Yasadışılığı yasal hale getirenlere ‘DUR’ demek gerek

Tayfun Çağra

Bizim gündemimizin çoğunluğu plansızlık, programsızlık, keyfilik, hükm-ü garaguşilik…
Kıbrıs sorununun, müzakerelerin de önüne geçen bir kanunsuzluk ve bu durumdan elde edilen paralar, rantlar…

En son bu betonlaşma, plansızlık, keyfilik ve yasadışılığı yasaya uydurma açıkgözlüğü Ayyorgi’de eski Zeyko Yağ Fabrikası yerine yapılmaya başlanan Kaya Grubu’na bağlı otel inşaatıyla başladı ve şimdilik Mahkeme’nin emirname değişikliğinin iptalini istediği kararla sona erdi.
Bu sona erme durumu, Kaya Grup sahibi Burhanettin Kaya’nın Yenidüzen’in sorularına “Allah belanızı versin hepinizin” demesiyle de tescillendi!

Veriliyor dağ, taş “yatırım yapılacak” gerekçesiyle… Yatırım yapılsın, “yapılmasın” diyen yok ama denizler, kıyılar işgal edilerek değil, doğal yapı bozularak değil, tarihi değerler yok edilerek değil, yasalar çiğnenerek değil.

Şunu da söylemek gerek; Tabii ki Burhanettin Kaya’nın “herkese bela okuması”nı savunmuyorum ama bu insanları bu hallere getiren, halkla karşı karşıya bırakanlar da ne yazık siyasilerimiz… “İstediğinizi yapın da hallederiz” diyen siyasiler varken ‘kâr’ elde etmek için yatırım yapmaya çalışanlara suç bulmak ne kadar doğru ki!

Yani yatırımlarını ‘kâr’ elde etmek, sermayesini büyütmek için yapan insanların siyasilerin verdikleri yerlerin yasal durumlarını sorgulamalarını, yasal olmayan durumlar varsa “ben yasalara uymak isterim” demelerini, önlerinde açılan yolların kendilerinin tıkamalarını kimse bekleyemez herhalde… “Gelin, yapın, istediğinizi de ekleyin, gerisini bize bırakın” diyen siyasiler varken kumarhanesini de kapsayacak şekilde otel yapanın başka bir şey düşünmesini beklemek saflık olur.

UBP-DP azınlık hükümetinin Maliye Bakanı Serdar Denktaş da emirname değişiklikleri iptal edilince “emirnameleri kaldıracağız, İyi İdare Yasası’nı gözden geçireceğiz” dedi, sonra da Kaya Otel için “mal sahiplerine söyledim, kaçak katları kendileri yıksınlar” şeklinde konuştu. Madem ki emirnameleri kaldıracak niye kaçak katların yıkılmasını istedi ki! Bıraksa; madem ki herşeyi kaldırıyor Denktaş, o kaçak katlar da otomatikman yasallaşırdı zaten! Yoksa emirnamelerin kaldırılmasının zor olacağını mı düşündü?  
Tabii ki özelde Kaya Holding’in otelinden sözediyoruz ama genelde bu yasa dışılık kuzey sahil şeridinde yoğunluklu olarak her yere yayılmış. Lefkoşa’da da, Mağusa’da da zaman zaman aynı konular kulağımıza geliyor ama Girne imarda yasa dışılığın ve yasal hale getirilmiş bazı garip durumların da merkezi olmuş.

Aşağıda birkaç cümlelik GÖRÜŞ bölümünde de bahsettim ama burada da biraz açmakta yarar var. Girne eski ve tarihi limanda tarihi binaların hemen ortasında yükselen bir inşaat var şimdi… Yükseliyor çünkü gerekli tüm izinler alınmış onay vermesi gereken tüm dairelerden… Nasıl izin verilir, sonucu nasıl hesaplanır, hesaplanır mı, ortaya çıkacak görüntü kimseyi rahatsız etmez mi garip bir onay süreci açıkçası… Burada da “yasa dışılık yasal oldu” iddiası var ama…

Limanın mendirek kısmına geçip duruyorsunuz ve limana bakıyorsunuz. Gözünüze hemen bu izin verilen bina ilişiyor çünkü eski liman evlerinin ardından garip bir şekilde yükseliyor. Burada da izin alan değil, izin verenler sorgulanmalı. Yoksa vatandaş bulduğu fırsatı değerlendirir! Musluğu açanların üzerine gidilirse, cezalandırılırsa, hortumun ucundakiler de akan suyla keyiflerince yıkanamayacaklardır.

Önemli olan bunu yapabilecek bir siyasi iradenin ortaya çıkması ve tabii ki yine Serdar Denktaş’ın şikâyet ettiği Mahkeme süreçlerinin yaşanması…   

----------

Makam arabası mı, tuvalet kâğıdı mı?

Madem ki bu devletin makam arabalarına verecek o kadar parası var neden okullara tuvalet kâğıdı, A4 kâğıt almıyor da ailelerden isteniyor! Neden eksik olan yerlere bir derslik, iki derslik daha yapmıyor! Neden hastanelere birkaç tane daha tansiyon aleti almıyor, neden bozuk cihazları onartmıyor, neden hastanelerde paramparça, sapsarı olan yatak çarşaflarını yenilemiyor! Neden delik deşik olan yollardaki delikleri olsun kapatmıyor! Neden o parayla böyle ufacık olsun iyileştirmeler yapmıyor da makam arabalarına harcıyor! Öncelik hangisinde? Makam arabalarında mı okullarda olmayan tuvalet kâğıdında mı? Hani Maliye eski Bakanı Birikim Özgür, dönemlerinde devlet dairelerinin ihtiyacı olan motosiklet ve araba için 4 milyon tl’lik bir bütçe oluşturduklarını ama UBP-DP azınlık hükümetinin de 2 milyon tl’sini makam arabalarına verdiklerini açıklamıştı ya… İşte o parayı ve mutlaka vardır; başka paraları çocuklara, hastalara, yani vatandaşa harcamıyorlar? 

----------

GÖRÜŞ

Yüzlerimizden biri de gidiyor…

Her taraf bozulmuş zaten… Çöpler, betonlar, işgal edilmiş dereler, denizler… Lağım sularının ne yazık ki Girne tarihi limanına dökülmesine karşın yine de Kıbrıs’ın yurtdışındaki yüzlerinin başında gelir o limanın görüntüsü… Tanıtım broşürlerinde, kartlarında, filmlerinde eksik olmaz. Şimdi o da gidiyor. Tarihi binaların hemen ortasında yükselen beton binanın olduğu bir görüntü o tanıtımı sıfırla çarpar hemen… Buna izin verenlerin ben bilmem kafalarına ne yapayım!.. demekten başka bir şey bulamıyorum çünkü bu konularda akıllı, uslu! yazmanın zamanı çoktan geçti.
 

----------

BİR SORU

Kuşun kanadındaki özgürlük

Lokmacı’dan Uzun Yol’a geçtim dün… Geçerken bir de kuş uçtu bir taraftan diğer tarafa… Sanırım serçeydi. Dönerken belki de aynı serçe ile birlikte döndük. Yine çırpmıştı kanatlarını küçük kuş… Oysa ki kontrol noktasının kuzeyinde yine uzun kuyruklar vardı, çoğunluğunu turistlerin oluşturduğu kalabalıkta… “Neden iki kişi” diye sordum oradaki polise… “Diğer ikisi yemekte de onun için” dedi. Dönerken de iki kişi vardı ama ve daha da uzun kuyruk… Ne zaman olacak küçücük kuşun kanat çırpmasında yurdumun diğer yarısına (yarısı demeden) özgürce geçiş?..
----------

Susmanın kudretine inanıyorum. Bu mevzu üzerinde saatlerce konuşabilirim.
Bernard Shaw