Yoksulluğun gözü kör olsun…  İhmal mi kaza mı?

Serhat İncirli

8 kişi öldü!
20 kişi kayıp!

-*-*-

Ölenlere Allah’tan rahmet; kayıpların yakınlarına sabır dilerim… 

-*-*-

Kazadan kurtulanlara “geçmiş olsun” dileklerimi iletirim… 

-*-*-

Böylesini hiç yaşamadık!

-*-*-

Elbette akla gelen çok fazla soru var ve zaten sosyal medyada ya da gazetelerde bu sorular soruluyor!

-*-*-

Ancak şu anda odaklanılması gereken kayıp 20 kişiye ulaşılması…

-*-*-

Ve şu anda derdimiz CTP Genel Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin dediği gibi, “insan…”
Evet insana odaklanalım!

-*-*-

İki çocuğu kayıp olan bir annenin feryatları kulağımda!

-*-*-

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu’ndan dinledim; Girne Askeri Hastanesi’nde, annesi – babası kayıp iki çocuk var!

-*-*-

Ayrı iki olay!
Ayrı iki dram!

-*-*-

Kayıp gençlerden birinin, iki kişiyi kurtardığı, üçüncü kişiyi de kurtarmak isterken batan gemiyle birlikte gittiği de iddia ediliyor…

-*-*-

Tam bir kaos, tam bir dram!

-*-*-

Kaos, sadece kaza sırasında yaşanmadı; dışarıda da kaos vardı ama dediğimiz gibi şu anda birilerinin suçlanması için spekülasyon yapma zamanı değildir!

-*-*-

Elbette sorularımızı soracağız ama bu sorular, birilerini karalamak veya suçlamak için olmayacak!

-*-*-

Aklımıza gelen sorular!

-*-*-

Örneğin, kurtarmaya gelen firkateynlerden söz ediliyor!
Bu firkateynler, gemi suya gömülmeden mi kaza yerine ulaştı yoksa sonra mı?
Eğer öncesinde ulaşmışlarsa, gemiyi üzerine bağlayabilecekleri balon sistemleri var mıydı?

-*-*-

Geminin durumu hakkında inanılmaz spekülatif yorumlar yapılıyor ve insan ister istemez “huylanıyor”… 

-*-*-

Mesela, bakım ve teknik kontrolleri zamanında ve eksiksiz yapılmış mıydı? Ayrıca bu geminin açık deniz gemisi olmadığı iddiası doğru mu?
Sığ sulara, nehir, göl veya kapalı denizlere uygun bir yapısı olduğu iddiasına ne dersiniz?

-*-*-

Kısacası, bu geminin denize elverişlilik belgeleri var mıydı, bu belgeler güncel miydi?
Dün mahkemeye çıkarılan bazı yetkililer, “Haziran’da denetim yapıldı, her şey tamamdı” dedi… 

-*-*-

Mesela mürettebat “ehil” miydi?
Kaptanın liyakati?
Ehliyeti?
Hatta kaptan iyi dinlenmiş miydi?

-*-*-

Geminin gövdesinde daha önce kırılma olduğu haliyle sert hava ve deniz koşullarına uygun olmayabileceği iddiası ne kadar doğrudur?

-*-*-

Kısacası, bu gemi, güvenli olmayan bir şekilde sefere çıkarılmış olabilir mi?

-*-*-

“Sefere çıkılabilir” kararını kim veriyor?
Böyle bir karar var mı?
Yoksa inisiyatif tamamen şirket ve kaptanda mı?

-*-*-

Bir kaptan arkadaşla konuştum; “Kaptanın karar yetkisi vardır. Bahse konu geminin yapısı, durumu, şekli, gücü, büyüklüğü, tipi, o deniz şartlarında denize çıkılmamasını emreder inancındayım…” dedi… 
Bence en çok araştırılması gereken sorulardan biri budur!

-*-*-

İlgili tecrübeli kaptan arkadaşa göre, günümüz teknolojisiyle, en amatör balıkçı dahi hava ve deniz koşullarını çok iyi bilirken, 300 yolcu taşıyan bir geminin kaptanı bilmiyor olabilir mi?

-*-*-

Kazazedelerin söylediği, “kaptana geri dön dedik, dinlemedi” sözü var!
Ama bunun yanında, “kaptan dönmeye karar verdiği anda gemide camları patlatan gövdeyi yaran kırılma oldu” diyen de işittim!

-*-*-

Şimdi, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı siyasi anlamda sorumluluk almak zorunda mıdır?
Hukuken değildir elbette ama siyaseten evet almak zorundadır!

-*-*-

Geminin sahibi, sahipleri, işletmecisi ve kaptanının geçmişlerinde deniz kazası var mıdır?
Bu bile iyi araştırılmalıdır!

-*-*-

Gelelim “hat iznine”…
Taşucu – Girne hattı izni, sağlıklı mı yoksa torpilli midir?
Bu gemiye bu izin gerektiği şekilde mi verilmiştir?

-*-*-

Ve soruşturmayı kim yürütecek?
Elbette polisimiz!

-*-*-

Şimdiiiiii…
Gelelim bana göre hayati olan sorulara…
Elbette iş işten geçti, ölen öldü, kaybolan kayboldu da bu korkunç felaket, önlenebilir miydi?
Bence bu soru çok önemli!

-*-*-

Ve ikinci önemli soru; alması gereken önlemleri almayan, yerine getirmesi gereken güvenlik şartlarını getirmeyen, denize açılma izni veren kişi, kurum veya daire ya da başkanlık var mı?

-*-*-

Aslında tek soru ile de yazı yazılabilirdi; 
“İhmal mi kaza mı?”

-*-*-

Ve son iki konu:
1 – Bu kazayı bile ırkçı gözle görenlere lanet olsun… 
2-  Ucuz olduğu için deniz yolu ile seyahati tercih eden ciddi bir çoğunluk söz konusudur; yoksulluğun da gözü kör olsun… 


Bir denizci dostum şöyle dedi; “kaza, kıyıdan 4 mil uzaklıkta değil, 8 mil uzaklıkta ve gemi tam saatinde yola çıksaydı…” Cümleyi tamamlayamadı… “Ölenlere rahmet diliyorum… Kayıp 18 kişiyle ilgili çok umutlu olmak doğru değil… Çok daha büyük bir felaket olabilirdi…” diyebildi… Elbette “ucuz atlattık” diyemeyiz ama gerçekten deniz bir gün öncenin korkunç rüzgarı nedeniyle daha kabarıkken yol alınmış ve biraz daha açıkta kaza olsaydı, sonuç çok daha korkunç olabilirdi…” Ölenlere rahmet kayıp yakınlarına sabır diliyorum…