İşte o mektup: Ercan ve Mağusa’ya açılım

Anastasiadis’ten Tatar’a mektup: Maraş’a karşılık Ercan’a doğrudan uçuş, Mağusa Limanı’na doğrudan ticaret

Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis, 6 sayfalık bir mektupla Maraş’a karşılık Ercan’a doğrudan uçuş, Mağusa Limanı’na doğrudan ticaret önerisini Ersin Tatar’a yeniden iletti.

Anastasiadis’in, ‘Kıbrıslı Türk Lider’ olarak seçtirilen Tatar’a mektubu basına yansıdı. Fileleftheros, Anastasiadis’in 6 sayfalık mektubun geniş özetini yayımladı.

Mektupta ayrıca Kıbrıs ülkesinin birleştirilmesi için müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik çerçeve de hatırlatıldı.

Federal Kıbrıs’ı oluşturan kurucu devletlerin eşit siyasi statüsü ve otonom yönetecekleri belirlenmiş idari sınırları olacağını anımsatan Anastasiadis, “Oluşturucu devletler bütün yetkilerini, federal hükümetin tahakkümü olmadan tam ve kesintisiz kullanacak” uzlaşını da yineledi.

Avrupa Birliği üyesi Kıbrıs’ın çözümden sonra da bu üyeliğini koruyacağına dikkat çeken Anastasiadis, “Birleşik Kıbrıs’a yönelik anlaşma tüm Kıbrıslıların temel özgürlük ve insan haklarından ­tam olarak kesintisiz yararlanmalarını sağlayacak ve koruyacak”  dedi.

İşte o mektupta Anastasiadis’in gündeme getirdiği ‘Güven Yaratıcı Önlemler’ teklifi

Maraş-Timbu (Ercan) Havaalanı:

  • Yasal sakinlerin güvenlik şartları altında en kısa sürede geri dönebilmesi için kapalı Maraş bölgesi ve buraya erişim BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 sayılı kararları uyarınca BM idaresine devredilecek. 
     
  • Bu sürece paralel, Ercan Havaalanı da BM’nin yönetimine verilecek ve 1944 Chicago Sözleşmesi de dahil ilgili uluslararası hukuk kurallarına ve 1960 Kuruluş Sözleşmesi’ne tam uyumla işleyecek. 
     
  • Kıbrıs’ta tek ve bölünmez bir uçuş bilgilendirme bölgesi (FIR) olmaya devam edecek.

Mağusa Limanı-Ankara Protokolü:

  • Mağusa Limanı aracılığıyla ticaret için Kıbrıs’ın 2003 tarihli AB katılım metninin 10’uncu protokolüne uygun pratik düzenlemeler üzerinde anlaşma sağlanacak. Bu alışverişler Avrupa Komisyonu tarafından yönetilecek.
     
  • Türkiye Kıbrıs’a yönelik kısıtlamalarını kaldıracak ve Katılım Anlaşması Ek Protokolünü Kıbrıs için tam ve istisnasız uygulayacak ve böylece, diğer şeyler yanında, Kıbrıs bayraklı gemilerin Türk(iye) limanlarına erişimine ve alanının açılmasına müsaade edecek.
     
  • Kıbrıslı yurttaşlar hidrokarbonların tek bir damlasından ve olası gelirinden mahrum edilmeyecek. Kıbrıs sorunu çözülmeden dahi,  gelecekteki oluşturucu devletlerin nüfusu/vatandaşları oranında Kıbrıs Türk toplumu için de ilgili gelir özel bir hesaba yatırılacak.
     
  • Kıbrıs ile Türkiye arasında, Münhasır Ekonomik Bölge/ kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması yapılacak.


Yeniden müzakere daveti

 

Anastasiadis 6 Mayıs tarihli mektubunda Ersin Tatar’ı, uluslararası toplumun onayladığı çerçevede yeniden müzakerelere davet etti.
 

“İstenmeyen ve başarılması mümkün olmayanı değil mümkün ve gerçekçi olanı müzakere etmeliyiz” diyen Anastasiadis, müzakere çerçevesini de 11 Ocak 2014 Eroğlu-Anastasiadis anlaşması olarak ortaya koydu.

Tatar’a “Sevgili Ersin” ifadesiyle hitap eden Anastasiadis, BM Güvenlik Konseyi’nin 1991 tarih ve 716 sayılı kararına da atıf yaptı.


İşte önerilen müzakere çerçevesi

Anastasiadis Tatar’a, 2014 tarihli anlaşmada ortaya çıkan unsurları ve müzakere çerçevesini hatırlattı:


"Başka bir ülkeyle kısmen veya tamamen birleşme veya herhangi bir taksim veya ayrılık veya herhangi başka bir tek taraflı durum değişikliği yasaklanır.”


“İki oluşturucu / kurucu federe devletin eşit siyasi statüsü ve otonom yönetecekleri belirlenmiş idari sınırları olacak.”


“Oluşturucu devletler bütün yetkilerini, federal hükümetin tahakkümü olmadan tam ve kesintisiz kullanacak.”

“Federal yasalar oluşturucu devletlerin, kendi yetki alanları içerisindeki yasalarını ihlal etmeyecek, oluşturucu devletlerin yasaları da federal hükümetin kendi yetkileri içerisindeki yasalarını ihlal etmeyecek.” 


“Taraflardan hiç biri diğerinin hak veya yetkisini talep edemeyecek. Federal anayasa, oluşturucu devletler tarafından kullanılacak geriye kalan (artık) yetkileri öngörecek.”

 

“Her bir oluşturucu devletin kendi iç vatandaşlık statüsü ile ilgili belirli kriterler ihdas etme hakkı olacak.”

“Vatandaşın, iç vatandaşlık statüsüne sahip olmadığı ama ikamet yeri veya yerleşmek veya çalışmak için tercih ettiği oluşturucu devlette oy kullanma hakkı düzenlenecek.”

“AB üyesi olan Kıbrıs, çözümden sonra da AB üyesi kalacak, bu, bütün Kıbrıslıların temel özgürlük ve insan haklarından ­tam olarak kesintisiz yararlanmalarını sağlayacak ve koruyacak.”

 

“Toplumlardan birinin öteki toplumun yetki veya haklarını talep edememesi için iki toplum federal hükümete özel maddelerle etkin katılım sağlayacak."

 

Mektubun devamında müzakerelerde kaydedilen yakınlaşmalara atıfta bulunuldu. Mektupta,  Kıbrıs Türk tarafının haklı ya da haksız olabilecek başka haksız endişelerin aşılması için şunlar ifade edildi:

 

"Federal yetkilerin idari kullanımının federal düzeyden alınıp oluşturucu devletlere tevdi edilmesini önermiştim. Bu öneri ile her oluşturucu devlet, hem kendi yönetim bölgesi içerisinde ve yetki ikamesi ve yakınlık ilkesini ihlal etmeksizin geniş idari otonomiden yararlanacak hem de merkezi hükümetin yetkilerinin azalmasıyla her iki toplumun ve vatandaşların gündelik hayatında kargaşayı asgariye indirecek ve böylece çatışma olasılığını azaltacak.  Dahası, Kıbrıs halkı böyle bir düzenleme ile kendini daha rahat hissedecek. Kıbrıs Türk toplumu kendini, çoğunluk (nüfus) toplumun hegemonyası altında, Kıbrıslı Rumlar da herhangi bir kurumda bir olumlu oy gerekeceği öngörüsü aracılığıyla kendilerini Kıbrıs Türk tarafının çıkarlarının esiri hissetmeyecek."


 

 

Belgeler Haberleri