“Yerolakko’da, ara bölgedeki bu alanda “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in olası gömü yeri Kayıplar Komitesi tarafından aranmalıdır...”

Sevgül Uludağ

2014 yılından bu yana Kıbrıslıtürk kayıplar dahil, kayıpların gömü yerlerinin bulunması için çaba harcamakta olan bir Kıbrıslırum okurumuz, Yerolakko’da (şimdiki adı Alayköy), ara bölgede bir alanda bazı “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in olası gömü yerine ilişkin bir haritayı ve koordinatlarını bizimle paylaşarak, bu alanda Kayıplar Komitesi’nin araştırma yapmasını istedi.

Adı yanımızda mahfuz sözkonusu Kıbrıslırum okurumuz, şöyle yazdı:

“Sevgili Sevgül, inanıyorum ki nihayetinde daha önce sözünü etmiş olduğumuz Kıbrıslıtürk kayıp grubu bulundukları yerden çıkarıldıktan sonra, inanıyorum ki sana gönderdiğim bu haritadaki alana tekrardan gömülmüştür.

Bu harita “Paşinderis” diye tabir edilen Yerolakko’da bir bölgedir – koordinatları da gönderiyorum... 100 metrelik bir alanı işaretledim – bu alanın yarısı ara bölgede, yarısı ise işgal altındaki bölgededir...

Sana gönderdiğim haritada görülen yere ara bölgeden giriş yapılabilmektedir.

Bu alanın 200 metre kadar doğusunda Kayıplar Komitesi bir kazı yaptıydı fakat bir şey bulamadıydı...”

Bu okurumuza çabalarını sürdürdüğü için çok teşekkür ediyoruz... Kayıplar Komitesi yetkilileriyle de okurumuzun göndermiş olduğu bu haritayı paylaşarak kendilerinden bu alanda yeni araştırmalara girişmelerini rica ettik...

NELER YAZMIŞTIK?

Okurumuzun sözünü ettiği bölge yakınlarına 2014 yılında okurumuzla ve Kayıplar Komitesi yetkilileriyle birlikte gitmiştik. O günlerde bu sayfalarda şöyle yazmıştık:

“***  1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Birleşmiş Milletler eşliğinde ara bölgede 63 “kaybı” bazı Kıbrıslıtürkler’in olası gömü yerini araştırdık…

Yerolakko’da olası gömü yeri…

1 Eylül Dünya Barış Günü’ydü dün… Dün sabah Kayıplar Komitesi yetkilileriyle ve bir Kıbrıslırum şahitle birlikte, Birleşmiş Milletler Barış Gücü eşliğinde, ara bölgede 63 “kaybı” bazı Kıbrıslıtürkler’in olası gömü yerini araştırmaya gidiyoruz...

Bize bu olası gömü yerini gösterecek olan Kıbrıslırum şahidin de kardeşi “kayıp”tı ve ondan geride kalanlar birkaç yıl önce  bulunduktan sonra aileye defnedilmek üzere verilmişti…

Vicdan sahibi bu Kıbrıslırum, 1964’te henüz küçük bir çocukken tanık olduğu bir olayı araştırıyor ve yıllar sonra parçacıkları birleştirerek olası bir gömü yerini bildiğini fark ediyor… Bir Kıbrıslırum gazeteci arıyor beni ve bizi temasa geçiriyor… Onunla bir kez Kayıplar Komitesi yetkilisi Ksenofon Kallis’in ofisinde buluşup konuşuyoruz… Göstermek istediği yer ara bölgede olduğu için hop diye gidemeyiz, bu yüzden izin ve organizasyon gerekiyor. Kayıplar Komitesi Üçüncü Üyesi’nin (Birleşmiş Milletler temsilcisi) Daimi Sekreteri Florian van König, gerekli izinleri Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nden aldıktan sonra dün sabah ara bölgeye gidiyoruz.

Bazı BM kontrol noktalarından geçiyoruz, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’nın eskiden giriş kapısı olan yerden geçiyoruz, herşey paslanmış, çürümüş – pistte kalmış Cyprus Airways’e ait yolcu uçağını görüyoruz. Hangarlar öylece duruyor - Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’nı geride bırakıyoruz, eski Lefkoşa-Omorfo yolunda ilerliyoruz, ileriden bir noktadan sağa dönüyoruz ve aslında Yerolakko’ya (şimdiki adıyla Alayköy) aitken şimdi “no man’s land” tabir edilen “hiç kimseye ait olmayan topraklar”a dönüşmüş bu ıssız bölgede ilerliyoruz…

Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nden Major Fox karşılıyor bizi ve en arkadaki arabayla bize bir süre eşlik ediyor ama sonra herhalde bizden ayrılıp geri dönüyor çünkü sonra onu göremiyoruz. Birleşmiş Milletler’e ait bir araçtaki birkaç asker bize eşlik ediyor ancak önümüzden gitmiyorlar, arkamızdan geliyorlar… Daha önce de Kaymaklı bölgesinde bir olası gömü yerini görmeye gittiğimizde, bize eşlik eden Birleşmiş Milletler araçları arkamızdan gelmişler, öne geçmemişlerdi – belki de aldıkları talimat böyledir, kim bilir?

İlerliyoruz ve bize olası gömü yerini gösterecek olan Kıbrıslırum’un ailesine ait toprakları bulunca bir noktada duruyoruz. Araçlardan iniyoruz. Şahidimiz, ben, Kayıplar Komitesi yetkilileri Ksenofon Kallis, Murat Soysal, Okan Oktay, Kayıplar Komitesi Üçüncü Üyesi’nin Daimi Sekreteri Florian von König, olası gömü yerini görmek üzere bir tarlaya adım atıyoruz.  Bu tarla mayınlanmış olamaz çünkü sürülmüş – yani burada rahatlıkla yürüyebileceğimiz anlaşılıyor…

Tam karşıda bir tepecikte iki tane Türk askeri silahlarıyla duruyorlar.

Tarlaya adım attığımız anda düdük çalıyorlar.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde ara bölgedeyiz… Bir asker düdük çalıyor…

Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Murat Soysal onlara sesleniyor ve “Kolordu’nun haberi var, onları bilgilendirdik, telefon edersanız öğrenebilirsiniz” diyor. Ama askerler telaşlanıyor ve kuşkuyla bizi izlemeye devam ediyorlar… Biz tarlada ilerleyip şahidin bize gösterdiği olası gömü yerine bakmaya gidiyoruz…

Tepeciklerin altında bir dere yatağı bu…

Şahidimiz küçükken, bu dere yatağında bir noktanın taze kazılmış olduğunu görmüş…

Büyüdükten sonra araştırmış… 1964’te Ayvasıl’daki toplu mezarlara gömülmüş olan bazı Kıbrıslıtürkler’in naaşlarının oradan çıkarılarak buraya getirilip gömüldüğünü öğrenmiş…

Yakınlardaki bir hurdacıdan bir şiro alıp kazmışlar bu yumuşak toprağı – zaten kazdıkları yerde bir şey bitmezmiş – yakınlarda kamışlıklar olsa da, gömü yapılan yerde kamış falan yokmuş…

Şirocu buraya bazı Kıbrıslıtürkler’in naaşlarını gömmüş olduğunu karısına anlatmış – şirocu hayatta değil ama şahidimiz epeyi ayrıntı toplamış, insanlarla konuşmuş, bir “puzzle”ı çözer gibi bulmacanın eksik parçalarını toparlamış…

Buraya 10-11 civarında “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün defnedilmiş olduğu tahmin ediliyor…

Biz bu yeri incelerken, tepecikteki iki askere birkaç asker daha katılıyor ve tepecik boyunca yürüyüp ilerliyorlar…

Biz işimizi tamamlayıp arabalara dönerken bir asker “Biyo! Biyo!” diye bize sesleniyor.

“Biyo!” hayvanlara hitap şeklidir Kıbrıslılar’ın – eşeciklere çağırır gibi çağırıyor bize ya da bizi oradan kaçırmaya çalışıyor… Sonuçta Kayıplar Komitesi yetkilisi Murat Soysal ona doğru giderek tekrar izah ediyor bazı “kayıplar”ın olası gömü yerini araştırmaya geldiğimizi, Türk askeri makamlarına bu konuda önceden bilgi vermiş olduğunu…

Fakat belli ki, üst makamlardan bu mevzilere bu bilgi ulaşmamış o nedenle askerlerin heyecanı yatışmıyor… Bir asker “Burası ara bölgedir, burada duramazsınız!” diyor Murat Soysal’a… “Burada mayınlar da vardır” diyor…

Sonra nöbet noktalarının bulunduğu yerde sıralanıp yüksek sesle “Yavruvatan’ı koruyacakları” üstüne bir tür and içiyorlar… “Vatan, bayrak, millet”ten bahsediyorlar…

Bereket versin “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in nerede gömülmüş olduğunu aramaktayız! 1963 “kaybı” Kıbrıslıtürkler’in… Ayvasıl toplu mezarlarına gömülüp sonra oradan çıkarılıp bu bölgeye getirilmiş “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in izini sürüyoruz… Ya bir de Kıbrıslırum “kayıplar”ı arıyor olsaydık buralarda!!!

İşimiz bittiği için bu olası gömü yerinden ayrılıyoruz…

Gazeteye dönüp de ara bölgede yaşadıklarımızı anlatınca, sevgili arkadaşımız Mert Özdağ “O duyduğunuz and, hudut tekmilidir” diyor. “Türkiye’nin bütün sınır bölgelerinde da, Kıbrıs’ta da aynı tekmili verir askerler, eğer komutanları bulundukları nöbet yerine gelirsa, yüzlerini düşmana dönüp bu tekmili verirler… İstersan sana sözlerini bulabilirim” diyor…

“Lütfen boş vaktinde bul” diyorum…

Aslında orada bulunan askerlerin bu şekilde davranmaları, onların buraya gideceğimiz konusunda üst makamlarca bilgilendirilmemiş olmasından kaynaklanıyor… Üst makamlar, bu bölgedeki nöbet noktalarına Kayıplar Komitesi’nin BM Barış Gücü eşliğinde bu bölgede “kayıplar”la ilgili araştırma yapmaya geleceği hakkında bilgi vermiş olsaydı, bu askerler bize eşeciklere seslenirmiş gibi “Biyo! Biyo!” diye seslenmezlerdi eminim…

Bu sayfalarda yazdıklarımı okuyanlar, Ayvasıl’daki toplu mezarların açılarak içinden 10 ya da 11 “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün naaşının alınarak başka bir yere götürülüp gömüldükleri hakkındaki araştırmamı okumuşlardır. Tekke Bahçesi’ne defnedilen “kayıp” Kıbrıslıtürkler’le ilgili araştırmamda ortaya çıkarmıştık neler olduğunu…

Bir hatırlatma yapalım: 21 Aralık 1963 çatışmaları başladıktan sonra, çeşitli noktalarda öldürülen bazı Kıbrıslıtürkler’in naaşları Lefkoşa Genel Hastanesi morguna kaldırılmış, bunlardan üstünde kimlik olup da tanımlanabilenler tanımlanmaya çalışılmış ve Kıbrıslırum yetkililer tarafından bir liste yapılarak – 21 ya da 22 kişilik bir listeydi bu – Kızılhaç’a verilmişti. Kızılhaç 4 Ocak 1964 tarihinde Kıbrıslıtürk yetkililere bu listeyi vermiş ve “Ölüleriniz morgtadır, lütfen gidip alın” demişti. Fakat Kıbrıslıtürk yetkililer, Lefkoşa Genel Hastanesi morgunda bulunan Kıbrıslıtürkler’in naaşlarını aramamışlar ya da arayamamışlardı. Kıbrıslırum yetkililer de bir süre sonra bu naaşları alarak Ayvasıl Kıbrıslıtürk mezarlığı dışına onları topluca gömmüşlerdi. Bundan önce Ayvasıl’da öldürülmüş olan bazı Kıbrıslıtürkler’in bulunduğu bir toplu mezarın üstüne morgtan getirdikleri bu Kıbrıslıtürkler’i de defnetmişlerdi. Ardından birkaç kez daha buraya bazı Kıbrıslıtürkler’in naaşlarının getirilip defnedildiğini öğrendik. Ayvasıl Kıbrıslıtürk mezarlığı dışındaki toplu mezarlara, birkaç kez yapılan gömülerde toplam 30-35 “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün defnedildiği anlatılıyor.

Bir süre sonra Kıbrıslıtürk tarafının İngiliz askerleri eşliğinde 15 Şubat 1964’te bu toplu mezarları kazmaya girişeceği anlaşılınca, hastane morgundan verilen liste 21 ya da 22 kişi olduğundan ve Ayvasıl’da öldürülen 10 civarında Kıbrıslıtürk’le bunlar aynı yere defnedilmiş olduğundan Kıbrıslırumlar paniklemişti… Toplu mezarlar açılınca, hastaneden göndermiş oldukları 21-22 kişilik listeden on-onbir fazla naaş çıkacağı için toplu mezarlar açılmadan bir gece önce buraya birilerini gönderip en üstteki 10-11 “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün naaşını  aldırtmışlardı – böylece toplu mezar açıldığında toplam sayı 21 ya da 22 olacaktı…

Türk tarafı bu 21-22 kişilik toplu mezarları açtığı zaman bunların tümünün Ayvasıllı olmadığını anladığı halde herhangi ciddi bir kimlik tanımlaması yapmadan, “kayıp” yakınlarını bilgilendirmeden bunları alel acele Tekke Bahçesi’ne “Ayvasıl 1”, “Ayvasıl 2” diye defnetmişti…

Kıbrıslırum şahidin bize Yerolakko’da gösterdiği bölge bu açıdan önem taşıyor çünkü Ayvasıl toplu mezarından geceleyip çıkarılıp bu bölgeye getirildiği anlaşılan 10-11 “kayıp” Kıbrıslıtürk’ten geride kalanları bulabilmemiz için çok büyük bir adım bu… Yeter ki onları bulabilelim, “Biyo! Biyo!” diye bağırmalarına razıyım ben!”

(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler... Sevgül Uludağ – 2.9.2014)