Nüfus taşınmasına dair belgeler ve hakikat!

Cenk Mutluyakalı

Savaşın “günahları” ortak yazılır genelde; toplu mezarlar karşılıklıdır, göçler, cinayetler, tecavüzler
Hepsi savaş suçudur.
Savaşın kendisi “suç” aslında!
İnsanlık suçu…
Utanç…
Yüz karası…

 

Kıbrıs adasında onca suç var karşılıklı, ancak, adaya “nüfus taşınması” tek yanlı!

***

Türkiye’den Kıbrıs’a planlı “nüfus taşınmış” ve aslında Kıbrıslı Türk nüfusunun çok üzerinde ele geçirilen toprak doldurulmuştur.
O günlerde, Meclis’te dile gelen benzetmeyle, toprağa insan ekilmiştir.

 

Böylesi bir “sabıkası” vardır Kıbrıs’ın kuzeyinin ve sırf bu yüzden dahi barış anlaşması olmadan, kuzeyde ayrı bir devletin ya da idarenin uluslararası toplum ya da hukuk içine girmesi mümkün değildir.


***

Son bir haftadır 1975 yılından kalma “ÇOK GİZLİ” ibareli kimi belgeler yayınlıyorum.
Adaya Anadolu’ndan nüfus taşıma planlarını içeren ve ilk kez gün yüzüne çıkan belgelere yönelik yerli ve uluslararası pek çok araştırmacı, akademisyen ve uzmandan sorular, talepler, mesajlar alıyorum.
Belgelerin bazılarını geçmişte Adres Kıbrıs dergisinde yayınlamıştım ve farklı kaynaklarda referans gösterilmişti.

Yüzleşmek gerekiyor hakikatle…
İnkar sonuç getirmiyor.

***

İşin özü”nü sordu, Almanya’dan bir gazeteci dostum… “Nüfus mühendisliği” dedim.
 

Türkiye 1974’te Kıbrıs’a çıkarken insani bir gerekçesi ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hakları vardı. Ama sonuç öyle olmadı. Çünkü “Kıbrıs’ı bölmek” ya da “nüfus taşımak” gibi bir hak yoktu. “Garantörlük” yetkisi bunları içermediği gibi tam da bu pratiği yasaklıyordu.

***

Çok Gizli” ibareli tutanaklar gösteriyor ki, evlerinden silah zoru ile gönderilen Kıbrıslıların yerlerine “yerleşimci” nüfus taşındı.
Hem de sosyal, kültürel doku hiç gözetilmeden…

 

Nüfus, demografi ve Türkleştirme mühendisliği yapıldı, sonuç malum…

***

Mağduriyet” üzerine kurulu siyaset günü kurtarıyor, geleceği değil, “suçu” görmezsek eğer… Çünkü “ceza”yı dünyadan uzaklaştırılan bu toplum ödüyor.

***

Yeni siyaset” o nedenle umutsuzdur, çünkü, “eski bir hatanın” üzerine kuruludur. Kuzeydeki yapı “Federal Kıbrıs”ın bir unsuru değilse, dünyaya kabulü mümkün değildir.