Tümay TUĞYAN
Kıbrıslı Rum müzakereci Menelaos Menelaou, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunabilmesi amacıyla başlaması öngörülen müzakerelere yönelik yürütülen çabayı, YENİDÜZEN’e değerlendirdi.
Orta Doğu’da son bir aydır devam eden savaşın, Kıbrıs adası üzerinde yarattığı tehdide ilişkin soruları da yanıtlayan Menelaou, bölgede yaşanan gelişmelerin, Kıbrıs sorununun çözülmesinin önemini bir kez daha ortaya çıkardığını söyledi.
“Tüm Kıbrıslılar için bariz olan seçenek, AB üyesi bir Birleşik Kıbrıs”
YENİDÜZEN: Kıbrıs çözüm süreci elbette en öncelikli konu ancak Orta Doğu'da devam eden savaş, özellikle Birleşik Krallık'ın Kıbrıs’taki egemen üsleri nedeniyle şu anda gündemimizin en üst sırasında. O nedenle dilerseniz oradan başlayalım. Savaş, özellikle Ağrotur Üssü’nü hedef alan insansız hava aracı saldırılarının ardından, güvenlik anlamında son derece büyük bir endişeye neden oldu. Sizce, ada hâlâ tehlikede mi?
MENELAOU: Kıbrıs güvenli bir yer; biz bu savaşın bir parçası değiliz. Ve elbette beklentimiz, gelişmelerin, gerilimin azaltılması, diplomasi, çok taraflılık ve barışçıl bir sonuca ulaşılması yönünde seyretmesi. Bölgemizde zaman içinde bir huzursuzluk alanı olmuştu ve şu anda bu yoğun bir şekilde yaşanmakta. Bu da bize, bu son derece istikrarsız bölgede kendi siyasi sorunumuzu çözmek ve Kıbrıs ve Doğu Akdeniz için istikrar ve güvenlik alanı olarak alternatif bir örnek oluşturmak için elimizden gelen her şeyi yapmamızın ne kadar zorunlu olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
YENİDÜZEN: Tehlikede olmadığımızı söylüyorsunuz, ancak güvenlik gerekçesiyle yabancı ülkelerden çok sayıda askeri unsur Kıbrıs’a davet edildi. Bu bir ikilem yaratmıyor mu?
MENELAOU: Buraya güç gönderen ülkeler söz konusu olduğunda, bu, Avrupa Birliği üye devleti olan Kıbrıs Cumhuriyeti'ne yönelik bir destek ve dayanışma hareketi olarak ve aynı zamanda ikili düzeyde bir destek hareketi olarak gerçekleştirildi. Bu, Kıbrıs'ta ve daha geniş bölgede güvenliği güçlendirmeye yönelik bir adım ve katkıdır. Doğru, bu durum fiilen bir ikilem yaratıyor. Biz bunu arzu etmesek de, gerçeklik bunu önümüze koyuyor. Kıbrıs'ta hepimiz için geçerli olan bu ikilem, şunu düşünmemizi gerektiriyor: Avrupa Birliği'nde birleşik bir Kıbrıs seçeneği ile güvence altına alınan, sürdürülebilir, güvenli ve istikrarlı bir ilerleme yolunu mu seçeceğiz? Yoksa, 1974'ten beri yaşadığımız durumun bir sonucu olarak, Kıbrıs'ı esir tutan ve jeopolitik hırsların kurbanı haline getiren mevcut model mi devam edecek? Bence Kıbrıs ve tüm Kıbrıslılar, Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler, Ermeniler, Maronitler ve Latinler için bariz, sürdürülebilir, yararlı ve avantajlı seçenek, elbette Avrupa Birliği'nde birleşik bir Kıbrıs'tır.
“Yabancı bir aktörün emri altında olmayacak, bağımsız bir devlet”
YENİDÜZEN: Savaş ve güvenlik meselesi bağlamındaki gelişmelerin, bizi Kıbrıs sorununun çözümüne giden yola yaklaştırabileceğini düşünüyor musunuz?
MENELAOU: Savaş doğal olarak uluslararası gelişmelerin önüne geçiyor. Şu anda ana sahne İran, ancak daha genel tabloya da bakmamız gerekiyor. Genel bir belirsizlik ve istikrarsızlık var ve bölgesel ve küresel güç rekabeti keskinleşiyor. Daha önce de belirttiğim gibi, durum siyasi çözümlerin, çok taraflılığın, diplomasinin ve uluslararası hukuka dayalı çıkış yollarının gerekliliğini vurgulamaktadır. Kıbrıs sorunu için, BM Güvenlik Konseyi kararlarında belirlenen çok net bir çerçeve var; bu, Kıbrıs sorununun çözülmesi gereken temeli, yani federal temeli oluşturmaktadır. BM kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon. Geçmişte yapılan ve 2017 yazındaki son girişimle ve o zamana kadar ulaşılan uzlaşmalarla doruğa ulaşan çabalarla, bu hedefe doğru çok uzun bir yol kat ettik. Bunlar, bana sorduğunuz güvenlik konusu da dahil olmak üzere tüm temel unsurları içermektedir. Bu konuda, uygun ve yeterli çözümün ne olması gerektiğine dair geçmişteki görüşmelerden gelen bir miras da bulunmaktadır. Bu, garantilerin kaldırılması ve Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarından askerlerin çekilmesidir. Ve bence güvenlik meselesinin bu şekilde ele alınması gerekliliği, mevcut gelişmeler bağlamında daha da vurgulanmaktadır. Aynı şekilde, kurumlarda ve toplumda birleştirici dinamiklere sahip, işlevsel bir federal devlete duyulan ihtiyaç da öyle. Yani, birleşik bir Kıbrıs'ın, hiçbir şekilde yabancı bir aktörün emri altında olmayacak, gerçekten bağımsız ve sürdürülebilir bir devlet olması gerektiğidir.
YENİDÜZEN: Öyleyse, Kıbrıs Rum tarafının nihai niyetinin Kıbrıs’ta yabancı askerlerin ve garantilerin olmaması olduğunu teyit edebilir miyiz?
MENELAOU: Evet, bunun gerekli olduğuna inanıyoruz. Çünkü Kıbrıs sorununun çözümünün özü, yani öncelikle ele alınması gereken şey, sorunun uluslararası boyutu olarak adlandırdığımız şeydir. Yani sorunun, uluslararası hukukun, toprak bütünlüğünün, Birleşmiş Milletler ve AB'nin bağımsız bir üye devleti olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğinin ihlali sonucu ortaya çıktığıdır. Ve bu ihlal sona erdirilmelidir. Sorunun en temel kısmı budur. Kıbrıs sorununun, devletin nasıl yapılandırılacağıyla ilgili bir iç boyutu da olduğunu inkar etmiyoruz; bu, bizim deyimimizle tarihi uzlaşmaya dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyonun, Birleşmiş Milletler'in ilgili kararlarında tanımlandığı gibi siyasi eşitlik temelinde yapılandırılmasıyla ilgili bir iç boyut olduğunu inkar etmiyoruz.
YENİDÜZEN: Guterres Çerçevesi’nde, Garanti Antlaşması’nın yerini alacak başka bir yol, başka bir mekanizma bulunmasından söz ediliyor. Türkiye’nin, garantilerin kaderini belirleyecek garantör güçlerden biri olduğu gerçeğinden hareketle, bunun gerçekleştirilebilir bir hedef olduğunu düşünüyor musunuz?
MENELAOU: Geçmişte yapılan görüşmelerden, özellikle de 2017 yazında sonuçlanan girişime yol açan görüşmelerden edinilen deneyim, bunun mümkün olabileceğini göstermiştir. Kolay olacağını söylemiyorum, zorlukları küçümsemiyoruz. Ancak, garantiler ve askerler meselesini ele alma ihtiyacının aslında bir çözümün özüyle eşdeğer olması nedeniyle, bunu nihayetinde mümkün kılmak için her türlü imkânı tüketmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bunu başarabilecek miyiz, göreceğiz. Ancak bunu mümkün kılmak için her türlü imkânı değerlendirmeliyiz.
“Üsleri tartışmak yararlı ve gereklidir”
YENİDÜZEN: Bu savaş, İngiliz üsleriyle ilgili endişeleri bir kez daha gündeme getirdi. Sayın Hristodulidis de son zamanlarda bu üslerin kaldırılması gerektiğini ifade ediyor. Birleşik Krallık'ın, üslerden vazgeçmeye istekli olacağına inanıyor musunuz?
MENELAOU: Birleşik Krallık adına konuşamam. Bu konuda söylemek istediğim şey, üsler konusunda ifade ettiğimiz tutumun, üslerin bir sömürge kalıntısı olduğu ve üslerle ilgili konuların tartışılması gerektiği şeklindeki uzun zamandır süregelen ilkemiz olduğudur. Elbette bu konuyla ilgili birçok yön vardır. 1960 antlaşmalarından kaynaklanan meseleler. Üs bölgelerinde yaşayan Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşları ve bununla ilgili birçok başka husus bulunmaktadır. Ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Birleşik Krallık arasında çok iyi ve verimli bir ikili ilişki de mevcuttur. Daha geniş bağlamda, bir tartışma yapılmasının yararlı ve gerekli olduğuna inanıyoruz ve bunun Kıbrıs'ın tamamı ve tüm Kıbrıslılar için faydalı bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz.
Arka bahçe anlatısı; “Tuhaf ve Paradoksal”
YENİDÜZEN: Kıbrıs Türk tarafında ve Türkiye’de, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “İsrail’in arka bahçesi” haline geldiğine dair mevcut gelişmelerle ilgili bir tartışma var. Bu konuda yorum yapmak ister misiniz?
MENELAOU: Kıbrıs Cumhuriyeti, iyi komşuluk ilkesi temelinde ve uluslararası hukukun belirlediği çerçeve içinde komşularıyla ikili ilişkilerini geliştiriyor. Tüm komşularımızla iyi ilişkiler kurmayı hedefliyoruz ve bu hedef doğrultusunda çalışıyoruz; ayrıca bu paradigmanın Türkiye ile ilişkilerimizi de kapsamasını umuyor ve bunun için çalışıyoruz. Bölgede barış, istikrar ve iş birliğine katkıda bulunan bir aktör olarak hareket ediyoruz. Hiçbir komşumuzun bizi “arka bahçesi” olarak gördüğünü düşünmüyoruz ve öyle de değiliz. Herhangi bir tartışma niyeti olmaksızın ve yalnızca samimi bir tartışma yürütmek amacıyla – zira ileriye dönük alternatif bir model bulabilmemiz için bu gereklidir – şunu söylememe izin verin. Son 52 yıldır Kıbrıs'ın bir bölümünü yasadışı olarak “arka bahçesi” olarak elinde tutan bir ülkede, kamuoyundaki tartışmalarda ortaya çıkan anlatılarda Kıbrıs'ın bu şekilde tasvir edilmesi biraz tuhaf ve paradoksal geliyor. Bize bu, yapay bir tehdit yaratma çabası gibi görünüyor; böylece bu tehdit, 1974'ten beri var olan ve Kıbrıs'ı jeopolitik amaçların bir ganimeti olarak gören modeli beslemeye devam etmek için bir gerekçe olarak kullanılacak. Biz bu kaderi kabul etmiyoruz. Farklı bir model (paradigma) hayal ediyor ve bunun için çalışıyoruz.
“Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin gerçek çıkarları ortaktır”
YENİDÜZEN: Bu noktada, sizden ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bölge ülkeleriyle imzaladığı çok taraflı anlaşmalara ilişkin Sayın Erhürman’ın eleştirileri hakkında yorum yapmanızı rica ediyorum; Bunlardan biri de İsrail. Erhürman Hristodulidis’in, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ortağı olan Kıbrıslı Türkler’in onayı olmadan, bu tür uluslararası anlaşmaları imzalama hakkı olmadığını ifade ediyor.
MENELAOU: Her devlet için olduğu gibi, Kıbrıs Cumhuriyeti için de bunlar devlet egemenliğinin kullanıldığı alanlara giren konulardır ve uluslararası hukukun belirlediği çerçeve ve esaslar dahilinde uygulanmaktadır. Ve bu, Kıbrıs'ın tamamı ve tüm Kıbrıslılar için faydalıdır. Yeniden birleşmiş bir Kıbrıs'ta, bu faydalarından Kıbrıslı Türkler de yararlanacaktır. Hatta, önceki girişimin sonuna kadar ulaştığımız uzlaşmalara dayalı bir çözüm, bu perspektifi garanti edecek nitelikte olacaktır. Bunun ötesinde, Kıbrıslı Rum ile Kıbrıslı Türklerin çıkarlarının sonsuza dek birbiriyle çatışan çıkarlar olarak gösterilmemesi gerektiğini belirtmek isterim. Bu, diğer çıkarların hizmetine sunulması amacıyla Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıslı Türkleri sürekli çatışma halinde tutmak isteyen modeli yeniden üreten bir yaklaşımdır. Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin gerçek çıkarları ortaktır ve birbirlerini karşılıklı olarak güçlendirir.
“Bir devletin yönetimine katılmak istediğinizde, bağlılığınız o devlete karşı olmalıdır”
YENİDÜZEN: Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a altı adet F-16 uçağı konuşlandırması, güneyde tepki ve eleştirilere yol açtı. Geçtiğimiz gün bu eleştirilere yanıt veren Kıbrıslı Türk lider, Türkiye'nin burada garantör ülke olarak bulunduğunu belirtti.
MENELAOU: Yine, ileriye dönük alternatif bir yol bulmamız için gerekli olan samimi bir konuşma yapma düşüncesiyle, şunu söylemeliyim ki gerçek şu: Açıkça görülüyor ki, Türkiye'nin Kıbrıs'taki toplam askeri varlığı, 1960 Antlaşmaları'ndan kaynaklanan herhangi bir yükümlülüğün yasal olarak yerine getirilmesine uygun değildir. Türkiye'nin Kıbrıs'taki genel askeri varlığı, 1960 Antlaşmaları ve uluslararası hukuka göre yükümlülükleriyle çelişmektedir. Yine bu sorunuzdan yola çıkarak şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Kıbrıs ve tüm Kıbrıslılar için sürdürülebilir yol, Avrupa Birliği içinde birleşmiş bir Kıbrıs'tır. Bu, rekabetçi ve bölücü modeli yeniden üreten yaklaşımların tekrarlanması yolu değildir. Burada bir parantez açarak şunu belirtmek istiyorum. Kıbrıs Türk toplumundaki tartışmaları, açıklamaları ve gelişmeleri sistematik olarak takip etmeye ve analiz etmeye çalışıyoruz. Algımız doğruysa, Kıbrıslı Türkler arasında gerek kimlik, ama aynı zamanda diğer alanlarda, örneğin siyaset, ekonomi ve başka alanlarda da özerklik talep etme eğiliminin zaman içinde ortaya çıktığını görüyoruz. Bence bu, temel bir soru etrafında düşünme ihtiyacını gündeme getiriyor. Kıbrıs Türk toplumu kendini nasıl algılıyor? AB içinde birleşik bir Kıbrıs'a bağlılığı olan, ancak özerkliğe sahip bir aktör olarak mı? Yoksa bir üçüncü tarafın temsilcisi (proxy) olarak hareket edecek bir aktör olarak mı? Çünkü bir devletin yönetimine katılmak istediğinizde, bağlılığınız o devlete karşı olmalıdır.
“Daha hızlı bir tempo, daha somut adımlar beklediğimiz doğrudur, ancak çıkmazda değiliz”
YENİDÜZEN: Şimdi biraz da müzakere sürecini konuşalım. Daha başlayamadan, bir çıkmazın içerisindeyiz. Görüntü bu. Sizce her iki lider de bu çıkmazı aşmanın, ilerlemenin ve resmi müzakerelere yeniden başlamanın bir yolunu bulabilir mi?
MENELAOU: Öncelikle şunu söyleyeyim ki, içinde bulunduğumuz durum bir çıkmaz değil. Bizim hatamız olmayan bir yavaşlama yaşıyoruz. Bunu suçlama oyununa girmek niyetiyle değil, yalnızca kendi bakış açımızdan gerçekleri paylaşmak amacıyla söylüyorum. Ama bir çıkmazda değiliz. Süreç devam ediyor ve önümüzdeki hedefe, yani müzakerelerin yeniden başlamasına odaklanmış durumdayız. Önceki yıllarda, o zamanki muhataplarımızın "iki devletli çözüm" pozisyonunda ısrar etmesi sonucu karşılaştığımız zorluklara rağmen, barış sürecini yeniden canlandırmak için bu çabayı bilinçli olarak üstlenmeyi seçtiğimizi hatırlıyorum. Bu çabanın, geçen Ekim ayında Kıbrıslı Türkler tarafından Kıbrıs Türk toplumunun liderliği için alternatif bir seçenek sunulabilmesi için gerekli ortamın oluşmasına da katkıda bulunduğuna inanıyoruz. Ekim ayından bu yana daha hızlı bir tempo ve daha somut adımlar beklediğimiz doğrudur. Ancak engeller bizi yolumuzdan saptırmaz. Çabalarımıza devam ediyoruz. BM Genel Sekreteri taahhüdünü sürdürüyor ve bunun için minnettarız. Ortamın zorluklarının farkındayız, ancak aynı zamanda bu çabanın başarısızlığa uğramasına izin vermememiz gerektiğinin de tam olarak bilincindeyiz. Çünkü, genel gelişmelerden de görebileceğimiz gibi, diplomasi tükendiğinde, ardından istenmeyen gelişmeler gelir.
“Yakınlaşmaların yeniden teyidi seçici bir şekilde ve yalnızca Kıbrıs Türk tarafının ilgisini çeken konular üzerinde yapılamaz”
YENİDÜZEN: Tamam, bunun bir çıkmaz olduğunu söylemeyelim, ama dışarıdan öyle görünüyor. Kıbrıslı Türk lider dört maddelik bir şart sundu ve bu listenin ilk maddesi, dönüşümlü başkanlık meselesi. Sayın Erhürman, dönüşümlü başkanlık ilkesinin prensip olarakkabul edilmediği takdirde, somut müzakerelere geçmeyeceğini belirtiyor. Bu engel aşılabilir mi?
MENELAOU: Öncelikle, bizim tarafımızdan Sayın Hristodulidis’in, hedefe ulaşmanın en uygun yolu olduğuna inandığımız beş maddelik bir öneri sunduğunu belirtmek isterim. Bu öneri şunları içermektedir: BM kararlarında tanımlandığı gibi siyasi eşitliğe sahip iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon çözümünün temelinin yeniden teyit edilmesi, yakınlaşmaların yeniden teyit edilmesi, daha geniş kapsamlı bir toplantının düzenlenmesi, müzakerelere yeniden başlama kararı ve elbette anlaşmaya varılırsa daha erken de gerçekleşebilecek dört yeni geçiş noktasının açılması konusunda bir anlaşmanın duyurulması. Ancak, Kıbrıs Türk tarafının öne sürdüğü şartlarla ilgili özel sorunuza gelince, yakınlaşmaların yeniden teyidinin seçici bir şekilde ve yalnızca Kıbrıs Türk tarafının ilgisini çeken konular üzerinde yapılamayacağını belirtmek isterim. Yeniden teyit, nihayetinde kapsamlı bir çözümün ayrılmaz bir parçasını oluşturacak olan tüm yönlerde elde edilen tüm yakınlaşmaları kapsamalıdır. Aksi takdirde, bu, bizim tarafımızın müzakerelerin başlamasını kabul etmenin bir koşulu olarak garantilerin kaldırılmasını ve birliklerin geri çekilmesini yeniden teyit etmesi ve ardından kalan hususları görüşmeyi istemesi gibi olurdu. Bu nedenle, bizim görüşümüze göre çıkış yolu ve Kıbrıs Türk tarafının beklentilerini karşılama fırsatı sunan yol, BM Genel Sekreteri'nin 2017 yazında sunduğu altı maddelik çerçevede yer alan tüm hususlardaki tüm yakınlaşmaların kapsamlı ve bütüncül bir şekilde yeniden teyit edilmesidir. Yani, siyasi eşitlik, toprak, mülkiyet, güvenceler, askerı birlikler ve AB müktesebatının Türkiye'ye uygulanmasıyla ilgili hususlar.
“Bizim için ayrılık bir seçenek değildir ve olmamalıdır”
YENİDÜZEN: Kıbrıslı Türk lider, dönüşümlü başkanlığın reddedilmesini, siyasi eşitliğin reddi olarak nitelendiriyor. Bu nedenle sizden, bu çıkmazın aşılmasının bir yolu olduğuna dair daha somut bir açıklama duymak istiyorum.
MENELAOU: Siyasi eşitlik, tarafımızdan hiçbir zaman sorgulanmamıştır. BM Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı gibi, siyasi eşitliğin olacağı iki bölgeli iki toplumlu federasyon çerçevesinde tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek uluslararası kimliği siyasi eşitliğe sahip, iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon çözümünü her zaman destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz. Siyasi eşitlik konusu, 11 Aralık 2025 tarihinde BM Genel Sekreteri'nin özel temsilcisinin de hazır bulunduğu iki lider arasındaki görüşmede de teyit edilmiştir. Siyasi eşitlik politikasının bu belirli yönleri, yakınlaşma noktalarında yer almaktadır. Bu yakınlaşma noktaları, tüm bölümler için bir bütün olarak yeniden teyit edilmelidir. Bizim görüşümüze göre, yakınlaşma noktalarının yeniden teyit edilmesi konusunda iki tarafın yaklaşımları arasında örtüşme bulunmaktadır. Bu hem Sayın Erhürman'ın dört maddesinde hem de Sayın Hristodulidis’in beş maddesinde mevcuttur. İleriye doğru yol açabilmek için ortak noktalara odaklanmalı ve bunları geliştirmeliyiz. Ayrıca, diğer hususların da ele alınabileceğine inanıyoruz. Örneğin, zaman çerçevesiyle (takvim) ilgili bir tutum var. Bizim görüşümüz, bunun geçmişte verimli bir şekilde işlemediği ve bu nedenle bunu kabul etmediğimizdir. Ancak, tüm uzlaşmaları yeniden teyit edersek, bir anlaşmaya varmak için kat etmemiz gereken mesafenin çok büyük bir kısmını kat etmiş olacağız ve böylece işler hızla ilerleyecektir. Bize göre yardımcı olmayacak unsur, önceden belirlenmiş sonuçlarla ilgilidir; bunlar aslında evlilik öncesi boşanma şartlarının kararlaştırılması mantığına dayanmaktadır. Bu çabada aramamız gereken şeyin, ayrılığı nihayetinde nasıl ele alacağımız değil, nasıl kopmaz bir bağ kuracağımız olduğuna inanıyoruz. Bizim için ayrılık bir seçenek değildir ve olmamalıdır.
“Kapsamlı bir anlaşmaya varmak için gerekli unsurlar; bizim için garantiler ve askerler, Kıbrıs Türk tarafı için siyasi eşitlik”
YENİDÜZEN: Yakınlaşma konusunda iki farklı görüş var. Birincisi, Crans Montana konferansından önce elde edilen tüm kazanımların kayda geçirilmesini öngörürken, diğeri ise Crans Montana konferansının sonuna kadar elde edilen tüm kazanımların kayda geçirilmesini öngörmektedir. Benim sorum şu: Crans Montana'da ne oldu ki taraflar bu noktada ayrılıyorlar?
MENELAOU: Bu konuyla ilgili önemli ve hayati nokta şudur: Anlaşmaların parça parça ve seçici değil, kapsamlı bir şekilde yeniden teyit edilmesi gerekiyor. Bunun için, önceki sürecin sonuna kadar elde edilen tüm kazanımların yeniden teyit edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, kapsamlı bir anlaşmaya varmak için gerekli olan unsurları dışarıda bırakacaktır. Bunlar, garantiler ve askerler. Bunlar olmadan bir çözüm elde edilemez. Aynı şekilde, Kıbrıs Türk tarafının bakış açısından da siyasi eşitlikle ilgili unsurları içermeyen bir çözüm elde etmek mümkün olmazdı.
“Yeni geçiş noktaları konusunda Ekim öncesinde karşılaştığımız aynı engellerle karşılaşmaya devam ediyoruz”
YENİDÜZEN: Güven Artırıcı Önlemler kapsamında yeni geçiş kapılarının açılması da şu anda müzakere masasında gündemde olan sıcak bir konu. Bu durum, iki taraf arasında, sokaktaki insanları karamsarlığa sürükleyen bir tartışma yaratıyor. İnsanlar, yeni geçiş noktalarının açılması konusunda bile anlaşamayan iki liderin Kıbrıs sorununu nasıl çözebileceğini merak ediyor.
MENELAOU: Tekrar ediyorum, herhangi bir suçlamada bulunma niyetim olmadan, gerçekleri sizinle paylaşmalıyım. Ne yazık ki, geçen yıl Ekim ayından önce karşılaştığımız aynı engellerle bu konuda karşılaşmaya devam ediyoruz. Birleşmiş Milletler'den, Mia Milia ve Athienou-Pyroi-Aglantzia [Haspolat ve Kiracıköy-Gaziler-Eylence] geçiş kapılarının açılması için bir uzlaşma önerisi var ki, bu önerinin ilk adım olarak bir anlaşmaya varılması için yeterli zemin oluşturacağını düşünüyoruz. Bunu kabul ettik. Athienou-Pyroi-Aglantzia için uzlaşma önerisi Kıbrıs Türk tarafı tarafından da kabul edilirse, bir anlaşmaya varacağız. Ve Louroutzina-Lympia (Akıncılar-Lymbia) ve Kokkina (Erenköy) için de bir anlaşmaya varmak için çabalarımızı sürdüreceğiz.
YENİDÜZEN: Kokkina sizin için vazgeçilmez mi olacak?
MENELAOU: Bu, önerilerimizin bir parçası. Ayrıca, 2025 Mart ayında Cenevre'de yapılan genişletilmiş toplantıda alınan karar, dört geçiş noktasına atıfta bulunuyordu. Her iki taraftan da iki öneri. Kıbrıs Türk tarafında, Mia Milia ve Louroutzina – Lympia; Kıbrıs Rum tarafında ise Athienou – Pyroi – Aglantzia ve Kokkina. Ancak, ilk adım olarak Mia Milia ve Athienou-Pyroi-Aglantzia konusunda anlaşmaya varabileceğimizi söyledik. Ve geri kalanlar için görüşmelere devam edelim. Ayrıca, ilk adım olarak Lefkoşa surları içindeki Lidinis Caddesi'nde, Kıbrıs Türk belediye pazarı yakınında bir yaya geçiş noktası açabileceğimizi de söyledik.
YENİDÜZEN: Öncelik insanların hayatını kolaylaştırmak olmalı, ancak bu konu yine siyasi tartışmalara takıldı. Ve sonuç olarak insanlar hâlâ saatlerce kuyrukta bekliyor.
MENELAOU: Vatandaşların, geçişleri daha da kolaylaştıracak adımlar atılmasını beklemeleri oldukça doğal. Geçiş kapıları çok olumlu bir adım ve 20 yılı aşkın süredir işletilmesinden elde edilen deneyim çok faydalı etkiler gösterdi. Sıradan insanlar arasındaki günlük etkileşimde kesinlikle hiçbir fark veya engel olmadığını kanıtlamaya yardımcı oldu. Bu kapılar, temaslar, ortak faaliyetler ve Yeşil Hat düzenlemesi kapsamında gerçekleşen ticarete olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla bizim görüşümüz, bu faaliyetler ne kadar fazla olursa, etkilerin o kadar olumlu olacağı yönündedir. Bu nedenle, vatandaşların daha fazlasını istemesi doğal, biz de bunu tamamen paylaşıyoruz. Size verileri aktardım.
YENİDÜZEN: Sayın Hristodulidis ve Sayın Erhürman ilk yüz yüze görüşmelerinde Metehan geçiş noktasındaki iyileştirmeler ve Karayolu Ulaştırma Dairesi'nin iki yeni geçiş noktasında (Bostancı ve Derinya) personel istihdam ederek seyrüsefer çıkarılması konusunda anlaşmaya vardılar. Bu sorunların çözümü neden bu kadar uzun sürdü?
MENELAOU: Bu tür durumlarda yapılması gereken işlemler için normalde gereken süre kadar zaman aldı. Agios Dometios'taki [Ay Demet-Metehan] çalışmalar tamamlandı. Aynı şekilde hem Agios Dometios'ta hem de Karayolu Ulaştırma Dairesi tarafından diğer geçiş noktalarında personel istihdamı da tamamlandı.
“Vatandaşlıklar konusunda bir dizi başvurular onaylandı”
YENİDÜZEN: Bir diğer önemli konu da kuzeydeki karma evliliklerle ilgili vatandaşlık meselesi. İki liderin son görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında Sayın Erhürman, bu konuda bazı gelişmeler olduğunu söyledi ancak detay vermedi. Bu gelişmeler nelerdir?
MENELAOU: Bu konuda, her bir başvurunun değerlendirilmesi ve karara bağlanması için gereken kriterleri belirleyen bir Bakanlar Kurulu kararı bulunmaktadır. Ve onaylanan bir dizi başvuru olmuştur. Şimdi, gerçekçi olmak gerekirse, Kıbrıs'taki vatandaşlık meselesinin ancak Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm çerçevesinde kapsamlı ve nihayetinde ele alınabileceğini aklımızda tutmalıyız. Çünkü bu tartışmanın gerekli bir yönü, federal Kıbrıs vatandaşı olma hakkına kimin sahip olacağı ve bunun 1960 Kuruluş Antlaşmaları’nda yer alan nüfus oranına saygı duyacak şekilde nasıl yapılacağıdır. Ve bu konu, önceki yakınlaşmaların bir parçasıdır.
“Sonraki liderler görüşmesinin tarihi belli değil, ama biz müzakereciler haftalık olarak görüşüyoruz”
YENİDÜZEN: Yakında bir başka liderler toplantısı beklemeli miyiz?
MENELAOU: Son görüşmelerinde liderler, yeniden bir araya gelmeye karar verdiler. Ancak henüz kesin tarihler belirlenmedi.
YENİDÜZEN: Ama müzakereciler düzeyinde görüşmeye devam ediyorsunuz, değil mi?
MENELAOU: Evet, haftalık olarak devam ediyoruz.
YENİDÜZEN: Mayıs ayında yapılacak parlamento seçimleri müzakereler için bir engel mi?
MENELAOU: Kesinlikle değil. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki güçler ayrılığı, yürütme organının parlamentodaki dengelerden etkilenmemesini sağlıyor. Ve biz hiçbir zaman yaklaşan parlamento seçimlerinin, temkinli olmak veya işleri askıya almak için bir neden olduğunu söylemedik. İlerlemeye hazırdık ve hazır olmaya devam ediyoruz.