ifadeler var. Ceza hukukunda muğlaklık çok tehlikelidir. Düşünce özgürlüğünü muğlak ifadelerle cezaya bağlayan şeyler karşıma çıkarsa Anayasa Mahkemesi’ne gider.

Röportaj Haberleri