“Yeni Kıbrıs Derneği’nin rotası – 40 yıllık yaşam hikâyesi ve eylemleri…” 2

Sevgül Uludağ

 

Geçtiğimiz günlerde Yeni Kıbrıs Derneği 40ncı Kuruluş Yıldönümü’nü kutladı – 4 Nisan 2015’te Lefkoşa’da Classic Otel’de yapılan bir etkinlikte, son kırk yılın mücadelesi değerlendirildi…

Bu etkinlikte bir konuşma yapan Yeni Kıbrıs Derneği Başkanı Thukis Thukkidis, bu kurumun ENOSİS’i reddeden ilk kurum olduğuna dikkat çekti. Thukis Thukkidis, konuşmasının devamında şöyle dedi:

Bu faaliyetler, derneğin kuruluşundan itibaren yakınlaşma konularına verdiği önemi göstermektedir. Bugüne kadar yakınlaşma, derneğin en çok önem verdiği ve bu konuya en çok zaman ayırdığı konu olmayı sürdürüyor. Bugünlerde yakınlaşma çabalarına Kıbrıslı Türk toplumundan bireylerle ve 1980’den beri de siyasal partilerle ve farklı kurumlarla doğrudan ilişkiler kurmak da eklenmiştir. Bunun yanısıra dernek güncel konuları ele alan makaleleri her iki tarafta da yayınlamakta ve konuyla ilgili özel toplantılar düzenlemektedir.

Kıbrıs devletinin güçlendirilmesi konusuna gelince, dış işlerinden çok Dernek, Rum tarafına odaklanmıştı çünkü milliyetçilik Rum tarafında güçlenmişti. Kültürel kimlik ile politik kimlik arasındaki kafa karışıklığı Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin erozyona uğramasına yol açmıştı. Her ne kadar 1964-1974 olayları ve 1974’ten sonraki kesin bölünme, Kıbrıslı Türkleri devletten soğutup uzaklaştırmışsa da Kıbrıs devletinin olmazsa olmaz bir unsur olduğu nitekim zaman içinde kanıtlanmıştır.

Bu vesileyle, herhalde Derneğin devletin altını oyma girişimlerini önlemek amacıyla Kıbrıs hükümetine bu türden eylemler konusunda yaptığı girişimlerden bazılarına değinmek yerinde olur. 1979 yılından sonra 1 Ekim günü kutlanmaya başlayan Cumhuriyet’in Kuruluş Günü’nde ister kutlamalara katılmak konusunda ister devlet krumlarında Kıbrıs bayrağının asılması konusunda etkili girişimler yapmış; Rum milliyetçilerinin Kıbrıs’ın “Ulusal Futbol Takımı” olamayacağı ve bunun yerine “Karma”(*) ifadesinin kullanılması görüşüne karşı çıkarak “Ulusal” deyiminin kullanılmasını savunmuştu. (B”İR TEK “ULUSAL TAKIM” OLABİLİR O DA YUNANİSTAN MİLLİ TAKIMI’DIR” diyordu Rum milliyetçiler!...) Ayrıca, Dernek ülkenin özgün kültürel kimliğini korumak amacıyla “Kıbrıslı Edebiyatı”ndan söz etmiş ve o günlerde Rum toplumu arasında olan düzgün devlet sembollerinin kullanılması gerekliliğini vurgulamıştı, vs.

1979 yılı gibi erken bir zamanda “Anavatan”, “Ulus” gibi deyimlere açıklık kazandırmak amacıyla “13 Soruya 13 Cevap” adlı kitapçığı yayınlamıştı. Denebilir ki Dernek, 1975 yılında Enosis’in gerçek dışı olduğunu açıklayan ve onu reddeden ilk kurumdu. Bunun yanısıra Dernek, Kıbrıslılık kimliği fikrini ortaya atmış ve bunu, lâf olsun diye değil ama Kıbrıs politik varlığının her iki toplum için de sürdürülebilir olması amacı ile yapmıştır.

Şunu da belirtmem gerekir ki darbenin sorumlusu olarak görülen Yunan sağının bir kenara itilerek 1981’de Yunanistan’da Sosyal Demokratlar iktidara gelince oluşan siyasal diskur, Kıbrıs’ta Rum milliyetçiliğinin gelişmesine yardımcı oldu. Bu durum, Kıbrıs merkezli eylemler yapmakta ısrar eden Yeni Kıbrıs Derneği için dayanılmaz, düşmanca ve son derece olumsuz bir ortam oluşturdu. Buna rağmen Dernek, Türk işgalinin aniden böldüğü ülkenin yeniden birleştirilmesinde ısrarcıydı ve bunu ülkenin politik varlığı ve hatta ülkenin bütünlüğü için, ayrıca Kıbrıs toplumunun sağlam temeller üzerinde yeniden yapılandırılması için tek yol olduğunu öngörüyordu.

Sonuçta Dernek hakaretlere maruz kaldı, küfür dolu yazılar birbirini takip etti ve derneğin bazı yöneticileri iş çevrelerinde sorun yaşamaya başladılar. Söylemem gerekir ki uzunca bir süre devam eden bu zor günlerde Dernek sol güçler tarafından hoş görülmüş hatta bazı durumlarda desteklenmişti.

 

DEVAM EDECEK