Son yıllarda okullarda giderek artan sayıda öğrencinin davranış bozuklukları, öğretmenlerin omuzlarındaki ders yükünün ağırlaşması ve demokratik olmayan uygulamalar eğitim ortamlarında görünmez ama derin bir yorgunluk üretiyor.
Bu yorgunluk yalnızca fiziksel bir tükenmişlik değil, aynı zamanda motivasyon kaybı, mesleğine önem verilmeme hissi ve geleceğe dair umutların azalması gibi duygusal ve zihinsel sonuçlar da beraberinde getiriyor.
Öğretmenler davranış sorunlarını yönetmeye, ailevi ve psikososyal problemlerle baş etmeye ve giderek karmaşıklaşan beklentileri karşılama zorunda kalıyor. Bu durum, öğretmenlik mesleğinin doğasını değiştirmekte; öğretmeni bir eğitimci olmaktan çok kriz yöneticisine dönüştürmektedir.
Öğretmenler artık sadece öğretmiyor, aynı zamanda sürekli olarak düzen kurmaya, sınır koymaya ve sınıf içi huzuru yeniden tesis etmeye çalışmaktadır.
Öğrencilerdeki davranış problemlerinin artışı, öğretmenlerin günlük iş yükünü doğrudan artıran en önemli faktörlerden biridir. Dikkat eksikliği, saldırganlık, kurallara uymama, akran zorbalığı ve öğrenmeyi istememe gibi davranışlar yalnızca sınıf düzenini bozmakla kalmamakta; öğretmenin zihinsel enerjisini sürekli tüketmektedir.
Bir öğretmen için ders anlatmak, öğrencilerin öğrendiğini gözlemlemek mesleğiyle gurur duymasının en önemli boyudur. Buna karşın sürekli disiplin sağlamak zorunda kalıyor olması çok daha yıpratıcıdır.
Davranış sorunlarının artmasının nedeni yalnızca öğrenciler değildir:
- Aile yapısındaki değişimler,
- Dijital dünyanın etkisi,
- Sosyal medya kültürü ve toplumun kötü yönetilmesi gibi faktörler öğrencilerin davranışlarını doğrudan etkilemektedir.
Ne var ki bu sorunların yükü çoğu zaman tek başına öğretmenin omuzlarına bırakılmaktadır.
Öte yandan öğretmenlerin yaşadığı yorgunluğun ikinci önemli kaynağı da “öğretmen tasarrufu” politikasının getirdiği giderek artan ders yüküdür. Ders yükünün fazlalığı, sınıf mevcutlarının büyüklüğü, öğrencilerin davranış bozuklukları ile mücadele etme öğretmenlere dinlenme ve yenilenme fırsatı vermiyor.
Bir eğitim sisteminin kalitesi o sistemde çalışan öğretmenlerin ruh hali, mesleki doyumu ve umut düzeyi ile yakından ilişkilidir. Çünkü öğretmen yalnızca bilgi aktaran kişi değil, aynı zamanda okulun duygusal iklimini belirleyen en önemli unsurdur.
Bugün eğitimde mutlaka yapmamız gereken şey; öğretmeni güçlendiren bir sistem kurmaktır. Bunun için şu adımlar önemlidir:
- Öğretmenlerin ders yükü dengelenmeli, kendini yenilemesine, entelektüel gelişimini artırmasına fırsat verecek düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
- Sınıf içi davranış sorunlarıyla başa çıkmak için psikolojik ve rehberlik desteği güçlendirilmelidir. Psikolog Danışman ve Rehber (PDR) öğretmen başına düşen öğrenci sayısını azaltmak için daha çok PDR istihdam edilmelidir.
- Okullarda katılımcı ve şeffaf yönetim kültürü oluşturulmalıdır.
- Öğretmenlerin mesleki gelişim, dinlenme ve yenilenme ihtiyaçları ciddiye alınmalıdır.
- Başarı kadar iyi oluş da eğitim politikalarının hedefi haline getirilmelidir.
Öğretmenin dinamik ve iyi olduğu bir okulda öğrenme güçlenir. Okullarda öğrenme güçlü ise eğitimin kalitesi artıyor demektir. Yani kaliteli eğitim, dinamik öğretmenin sayesinde gelir.
Öğretmenin yorgun olduğu bir sistemde okulun enerjik, öğrencinin istekli ve öğrenmenin kalıcı olması mümkün değildir.
Anlayana Gülmece
Tren Kaçtı
Üç arkadaş tren istasyonuna varır… İçlerinden biri gişeye yaklaşıp bilet alır ve trenin kalkmasına ne kadar zaman olduğunu sorar. Gişedeki görevli:
- Bir saat on beş dakika...
Arkadaşlarına dönerek:
- Daha çok var, hadi gidip şu karşıki kafede çay içelim...
Oradan buradan derken lâf lâfı açar... Ancak birden tren düdüğüyle kendilerine gelirler. Koşarak dışarı fırlarlar ve koşmaya başlarlar. İçlerinden ikisi; biri bir vagona, diğeri başka vagona zar zor yetişir. Üçüncü ise geride kalır ve yetişemez. Tren iki arkadaşıyla uzaklaşıp gider. Geride kalan, derin bir iç çektikten sonra katıla katıla gülmeye başlar. Durumu gören istasyon memuru dayanamayıp sorar:
- Hem treni kaçırdın hem de gülüyorsun!
- Nasıl gülmeyeyim!... Onlar beni uğurlamaya gelmişti…
Okumuş muydunuz?
Tüm yanıtları bilmektense karşılaşacağın problemleri bilmek daha iyidir
James Thurber