Spor yazarlığı ve ardından gelen onlarca kitaba imza atmış, Kıbrıs Türk Spor Tarihimizin belleğini oluşturan değerli abimiz Yücel Hatay’la yaptığımız söyleşiden bir bölüm paylaşmak istiyorum sizlerle. Konumuz ise, kendisinin son dönemde yayımlamış olduğu iki kitap. Biri, “Sporumuzda 7 Yıl 2019-2025”, bir diğer ise “BELLEK- 1984-2023 Anı Anlatı.”
Yücel Hatay bugüne kadar 23 kitaba imza attı. Tabii bunların büyük çoğunluğu Kıbrıs Türk Spor Tarihimizle ilgiliydi. Kendisini bu konuda bellek oluşturmaya, araştırmalara bu serüvene iten ne oldu.
Kitap yazmaya 2003 yılında başladım ama ondan öncesi bir hazırlık devresi vardı. Daha doğrusu beni böylesi bir çalışmaya iten gazetedeki yazılarımın ilgi görmesi ve bunları arşivleyip geniş kitlelere yayma düşüncesiydi. Dolayısıyla elimdekiler birikince artık bunların kitap haline gelmesi gerektiğini düşündüm. Başta rahmetle andığım Özer Hatay abimin büyük desteğini gördüm. “bunların kitaplaşması gerekir” diyordu. Dolayısıyla 2003 yılından itibaren geçmişten günümüze doğru bir yolculuğa çıktım. Çünkü geçmişte ne olduğunu, sporumuzda neler olduğunu yazılı kaynaklardan bulmakta zorluk çekiyordum. Toplu olarak bulmak çok zordu. Gazete arşivlerini inceledim. Zaten gazetelerde de çalışmışlığım var; Halkın Sesi, KIBRIS gibi onların arşivlerinden yararlandım. Aradan 23 yıl geçti toplam 23’e ulaştık demek ki her yıla bir kitap düşüyor, bu söyleşiyi gerçekleştirdiğimiz tarihe kadar toplam23 kitap oldu.
Bugün en büyük kitleyi peşinden sürükleyen spor dalı hepimizin de tahmin edeceği gibi futboldur. Peki futbol taraftarları, oyuncuları hatta yöneticiler, kendi spor tarihlerini, kulüplerinin tarihini ne kadar biliyorlar ve bilmeleri de gerekiyor mu acaba...
Bizde ilk ve en eski kulüp olarak Çetinkaya biliniyor. Çetinkaya bizim spor tarihimizin temelinde var. Ama Çetinkaya ile ilgili söylenenler hep sözde kalıyordu. Herkesin hatırladığınca aklında kaldığınca bir şeyler söyleniyordu. Ben yaptığım söyleşilerde futbolculardan aldığım bilgileri derlemeye çalıştım. Ama akılda kalan bilgiler ne kadar doğrudur. Düşüne düşüne insan yanlış hatırlayabilir. Bunun için yazılı bir kaynaktan onaylamak gerekirdi. Böylece gazete arşivlerini tararken başka kaynaklar da bulmaya çalıştım.
Mesela Rumlarla Türklerin beraber oynadıkları bir dönem var. 1934-55 yılları arasında aynı federasyon içerisinde faaliyet göstermiş kulüplerimiz, Türkler’le Rumlar arsında. Peki bu kaynağı nereden bulmak lazım? Gene rahmet dileyelim Fevzi Beyar arkadaşımız devreye girdi Rum tarafından bir kitap buldu ve onu tercüme ettirdik Saffet Soykal’a. Bununla birlikte benim bilgilerimi, Halkın Sesi’nden başka kaynaklardan aldığım belgelerle birleştirerek onu bir kitap haline getirdim. Benim için o çok değerli bir kitaptır. Küçük bir kitap ama 1934-55 yılları arasında Türklerle Rumların oynadığı maçlara orada geniş bir şekilde yer verilmiştir. Bundan sonrakiler de artık kendi çabamla geliştirdiğim kitaplar olarak devam ediyor.
Kulüpleri sevme konusunda geçtmişte Eralp Şerifoğlu arkadaşımızın bir yazısını gördüm dikkatimi çekti. Diyor ki biz Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor’u sevdiğimiz kadar kendi kulüplerimizi bizim sporumuzu, bizim vatanımızı seviyor muyuz? Yine bir sözü vardı. Çok ilginç geçekten. Türkiye’de bir maç oynanır, Fenerbahçe-Galatasaray maçı, gündem o. Peki bizim yanıbaşımızdaki, köyümüzdeki etrafımızdaki maçlarda sporlarda neler oluyor onu düşünüyor muyuz. Bu çok önemli. Bilhassa oynayan fotbolcularımız bile bu ortamın içerisinde bulunuyor. Yorumlar yapılıyor Türkiye’deki maçlar için, Türkiye’yi seviyoruz güzel ama önce benliğimize sahip çıkmamız lazım. Bir futbolcu önce kendi oynadığı kulübün çevresinin tarihini bilmesi lazım. Onun için yayınladığım kitaplar eğer ilgilerini çekiyorsa o kitaplardan yararlanabilirler diye düşünüyorum. Çetinkaya başta olmak üzere, diğer kulüpler.
Kulüp hakkında sadece bir kulübe hitap eden “Gençlik Gücü” kitabını çıkardım. Sevdiğim bir kulüp, ağabeyimin oynadığı. Çetinkaya’nın tarihini de yazar gibi çünkü bütün konularda Çetinkaya var. Ve benim kaynaklarımdan faydalanarak Ahmet An, Çetinkaya ile ilgili bir kitap yayımlamıştı. Son dönemlerde Lefke’de Doç.Dr. Elnur Ağayev, Lefke kulübüyle ilgili bir kitap yayımladı. Bülent Fevzioğlu, Mağusa Türk Gücü’yle ilgili bir kitap yayımladı. Zaman zaman böylesi kitaplar yayımlanabiliyor. Dolayısıyla her kulübün ayrı bir tarihi var. Daha da önemlisi bir Spor Tarih Müzesine ihtiyaç var.
Bu konuda benim de kafamda bazı projeler canlanıyor ama bu bir kişiyle olacak iş değil. Ekip işidir. Spor Yazarları Derneği’ni zaman zaman devreye koyuyorum, onlarda da öyle bir düşünce var ama bir türlü hayata geçemiyor. Ama şöyle bir şey, müze denilince sabit bir yerde sergilenenler diye düşünülür. Ama bunu aktif hale getirecek şekilde düşünmek lazım. Zaman zaman kişilerin de elindeki objeleri, spor tarihimizle ilgili değer taşıyan objeleri, belgeleri getirip gösterebilecekleri bir müze olabilir. Bunun spor tarihimize ışık tutacak bir girişim diye düşünüyorum. Bu konuya ilgilenecek olanlar varsa ben de elimden gelen yardımı yapmaya hazır olduğumu belirtmek isterim.
Yücel Hatay’ın bu söyleşimizi gerçekleştirdiğimiz günlerdeki en son yayını “Sporumuzda 7 Yıl, 2019-2025” adını taşıyor. Bu çalışmasından da bahsetmesini istiyorum...
2019-2025 yılları arasındaki spor olaylarını incelerken daha fazla yurtdışında ve uluslararası alanda sporcularımızın elde ettiği dereceleri ele aldım. Bunları fotoğraflarla destekledim. Özellikle uluslararası alanda öne çıkan sporcularımız var onları derleyip toparladım. Olimpiyatlara giden sporcularımız var, dünya çapında derceye giren sporcularımız var bunların tümü derlenmiştir. Bunlara ilaveten tablolar çıkardım. İstatistiki bilgiler ekledim. Bunlar da gene spor tarihimize ışık tutacak değerlerdi diye düşünüyorum.
Spor tarihimizle ilgili yayımladığı bu kadar kitap içerisinde bir de anı ve bellekte izdüşümü olmuş, anlatılarda yer almış olan bazı bilgiler de vardı. Sevgili Yüzel Hatay bunları da toparlamaya ve bu alanda da yayım yapmaya başlamıştı. İşte en son yayımlarından biri olan “Bellek 1984-2023” adını taşıyordu, “anı-anlatı” alt başlığıyla.
Sporla ilgili araştırmalar yaparken dikatimi çeken olaylar olmuştu. Gazetelerde milli mücadelemizle ilgili, sportif anlamda kültürel anlamda siyasal anlamdaki bilgilerin de kayıt altına alınması gerektiğine inandım. Dolayısıyla 1878’den itibaren bunu bir tarih içerisinde tarih kitaplarından da yararlanarak bir kronolojik olarak getirmeye çalıştım. Bunlarla ilgili kitap yayımlarım da oldu. Bir de kendi yaşadıklarım var. Gördüğüm tanık olduğum olaylar var bunları da kitap haline getirdim. Dolayısıyla spor yanında diğer olaylara da ışık tuttuğuma inanıyorum.
Özellikle bir eksiklik olduğuna inandığım şu noktaya da temas etmek istiyorum. Şu anda ülkemizde birçok siyasal parti vardır. Bu siyasal partilerle ilgili bir çalışma, bunların tarihçesiyle ilgili bir çalışma yapıldığı konusunda pek fazla bir bilgim yok. Bülent Fevzioğlu’nun bir çalışması vardı geçmişte. Ama geçmişten bugüne kadar gelen giden partiler neler yapmış hangi partiler var, bu da bir araştırma gerektirir diye düşünüyorum. Bu konuda artık tarihçilerimize iş düşer. Hepsini benim yapmam imkansız ama bu konuda da bir çalışma yapılmasına gerek var diye düşünüyorum.