Yok canım kimse “işgal var” demedi ki!

Serhat İncirli

İki farklı ülkedeki maaşları kıyaslayarak, bir ülkenin öteki ülkeye “maaşlarımızı dengeleyelim” diye bir istekte bulunması mümkün mü?

-*-*-

İstek!
Evet istekte bulunmak!

-*-*-

Şimdi, şöyle bir yaklaşım var: Türkiye’de kamu ya da özel fark etmez, maaşlar daha düşük! Nereye göre? KKTC’ye göre!

-*-*-

Kıyas yapıyor Allah’ın dilbandisi!

-*-*-

Ve bir de şeye inanmış, “bu beslemelerin parasını biz veriyoruz, bizim iki katımız maaş yiyorlar!”…

-*-*-

Ne yazık ki yaklaşım budur!
Ve ne yazık ki şu anda hükümet ile sendikaları kavgaya sokan da, Türkiye’deki üç beş zavallı ve kıskanç dilbandinin ahlaksız baskısıdır!

-*-*-

Şimdi, KKTC ile Türkiye ilişkisi çok özel bir ilişkidir!
Doğru!
Ama KKTC ekonomisi ile TC ekonomisini “maaş üzerinden değerlendirmek” doğru değil!

-*-*-

KKTC’de genel maaş seviyesi Türkiye’den belirgin şekilde yüksek olabilir!
Ancak Türkiye’de yaşam maliyeti çok daha düşüktür!

-*-*-

Haaaa iş ısrara uzanacaksa, sömürgeci tavır yükselecekse “bizim dediğimiz olacak ulan”a varacaksa; meseleyi ayrı konuşmak gerekir… 

-*-*-

Kısacası sevgili arkadaşlar; çok da uzun uzadıya yazmanın sebebi yok!
İşin aslı şudur; Türkiye, KKTC hükümetinden, “maaşları tırpanlayacaksınız”ı istiyor!
Buna talimat da diyebilirsiniz, IMF usulü ekonomik talep de diyebilirsiniz, “paranızı veriyorsam, düdüğünüzü öttürürüm” de diyebilirsiniz!

-*-*-

Asıl olan, şu anda sokakta olan sendikaların, tüm vatandaşı da yanına çekerek, Kıbrıs sorununun federal zeminde çözümü adına baskıyı Nikos Hristodulidis’e doğru artırmasıdır!

-*-*-

Kıbrıs sorunu çözülmezse; KKTC, Türkiye’nin kalın bağırsağı olarak devam etmenin ötesine geçemez!
Sokağa dökülürüz, polisle kapışırız!
Bir sonraki sefere, tomalar falan da gelir!
Hatta “KKTC Polisi yapamadı” derler, bir gemi dolusu boğaz ısırıp kan içebilen cins polis de ithal ederler!

-*-*-

Yok canım ne işgali!
Ben öyle bir şey demedim!
Desem de zaten kimse kabul etmiyor ki!


Nükleer savaşın son 12 saati mi kalmıştı yani?

Londra’dan bir gazeteci arkadaş aradı… 
Kıbrıs’a tatile gelecekti ama iptal etmiş…
Güney’e tabii ki…

-*-*-

“Neden iptal ettin?” diye sordum!
“12 saat içinde Amerika, İran’a nükleer saldırı düzenleyebilir…” dedi!
“Yürü be geri zekalı işine” demedim tabii ki ama “vallahi hiç farkında değilim, biz hayat pahalılığı ödeneği için grev yapıyoruz ve eylemdeyiz”i de anlatmadım haliyle!

-*-*-

“İşte Tufan Başkan araya girmeye çalıştıydı da, Ünal Abi sessiz ama gergindi de, sendikacılar saldırıyor, polis yere bastırıyor, bizim El -  Sen’den Ahmet başkanı da aldılar” desem, adamda sağlam asvalya kalmayacak, hepsi yanacak!

-*-*-

Yani Trump denen Beyaz Saray manyağı, gerçekten o düğmeye basar mıydı?
İran medeniyetini, tehdit ettiği gibi yok eder miydi?

-*-*-

Dünya gerim gerim gerilmişti ve biz külliye merdivenlerinde Çav Bella’lardaydık!

-*-*-

Neyse!
Tam 12 saat, deli bir adamın nükleer kullanıp kullanmayacağı korkusu yaşandı… 

-*-*-

Trump, İran'dan Çarşamba günü bizim saat 03.00’e kadar Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmasını talep etti. 

-*-*-

Açmazsanız, İran'ın "medeniyetini" sona erdirme tehdidinde bulundu.
Salı bu tehdidi savurduğunda saat tam 15.06’ydı… KKTC saati… 

-*-*-

18.28’de İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakai, İran'ın "mantığının" "kaba kuvvete" üstün geleceğini söyledi.
22:17’de arabuluculuk yapan Pakistan Başbakanı, Trump'tan "diplomasinin kendi seyrinde ilerlemesine izin vermek" için süreyi uzatmasını istedi.

Çarşamba sabah 01.32’de Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın "tamamen, derhal ve güvenli bir şekilde açılmasına" razı olması halinde iki haftalık "çift taraflı ateşkes" ilan etti. ABD Başkanı, İran'dan aldığı 10 maddelik teklifin "uygulanabilir" olduğunu ve anlaşmanın sonuçlandırılması için iki haftalık bir süre olacağını sözlerine ekledi.

-*-*-

KKTC saati ile 02:11’de Tahran, İran'a yönelik saldırılar durdurulursa iki haftalık ateşkesi ve Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişi teyit etti.

-*-*-

Trump’ın, İran medeniyetini sileceğim dediği KKTC saati ile 03:00’a 10 dakika kala Pakistan’dan bir açıklama yapıldı… Pakistan, Pakistan, ABD ve İran'ın "derhal yürürlüğe girecek" bir ateşkes konusunda anlaştığını doğruladı. Başbakan, ateşkesin "Lübnan dahil her yerde" geçerli olduğunu söyledi.

-*-*-

Bu süre zarfında, bizim sendikacılar polise gitti…
El Sen Başkanı Ahmet Tuğcu’yu 10 saat içeride yatıran polis, serbest bırakmaya karar verdi…
Bu serbest bırakmaya, “sendikaların”, “ilk şartımız Tuğcu bırakılacak” şartı ve El – Sen’in, “Tuğcu bırakılmazsa Teknecik elektrik üretmez” tehdidinin işe yarayıp yaramadığını bilemem!

-*-*-

Nesye, dünya deli Trump’tan kurtuldu mu?
14 gün İran – Amerika – İsrail karşılıklı vuruşmayacak mı?
Tamam petrol fiyatları ilk günden bayağı düşütü; acaba bize bu düşüş bir şekilde yansır mı?

-*-*-

Bölgedeki gerginlik azalırsa, son dakika rezervasyonları ile turist kapma şansımız olur mu?

-*-*-

Yoksa hükümeti düşürecek ve sonra mı bunlara bakacağız?

-*-*-

Kafam karıştı…
En iyisi yazıyı bitirip ovalarda yürümek…
Trump nükleer işine girseydi; acaba radyoaktivite yayılması falan, bize kadar ulaşır mıydı?
Neyse!
Meclis açılıyormuş ve yasayı geçireceklermiş!
Yazı bitti!
Bekleyemem!