Oral bariyerler

Cinsel Danışman Uzm. Nilsu Atıcı yazdı: Oral bariyerler

Cinsellik konuşulurken korunma denince aklımıza hala neredeyse refleks gibi tek bir şey geliyor; gebelik. Oysa cinsel sağlığın konusu yalnızca gebelik değildir. Enfeksiyonlar, beden bütünlüğü, güven, haz, onay da işin içindedir. Buna rağmen söz oral ilişkiye geldiğinde korunma çoğu kişi için ya ‘gereksiz’ ya da ‘abartı’ gibi algılanır. Bu algının tam ortasında ise adı az bilinen ama işlevi son derece önemli bir araç var; oral bariyer.

Oral bariyerler, oral ilişkilerde cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmayı sağlayan, vücudun çeşitli bölgelerinde ve genellikle de vulva veya anüs üzerinde kullanılabilen bir yöntemdir. Kullanılan bölgede ince bir fiziksel tabaka oluşturarak cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların geçişini azaltmayı amaçlar. Mantığı aslında kondomla aynıdır; temas eden yüzeyler arasına bariyer koymak. Oral ilişki çoğu kişi için ‘daha güvenli’ kategorisinde yer alır. Bu kısmen doğrudur çünkü gebelik riski yoktur ve bazı enfeksiyonlar açısından vulva veya anal ilişkiye göre daha düşük risk taşır. Ama ‘düşük risk’, ‘risksiz’ demek değildir. Ağız, genital bölge ve anüs mukozal dokulardır, yani mikroorganizmaların geçişine elverişli yüzeylerdir. Gonore, herpes, klamidya, sifilis, HPV gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar genital bölgeden ağıza ya da ağızdan genital bölgeye aktarılabilir. Buna rağmen oral ilişkide korunma konusu açıldığında insanların ilk tepkisi şaşkınlık oluyor. Çünkü korunma eşittir doğum kontrolü gibi dar bir çerçevede çizildi. Bu yüzden de oral ilişkide bariyer kullanma fikri bazılarına ‘gereksiz’, bazılarına ‘abartılı’, bazılarına da ‘tuhaf’ gelir. Tuhaf gelmesinin bir nedeni de görünmezliktir. Kuzey Kıbrıs’ta oral bariyer bulmak hala zordur. Eczanelerde çoğu zaman yoktur, cinsel sağlık ürünleri arasında yer almaz, reklamı yapılmaz, eğitimlerde nadiren geçer. İnsanlar görmedikleri bir şeyi ihtiyaç olarak algılayamaz, oysa ihtiyaç görünürlükten bağımsızdır. Bu noktada sık duyduğumuz cümleler arasında ‘benim partnerim temizdir’ var. Cinsel sağlık söz konusu olduğunda ‘temizlik’ kavramı ne yazık ki hala ahlaki bir etiket gibi kullanılıyor. Oysa bir kişinin cinsel yolla bulaşan enfeksiyona sahip olması onun ‘kirli’ ya da ‘temiz’ olduğu anlamına gelmez. Dahası birçok enfeksiyon uzun süre belirti vermez. Yani kişi kendini tamamen sağlıklı hissedebilir ve yine de enfeksiyonu taşıyabilir. Bu yüzden korunma, partnerin kim olduğu ile ilgili değil temasın türü ile ilgilidir. Oral ilişki mukozal temastır. Mukozal temas enfeksiyon aktarımı olasılığı taşır. Dolayısıyla oral ilişki de korunma gerektirebilir. Bir başka yaygın bir direnç noktası da hazla ilgilidir. ‘Bariyer olursa his azalır’ endişesi kondomlarda olduğu gibi oral bariyerde de dile getirilir. Oral bariyerlerde fiziksel temasın niteliği değişebilir ama cinsel haz yalnızca çıplak temasın yoğunluğuyla oluşmaz. Güvende hissetmek, kaygısız olmak, bedensel olarak rahatlayabilmek de uyarılmanın önemli parçalarıdır. Birçok kişi korunmasız cinsel aktivitelerde farkında olmadan bir risk kaygısı taşır. Bu kaygı da gevşemeyi zorlaştırır, yani aslında bariyer hazzı azaltmak bir yöne artırabilir.

Oral bariyerin kullanımı aslında son derece basittir. Temiz ellerle paket açılır, bariyer ilgili vücut yüzeyinin (vulva, anüs gibi) üzerine yerleştirilir ve yüzeyin tamamını kapladığından emin olunur. Oral temas bariyer üzerinden yapılır, kullanım sonrası atılır, tekrar kullanılmaz. Erişimin zor olduğu yerlerde kondom kesilerek de bariyer oluşturulabilir; kondomun alt ve üst uç kısmı kesilir, ardından uzunlamasına kesilerek düz lateks bir tabaka elde edilir. Bu tabaka oral bariyer gibi kullanılabilir.

Pratikte zor olan kısmı çoğu zaman teknik değil iletişimdir. Partnerlerle korunma konuşmaları birçok kişi için gerginlik yaratabilmektedir. Özellikle oral bariyer gibi az bilinen bir yöntem söz konusu olduğunda ‘bana güvenmiyor musun?’, ‘hasta olduğumu mu düşünüyorsun’ ya da ‘buna gerek yok’ gibi tepkiler duyulabilir. Bu noktada korunma talebinin bir suçlama değil ortak sağlık sorumluluğu olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak önemlidir. ‘Bu güven meselesi değil, korunma meselesi’, ‘sağlığımızı önemsiyorum’ ya da ‘oral ilişkide de enfeksiyon bulaşabildiğini biliyorum, o yüzden kullanmak istiyorum’ gibi cümleler kullanabilir. Cinsel aktivitelerde korunma talebi bazen pazarlık edilebilir bir tercih gibi görülür. Oysa korunma, ikna edilmesi gereken bir istek değildir. Bireyin kendi bedeni için aldığı bir sağlık önemlidir. Bir kişinin korunmak istemesi, partnerinin onayına bağlı değildir. Onay gerektiren şey cinsel eylemin kendisidir. Yani cinsel eylem ortak karardır; korunma tercihi bireysel haktır. Bu ayrımı netleştirmek, cinsel sağlık açısından önemli bir adımdır. Oral bariyerlerin belki de en büyük sorunu etkinlikleri değil bilinmezlikleridir. İnsanlar bilmedikleri şeyi kullanamaz. Cinsel sağlık eğitimi yalnızca riskleri anlatmakla değil, araçları tanıtmakla da ilgilidir. Bugün gençlerin büyük bir çoğunluğu kondomları bilir ama oral bariyeri duymamıştır. Bu bireysel değil yapısal bir eksikliktir. Çünkü oral ilişki cinsel yaşamın bir parçasıdır. Ve her cinsel davranış, güvenli versiyonuyla birlikte anlatılmalıdır.

Cinselliğe dair en köklü yanlış inanışlardan biri, korunmanın ‘anı’ bozduğu fikridir. Oysa korunma, ‘anın’ sürdürülebilirliğinin koşuludur. Oral bariyer cinselliği sınırlayan bir nesne değil, güvenli alan açan bir araçtır. Tıpkı kondomlar gibi. Belki de oral bariyerin en önemli işlevi, lateks bir tabaka olmasından çok daha fazlasıdır; cinselliğin yalnızca gebelikten ibaret olmadığını hatırlatır.

Sağlık Haberleri