Yaşanan gerçekler....

Zeki Kayalp


Lefke kalecisi Mehmet’e ilk müdahaleyi yapan sağlık ekibine, Lefke yöneticisi Dr. Erkut’a teşekkür ederim. İnsan sağlığının futbolun ötesinde olduğunu, kazanılan herhangi bir sonucun sağlığın önüne geçemeyeceğini bize gösterdiler. Yukarıda söylediklerim futbolun içerisinde zaman zaman yaşadığımız tatsız, bir o kadar da duygusal anlardır. Ve bu duygusal anlar bizim gibi geri kalmış toplumlarda adrenalini top seviyeye çıkarmaya yeter ve artar.
Bir de bizim gerçeklerimiz var. Bence bu gerçekleri en iyi özetleyen, maçı canlı gözle izleyen Çilen Ulusoy’un yorumu oldu. Ne demiş Çilen “Herkes golü tartışırken geride yaşananlardı gerçekler. Ne yazık ki bunlar yaşanırken, hakem gol deyip orta sahaya yürüdü. Gole itiraz eden Lefke futbolcuları hakemin etrafında, golü atan Bağcıl futbolcuları da gol sevincinde. Teknik direktörler kenarda olanları izlerken yöneticiler de birbirleriyle kavga etmekle meşgul. Sahada duyarlı tek isim Ahmet Zaifoğlu”. Daha fazla yoruma veya “laga lugaya” gerek yok herhalde.

Fehim Dayı maçı tatil etmekle doğru yaptı...
Bir de futbol kuralları var ki, duygusallığı kabul etmez. İster meraktan, isterse hakeme tepkiden sahaya hangi sebep olursa olsun seyirci giremez. Bunu herkes kafasının bir yerine sokmalı. Futbol alanları “Sorma-gir” hanı değildir. Bunun tartışılması bile kabul edilemez. Fehim Dayı’nın maçı tatil etme kararı doğrudur. En azından olası doğabilecek vahim olayları önlemiştir. 

Kritik pozisyon iki şıklıdır...
Kritik pozisyona gelecek olursak cevap iki şıklıdır. Bu pozisyon İngiltere’de olsa hakem düdük çalmaz. Türkiye’de takımına göre düdük çalınır. KKTC’de düdük çalınmadı. Çalınsaydı, o duygusal anlardan sonra neden çalındı diye de çok fazla sorgulanmazdı. Çünkü futbol oynamadığımız apaçık ortada. Bir kameranın çektiği pozisyonu da saatlerce boş yere ve insanları birbirine düşürerek tartışmaya hiç  gerek yok. Madem futbol camiası ikiye bölündü, demek ki Fehim Dayı doğru karar verdi. Yine de herkesin görüşüne saygı gösterilmeli.

Yanlış hayat doğru yaşanmaz...
Türk futbolunun maç yorumlarını, kavgalarını, gürültülerini, rant savaşlarını, hakaretlerini izleye izleye futbol kültüründen uzaklaştığımız bir gerçektir. KKTC’de zaten futbol oynanmıyor! 1000 kişiden fazla meraklısı yok! Neyi paylaşamıyoruz anlamak mümkün değil. Kapıda çok ciddi tehlike bizleri bekliyor. Temeli çürük bir binayı ısrarla ve “aptalca” inşa etmeye çalışıyoruz. Halbuki, adı üzerinde!... Temeli çürük bina... Futbolun yapılanması için doğru zaman gelmiş ve geçmiştir. Böylesi bir fırsat elimize bir daha gelmeyebilir.  Yanlış hayatın doğru yaşanmadığını tüm futbol ailesi artık bilmelidir.

YAK işi bitirdri ama...
YAK şampiyon oldu gibi... Kutluyorum... Çok ciddi bütçeler ile ard arda kazanılan iki şampiyonluk.
Önemli olan sonraki safalarda gösterecekleri karakter ve performans. Çünkü sezonun geri kalan kısmı şampiyonluktan çok, kim küme düşer diye yorumlanacak. Alt taraf tıpkı “Orta Doğu” gibi. “Petrol ağaları” ile “köylüler” arasında ciddi bir çekişme var. YAK bu çekişmenin içerisinde olmayıp kimsenin gözünün yaşına bakmamalı. Çünkü geçmişte yaşananlar hala hafızalarımızdan silinmedi.

ERALP ŞERİFOĞLU Robin Hood gibi...
“Robin Hood” filimlerini oldu olası severim. Yoksulları organize eden bir karakterin  zenginlere karşı verdiği mücadeleyi anlatır. Eralp Şerifoğlu’nu da Robine Hood’a benzetirim. Gittiği her takım düşük bütçeli ve sıkıntı içerisinde. Başkan ve futbolcularını şartlar her ne olursa olsun başarıya inandırır. Liglerimizde “coaching” olarak bir takıma direk etki eden tek teknik adamdır Eralp Şerifoğlu. Sokak ağzıyla “Çakmak Hasan, kibrit Hüseyin’lerle” başarılı oluyor.  Bu yüzden ülkemizde “kraliyet ünvanlı” teknik adamlara değil de, “Robin Hood”lara ihtiyaç vardır.