Yapıcı süreç !

Asım Akansoy

 

Kıbrıs sorunu çözüm müzakereleri ile ilgili gelişmelerin olumlu olduğundan her bahsettiğimizde, ret cephesinin asli oyuncuları, toplumun damarına tatlı tatlı girip, “halkı yanıltmayalım” türküsünü tutturuyorlar.

İstedikleri kadar tuttursunlar. Şunu çok açık bir şekilde Kıbrıslı Türk toplumunun bilmesinde yarar vardır: Müzakere süreci adım adım, kararlılıkla referanduma doğru ilerliyor. Geç kalmadan toplumun tüm kesimleri, sürecin ciddiyetinin idrakine vararak, bugünden, çözümle birlikte oluşacak yeni ortama dönük sosyal ve ekonomik durumunu değerlendirmelidir.

Uzun süredir çözüm ve Avrupa Birliği eksenli çalışma sürdüren Ticaret Odası’nın, “Çözümden Sonra” başlığı altında bir rapor ile, olası ekonomik gelişmelere ışık tutacak alternatif senaryo çalışmalarını tamamlayıp, toplum ile de paylaşacak olması önemlidir.  Ya da “Kıbrıs Diyalog Forumu” adı altında doksan dört Kıbrıslı Türk ve Rum örgütün bir araya gelerek geleceğe yönelik yaptığı çalışmaların ne denli hayati olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

Cumhurbaşkanı Akıncı ve Anastasiades’in ortak kararı ile oluşturulan  Geçici AB Komitesi, Avrupa Birliği’nin bugüne dek sürdürdüğü çalışmaları genişleterek, Kıbrıslı Türklere dönük yıllık yaklaşık otuz milyon Euro düzeyindeki mali katkıyı ciddi anlamda aşarak, Kıbrıslı Türklere yönelik çalışmalarını yeni bir boyuta taşıyacak. Bu boyut, Kıbrıslı Türklerin, ekonomiden, sosyal ve hukuksal sisteme kadar Avrupa Birliği’ne hazırlanması. Yani bir bakıma bu hazırlık, AB müzakere konseptinde olacak.  Bu çalışmanın, bugüne kadar Mecliste çıkarılan AB uyum yasalarını gözeterek, topluma daha yüksek dinamizm olarak yansıyacağını öngörmek mümkün.

Müzakerelerde, taraflar arasında her konuda mutabakat olmayabilir. Müzakerenin nedeni de bu zaten. Ancak şunu bilmemiz gerekir, her iki tarafta yüksek yoğunlukta bir çözüm niyeti, iradesi açık ve kesindir. Bunu nerede görüyoruz? Okuduğumuz resmi/gizli tutanaklarda, Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açık –kapalı görüşmelerde ve Sn Nami’nin siyasi partilere verdiği haftalık bilgilerde.

Evet gidişat yapıcıdır ve sonuç almaya dönüktür. Hem “masa”da ciddi bir niyet var hem de uluslararası camiada...

Topluma boşuna ümit pompalamayın diye sesini yükseltmeye başlayan ret cephesinin çözümden korkmak ve statükoya razı olma niyetinden başka bir beklentisi olduğunu düşünmüyorum.
Bugüne kadar varılan yakınlaşmalar, geçmiş dönemlerdeki ile kıyaslanamayacak kadar ilerdedir.

Yönetim ve Güç Paylaşımı, Ekonomi, Avrupa Birliği, konularında somut ilerleme;  mülkiyet rejiminde ortak anlayış birlikleri oluşmuş durumdadır. Dolayısıyla görüşülmeyen Toprak ve Garantiler başlıkları dışında her konuda başarılı bir ilerleme vardır.

Evet, her şeyde anlaşmadan hiçbir şeyde anlaşma sağlanmış olmadığı da temel bir müzakere prensibi olduğuna göre, henüz, yürünecek yolumuz olduğunu belirtebilirim. Burada özellikle Kıbrıs Rum basınına yansıyan spekülasyonları veri olarak kabul edip, bunlar üzerinden müzakerelerin geldiği aşamayı değerlendirmek kesinlikle gerçekçi olmaz. Yine, her iki toplumun tarihsel, sosyolojik, psikolojik farklılıklarını, çatışma noktası olarak indirgemek, kanımca “çözüm merkezli” müzakere metodolojisinin hem çok gerisinde kalır hem de sürece bir katkı sağlamaz.

2016 yılı önemlidir. Adım adım barışa gidileceğinden kuşku duymadan dahil olmak, gerçekçi olmak ve geleceği bugünden kurmak, sanırım yapılması gerekendir.