Kültürel miras mali çöküşe kurban

Yarattıkları tarihi bütçe açığıyla boğuşan UBP – YDP – DP Hükümeti; kültürel mirasımız olan müze ve ören yerlerinin bakım, onarım, gişe ve işletme hizmetlerine bütçe ayıramayınca çareyi özelleştirmekte buldu...

Recep DAL

Yarattıkları tarihi bütçe açığıyla boğuşan UBP – YDP – DP Hükümeti; kültürel mirasımız olan müze ve ören yerlerinin bakım, onarım, gişe ve işletme hizmetlerine bütçe ayıramayınca çareyi özelleştirmekte buldu.

Bu adımın, Türkiye ile imzalanan mali protokolde yer alan "müzelerin özelleştirilmesi" maddesi doğrultusunda atılması ise dikkat çekti.

Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu’nun Meclis kürsüsünden duyurduğu “yeni işletme modeli” açıklamasıyla başlayan süreç, gelir getiren 8 müzenin “özelleştirme kıskancında” olduğu iddialarıyla ilerledi.

Türkiye ile imzalanarak yürürlüğe giren 2026 Mali Protokolü’nde yer alan “müze ve ören yerlerinde kamu-özel sektör işbirliklerinin geliştirilmesi” maddesi ise hükümetin attığı adımın yalnızca kendi içinde aldıkları bir karar olmadığını; sürecin Ankara destekli ekonomik programın bir parçası olarak şekillendiğini ortaya koydu.

YENİDÜZEN’in ulaştığı hükümet kaynakları, kamu maliyesindeki çöküş nedeniyle müze bütçelerinin eridiğini itiraf etti; personel ödemeleri ile bakım-onarım giderlerinde ciddi sorunlar yaşandığını, işleyişi sürdürebilmek için özelleştirme yoluna gidildiğini öne sürdü.

Turizm, Tanıtma ve Pazarlama Dairesi eski Müdürü Orhan Tolun da YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada, müze ve ören yerlerinin özelleştirilmesini “birilerine maddi menfaat sağlama girişimi” olarak nitelendirdi.

“Özelleşme sonrası eski eserler çalınırsa, zarar görürse veya yerine sahteleri konulursa bunun hesabını kim verecek” diye soran Tolun, bu eserlerin dünya varlığı olduğunu, özel şahısların veya işletmelerin güvencesine verilemeyeceğine vurgu yaptı.

Tarihi miras peşkeş mi çekiliyor?

UBP-DP-YDP Hükümeti, şimdi de müze ve ören yerleri ‘özelleştirmek’ ve bu kapsamda ‘birlerine menfaat sağmak’ için kolları sıvadı… Bunu yaparken Türkiye ile imzalanan mali protokol önemli bir araç olacak.

Konu ilk olarak Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu’nun 21 Nisan 2026 tarihli Meclis Genel Kurulu toplantısında yaptığı açıklamayla gündeme gelmişti. Ataoğlu, müzelerin “çağdaş müzecilik anlayışıyla” yeniden yapılandırılması ve yeni bir işletme modeli üzerinde çalışıldığını açıklamıştı.

Tartışmayı yeniden alevlendiren açıklama ise Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Dijital İletişim, Medya ve Kamuoyu Yönetimi Sekreteri Ayşe Öztabay’dan geldi. Öztabay, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ülkedeki 28 müzeden gelir getiren 8’inin özelleştirilmesinin planlandığı yönündeki iddiaları kamuoyuna taşıdı ve buna tepki gösterdi.

Mali protokoldeki ifadeler dikkat çekti

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile UBP-DP-YDP Hükümeti arasında imzalanan ve 7 Mayıs 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “2026 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması”nda yer alan bazı maddeler de tartışmaları güçlendirdi.

Protokolün “Eylem Planı” bölümünde yer alan ifadeler, hükümetin müze ve ören yerlerinde özel sektör modeline yönelmeye hazırlandığını açıkça ortaya koydu. Özellikle “kamu-özel sektör işbirliklerinin geliştirilmesi” ifadesi dikkat çekti.

Protokolde şu kararlar yer aldı:

“Müze ve ören yerlerinin modern işletmecilik tekniklerine uygun yönetilmesi için stratejik tasarım yapılması ve gereken yasal altyapının oluşturulması, kamu-özel sektör işbirliklerinin geliştirilmesi sağlanacaktır.”

“Müze ve ören yerlerinin hafta sonları da hizmet vermesi sağlanacaktır.”

Söz konusu maddeler, özelleştirme girişiminin yalnızca UBP-YDP-DP Hükümeti’nin tercihi değil, Türkiye ile imzalanan mali protokol çerçevesinde şekillenen bir politika olduğu yönündeki gerçeği gözler önüne serdi.

Hükümetin özelleştirme gerekçesi mali çöküş…

YENİDÜZEN’in hükümet içerisindeki kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre ise kamu maliyesindeki çöküş, müze ve ören yerlerine ayrılan bütçeyi de doğrudan etkiledi.

Edinilen bilgilere göre müzelere ayrılması gereken kaynakların önemli bir kısmı kamu maaş ödemelerine aktarılıyor. Müze personelinin ek mesai ödemelerinde sıkıntılar yaşandığı, birçok tarihi yapıda bakım ve onarım için gerekli bütçenin dahi yaratılamadığı ifade ediliyor.

Hükümetin de bu gerekçeler doğrultusunda müzelerdeki işleyişi sürdürebilmek için “özelleştirme” ya da “kamu-özel ortaklığı” modelini ciddi biçimde değerlendirdiği belirtiliyor.

Turizm, Tanıtma ve Pazarlama Dairesi eski Müdürü Orhan Tolun:

Kültürel miraslar özelleştirilemez”

Öte yandan konuya ilişkin en sert eleştirilerden biri de, eski KITSAB Başkanı ve Turizm, Tanıtma ve Pazarlama Dairesi eski Müdürü Orhan Tolun’dan geldi.

Tolun, YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada müzelerin özelleştirilmesinin “birilerine maddi menfaat sağlama girişimi” olduğunu vurguladı.

“Müzeler gibi kültürel miraslar özelleştirilemez” diyen Tolun, özel müze ile kamuya ait tarihi mirasın birbirine karıştırıldığını belirterek, “Sıfırdan özel müze yapılacaksa bunda sorun yok. Yakın Doğu Üniversitesi kampüsündeki Kıbrıs Araba Müzesi gibi örnekler olabilir. Ancak toplumun tarihini ve kültürünü yansıtan eserlerin kontrolünü özel şirketlere bırakamazsınız” ifadelerini kullandı.

Yakın Doğu Üniversitesi bünyesindeki özel müzelerin farklı değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Tolun, hükümetin “modern müzecilik” söylemini de eleştirdi.

Tolun, “Müzelerin restorasyonu milyonlarca dolar gerektiriyor. Bu çalışmaları bugün Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar destekliyor. Siz bunları özelleştirirseniz, dünya mirası niteliğindeki eserlerin restorasyonuna aynı destekler de gelmez” dedi.

Kamuoyunda konuşulan “28 müzeden gelir getiren ‘kaymaklı’ 8 müzenin özel sektöre devredileceği” iddiasına da dikkat çeken Tolun, bunun dahi hükümetin gerçek niyetini ortaya koyduğunu belirtti.

“Eğer amaç gerçekten hizmetse neden sadece gelir getiren müzeler seçiliyor?” diye soran Tolun, “Çünkü özel şirketlerin diğer müzelerden istedikleri kazancı elde edemeyeceklerini biliyorlar” ifadelerini kullandı.

Müzelerin işletmesinin özel sektöre verilmesi halinde devletin gelir kaybına uğrayacağını da dikkat çeken Tolun, “Bugün gelirin tamamı devlete gidiyor. Özelleştirme olursa bunun ancak yarısı devlete kalacak. Bunun neresi ekonomik fayda?” dedi.

Tolun açıklamasında tarihi eserlerin güvenliği konusuna da dikkat çekti.

“Özelleştirme sonrası eserler zarar görürse, çalınırsa veya yerine sahteleri konulursa bunun hesabını kim verecek?” diye soran Tolun, kültürel mirasın yalnızca devletin değil toplumun ve insanlığın ortak değeri olduğunu vurguladı.

“Bunlar dünya varlığıdır. Dünya mirası niteliğindeki eserleri özel şahısların güvencesine bırakamazsınız” diyen Tolun, konunun referanduma götürülmesi gerektiğini belirtti.

Turizm örgütlerine de çağrı yapan Tolun, “KITSAB ve diğer örgütleri bu sürece alet etmesinler. Tüm örgütler buna karşı çıkmalı. Müzelerin özelleştirilmesi turizmi ileri değil, geriye götürür” ifadelerini kullandı.

Tolun, Eski Eserler ve Müzeler Daire Müdürlüğü mevkiine sürekli şekilde yapılan atamalara işaret ederek, “Her 6 ayda bir müdür değişiliyor. Eski eserlerin durumunu siz düşünün” diye konuştu.

Özel Haber Haberleri