Yıkıp geçmek

Cenk Mutluyakalı

“Usanmadınız mı yürümekten, bağırmaktan, barışı çağırmaktan” dedi birisi...
Doğrusu bu bana “yaşamaktan bıkmadınız mı” gibi bir soruyu anımsattı.
Bıkılmaz!
Tutunur insan hayata, gökyüzü üzerine aktıkça ve gün doğdukça…

***

İnsan hafızası unutmakla meşhurdur derler.
İşte o nedenle "tarih" var.
Anılar var, bir de arşivler…

***

Toplumun sokağa inmeye başladığı iki binli yıllarda "Kıbrıs barışı" yine buzdolabına girmişti.
Hatta "bu iş bitti" heveslileri çoktu.
Söylemiş olalım, o meşhur referanduma gidildiği 2004 senesinde "kktc" adlı devletin 20'nci yılıydı!

***

O zamanki UBP de ayak sürüyordu, şimdiki gibi…
Hani "halk bilir" diyorlar ya!
İşlerine nasıl gelirse…
O günlerde "Referandum Yasası"nı Meclis gündemine dahi almıyorlardı.
Sokakta çoğaldıkça çoğalıyordu genci, yaşlısı, talebesi, işçisi...
İsyan büyüyordu giderek…
Statüko Sevenler Kulübü üyeleri "ayrı devlet" sayıklıyor, şimdiki durumun devamına başka başka isimler takıyorlardı.

***
Müzakere masası çökmüş, ekonomi dibi görmüştü.
"KKTC" sonsuza dek yaşayacaktı ama Türk Lirası yerlerde sürünüyordu!
Gelecek görünmüyordu.
Dünyada tanınmış bir ülkeye eşitlikle katılmak ve uluslararası hukuk içine girmek dışında seçenek yoktu.
Avrupa'da bir gelecek hayaline karşı Türkiye'ye vilayet ajandası o zaman da yürürlükteydi.

***

Oyunu sokaktaki insanlar bozdu.
Hem de nasıl...
Yıktı geçti ortalığı ahali...
Yürüdü de yürüdü...
İşte öyle döndük federal Kıbrıs'ın kıyısından...

***

Bir yanlış yapıldı.
Sandık ki "iyi ayrı çözüm" olacak...
Biri o yanda, biri bu yanda!
Barış mücadelesi adanın tümünde, birlikte verilmedi, umutlar ve kaygılar uzak kaldı, ortaklaşılmadı!
Yıllar yılı hepimize ezberletilen “biz” ve “öteki” kavramını fark etmeden içselleştirmiştik.
“Biz”in haritası çok daha geniş olmalıydı, yaşadıkça öğrendik…
O dönem, olmadı.
Yine “yarım” kaldık…
En fazla da biz yandık, Kıbrıslı Türkler…

***

“Usanmadınız mı yürümekten, bağırmaktan, barışı çağırmaktan” diyorlar ya şimdi…
Usanmadık!
Meydanlarda çoğaldıkça, seslerimizi yükselttikçe, isyanımızı büyüttükçe ve kenetlendikçe birlikte, işte o zaman yerle bir edeceğiz bu rezil düzeni…
Masadan değil sokaktan umudum var yine…