Yurtseverler Kenetlenin, Birleşin; Garantör Tehdit Ediyor…

Kutlay Erk

Kuzey Kıbrıs seçmeni yarın KKTC Cumhurbaşkanı’nı (CB) seçecek… Seçim Akıncı ile Türkiye’nin AKP’sinin adayı Tatar arasında…

AKP, Türkiye’de hükümet olması nedeniyle Türkiye adına diye seçime taraf oldu ama aslında amacı siyasal İslamı Kuzey Kıbrıs’ta kurumlaştırmak… Öteden beri bunu deniyor ve zorlanıyor; şimdi adayı Tatar’ı seçtirerek adayı siyasal İslam’a yurt edindirecek.

Siyasi İslamcı AKP’nin ülkesi Türkiye Kıbrıs için garantör… Ve garantör, kendi adayı için bütün cüssesi ile CB seçimlerine dahil oldu. Diyor ki, “Beslememsiniz - Maaşlarınızı ben ödüyorum”, diyor ki “Benim adayımı seçeceksiniz, yoksa fena yaparım”… Diyor ki “Suyunuz benden, boru hattında arıza oldu, susuz kaldınız… Adayımı seçmezseniz, susuz kalabilirsiniz”. Diyor ki “Dünyaya benim üzerimden açılırsınız, erişirsiniz; bağlantılarınız kesebilirim eğer benim adayımı seçmezseniz”. Diyor ki “Limanlarınız bir işe yaramaz benim limanlarımı kullanamazsanız; benim adayımı seçmezseniz, siz düşünün”.

Diyor ki “Üniversite sektörünüz benden sorulur, diploma denkliğimi ben veririm, öğrencilerinizin çoğu benden, benden olmayanlar da benim üzerimden gelir… Benim adayımı seçmezseniz üniversitelerinizin işi bitik”. Diyor ki turizm sektörünüze benim sermayem hakim, turistin çoğu benden, diğerleri de benim üzerimden geliyor size; tozunu attırırım turizm sektörünüzün eğer AKP adayı Tatar’ı CB seçmezseniz”… Üniversitelerin ve otellerin yönetimlerine diyor ki “Benim adayıma oy toplayacaksınız ve ben de bunu göreceğim; haydi uygun adım, marş marş”… Diyor da diyor AKP, Kıbrıs’ın garantörü Türkiye adına…

Kıbrıslı Türkler, Kuzey Kıbrıs’ın yurtseverleri… Garantörünüzün tehditi altındasınız; siyasal İslam adına garantör size saldırıyor… Öne sürdüğü aday Tatar senden olabilir ama senin değil… UBP’liler, Tatar’ı siz aday gösterdiniz ama sizin adayınız değil artık; kampanyasını bile siyasal İslamcı AKP’nin kadroları yapıyor fiilen… Yarın hep birlikte kritik eşikteyiz; ya evimize gireceğiz, ya camiye tıkayacaklar hepimizi…Yarın sandığa atacağımız oy ile ya laik demokrasiyi ya da siyasal İslamcı rejimi oyluyoruz. Bu oy herhangi bir partiye verilecek oy değil; gelecek yaşam tarzına verilecek bir oydur… Evet Kıbrıs sorununun çözümü için de çok önemlidir ama önce siyasal İslamın reddi gerek ki, çözümün kendisini de konuşabilelim, tartışabilelim…

Kuzey Kıbrıs seçmeni… Yurtseverleri… Laik ve demokratik düzenin tarftarları… Kenetlenin… Birleşin… Bunun siyasi parti aidiyeti ile ilgilisi yok; bundan sonraki yaşam tarzıdır söz konusu olan…  Siyasal İslam’a karşı birleşin… Sizi horlayan, aşağılayan ve tehdit edene karşı birleşin… Sizi esir almak isteyen var, esaret esareti kabul edince başlar… ‘Payitaht Abdülhamit’lere karşı ‘Mustafa Kemal’ler olun, birleşin… Garantörünüz sizin için değil kendisi için garantör; kendi çıkarları için  sizi esir almaya çalışıyor… Kuva-yı Milliye gibi olun ve esarete direnmek için kenetlenin, birleşin… Ve 19 Mayıs 1919’dan itibaren izlediğin liderin bu hitabesinin öğretilerini unutmayın:

“Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” 

Kuzey Kıbrıs’ın yurtseverleri… Birleşin… Garantör tehdit ediyor… Senin önüne koydukları aday şahsi menfaatlerini, garantörlerin siyasi İslam emelleriyle tevhit edebilir… Siz kendi yurdunuz ve demokrasiniz ve geleceğiniz için Birleşin… Yarın sandığa gidin ve “Geçit yok” deyin… Yarından sonrasını siz kurgulayın… Muhtaç olduğunuz kudret kullanacağınız oydadır. Birleşin ve sandığa mutlaka gidin… Ve Nazım Hikmet’in dediği gibi…

“Yine kitapları, türküleri, bayrakları ile geldiler / Dalga dalga aydınlık oldular / Yürüdüler karanlığın üstüne / Meydanları zaptettiler yine / … Daha gün o gün değil / derlenip dürülmesin bayraklar / Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır / Safları sıklaştırın çocuklar / Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır”.

Ve gene Nazım Hikmet’in yazdığı gibidir yaşamak…

“Alçaklığın, hainliğin / İkiyüzlülüğün, puştluğun / Kısacası cümle kokuşmuşluğun / At oynattığı bir dönemde / Yaşamdan zevk alabilmek / Ancak zayıfların bahtiyarlığıdır / Esas olan / Sadece yaşamak değil / İnsana yakışır şekilde ve / Onurlu yaşamaktır / Teslim olmadan / Boyun eğmeden / Sürünmeden / El etek öpmeden yaşamaktır”.

Kuzey Kıbrıs’ın seçmenleri… Hangi siyasi duruşda olursanız olun, yurtsever olun ve seni tehdit eden AKP’nin adayı Tatar’a geçit vermeyin. Yarın akın akın sandıklara gidin… Kenetlenin… El-etek öpmeden yaşamak için… Birleşin…