Zor siyasi kararların arifesindeyiz…

Ünal Fındık

 

Kıbrıs Türk müzakereci Özdil Nami nihayet suskunluğunu bozdu ve dün TAK ajansına müzakerelerle ilgili kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Söz konusu değerlendirmelerde  Nami, zor siyasi kararlar verilmezse, sonuca gitmenin mümkün olmayacağına işaret ederek, şöyle devam etti “müzakerelerde bugüne kadar yeteri kadar hazırlık yapıldı, bütün konular en ince detayına kadar ele alındı, her iki taraf da birbirinin pozisyonunu net bir şekilde algıladı. Hangi konuların neden hala açıkta kaldığı da çok net şekilde biliniyor. Geriye kalan unsur, siyasi iradeyi ortaya koyup, gerekirse zor kararları da alarak, bu kapsamlı çözümü gerçekleştirmektir” dedi.

Liderler ve elbette garantör ülkeler bu zor siyasi kararları verebilirlerse muhtemelen Haziran ayının ikinci yarısı gerçekleşecek olan Cenevre zirvesi Kıbrıs sorununun çözümünü sağlayabilecektir.

Kıbrıs sorunu bu zirve ile nihayete erebilir. Bunu açıklıkla söyleyebiliriz. Bunun ön koşulu “bu zor siyasi kararların” alınabilmesidir. Eğer bütün taraflar bu yaklaşımla Cenevre’ye giderse sorun çözülür.

Yok eğer “karşılıklı suçlama oyunu” oynanır ve taraflar birbirlerini suçlama yarışına, çözümsüzlüğün sorumluluğunu karşı tarafa yükleyerek Cenevre’den ayrılmaya çalışırlarsa çözüm bir başka bahara kalır. Ama bu bahar uzun yıllar buralara uğramayabilir.

New York dönüşü Ercan havaalanında yaptığı açıklamada müzakerede gelinen son noktayı  bütünlüklü görmek ve tarafların halklarına böyle bir anlaşmayı sunup sunamayacağına karar vermesi gerektiğini kaydeden Akıncı, “bu anlamda Cenevre nihai bir durak, son duraktır. Bunun ötesinde bir 50 yıl daha yoktur” dedi.

Evet Cenevre önemli bir durak olacaktır. Zor siyasi kararların verilmesini gerektirecek kadar önemli bir durak olacak. Ama son durak diye birşey yoktur ve olamaz.

Bütün sorunlar bir biçimde çözümlenmeden son durak mümkün olmaz. Son durak yalnızca çözüm olur. Kıbrıs sorunu da uzun yıllar devam eden bir sorun olduğuna göre çözümlenmeden son diye birşey olamaz.

Bu çözüm iki tarafın da mutabık kalacağı bir çözüm olur. Zaten bu nedenle bugün hala federal çözüm konuşulmaktadır. Çünkü iki tarafın da kabul edebilşeceği tek çözüm şekli federal çözümdür.

Yoksa Rum tarafı üniter devlet, Türk tarafı da ayrı devlet istemektedir. Ama her ikisi de öteki tarafça kabul edilmediği için bunca yıldan beridir yalnızca federal çözüm modeli üzerinde konuşuluyor.

Ne kadar daha konuşulacak bilemem. Ama konuşulmaya devam edilecek. Cenevre’de olmazsa belki uzun süre liderler kolay kolay bir araya gelemeyecekler. Ama son nokta konulamayacak. Çünkü taraflardan birinin kabul etmediği bir çözüm, çözüm olmaz.

O nedenle bu söylemler yerine önümüzdeki bir-iki hafta içinde gerçekleşecek olan Cenevre konferansına odaklanmamız daha doğru olur diye düşünüyorum.

Zor siyasi kararların arifensindeyiz. Hem biz, hem güneydekiler, hem Türkiye, Yunanistan ve İngiltere bu zor kararları birlikte vererek bu işi şimdi bitirmek de mümkündür. Ama herkes karşı tarafın hassasiyetlerini dikkate alarak ve maksimalist davranmayarak çözüme gidilebileceğini unutmamalıdır.

Çözüm müzakereleri için son durak değil ama bu sürecin son aşaması olduğunu düşündüğüm Cenevre zirvesine çok kısa bir süre kalmışken çözüm güçleri hala sessizliklerini korumaktadır. Daha neyi bekliyorlar gerçekten anlamıyorum.

Çünkü zor siyasi kararların alınabilmesi için en önemli unsur halk desteğidir. Liderler arkalarında halk desteği olduğunu hissederlerse zor kararları vermek onlar için daha kolay olur.