Yalancı bahar

Sami Özuslu

Arap Baharı birçok kaynakta şöyle anlatılır:
“(…) 21.yüzyılın en büyük olaylarındandır. Arap Dünyasında yaşanan en büyük harekettir. 2010yılında başlayan ve günümüzde de süren, Arap coğrafyasında yaşanan halk hareketlerine verilen ortak addır. Arap Baharı, Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden ortaya çıkmış, bölgesel, toplumsal bir siyasi-silahlı harekettir. Protestolar, mitingler, gösteriler ve iç çatışmalar yaşanmıştır. Halklar, özgürlük mücadelesi adı altında birçok Arap diktatörünü resmen devirmiştir. Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen'de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas'ta küçük çapta olmak üzere tüm Arap Dünyasında baş gösteren mitingler, protestolar, halk ayaklanmaları ve silahlı çatışmalardır. İslami demokrasi talepleri artmıştır. Birçok uzman bu eşi görülmemiş halk hareketini, Arap dünyasında yaşanan en büyük değişim olarak yorumlamaktadır…”
**
2010 yılında Tunus’ta Muhammed Buazizi’nin kendi kendini yakması ile patlak veren Arap Baharı’nı tasvir eden bu cümlelerin geçersizliği şimdi çok daha iyi anlaşılıyor.
O günün Batı medyasına göre Arap halkları sosyal medya vasıtasıyla örgütlenmişler, dikta rejimlerine karşı ayaklanmışlardı.
Buradan bakıldığında pek mantıklı gelmiyordu bu…
Bir kere dikta rejimlerinde insanların örgütlenme bilinci bu kadar güçlenebilir miydi? Okuma yazma oranının düşük seviyelerde olduğu geri kalmış ülkelerde internet kullanımı bu kadar yaygın olabilir miydi? İnsanlar demokrasiyi, özgürlüğü talep etmek için baskıcı rejimlere karşı kolay kolay meydanlara dökülebilir miydi?
Bu sorular hep geçiştirildi o günlerde…
Oysa bölgeden gelen bilgiler açıktı.
Yoktu öyle bir ‘bahar’ havası!
**
BBC’nin yayınladığı yeni bir rapor ‘Arap Baharı’nın anlatılanlardan çok farklı bir yerde durduğunu gösteriyor.
• Bir kere ‘bahar’ yaşadığı öne sürülen ülkelerde monarşiler yıkılmadı. Belki bazı ‘diktatör’ler öldürüldü, sürüldü. Ama onların yerine başka ‘diktatör’ler geldi. Hepsi bu!
• ‘Arap Baharı’ ile Ortadoğu’da Şii-Sünni çatışması büyüdü. Özellikle Suriye’de mezhep savaşı ülkeyi bölünme noktasına getirdi. İran dahil birçok ülkede mezhebe dayalı yeni kin tohumları ekildi. Yani ‘Arap Baharı’ Araplara barışı değil, savaşı getirdi!
• ‘Arap Baharı’ndan beklenenin aksine Türkiye ve batılı ülkeler değil, tam tersine İran güçlenerek çıktı. Türkiye Suriye başta olmak üzere birçok Arap ülkesiyle ilişkilerini bozdu. İran ise nükleer silah denemeleri bahanesi bir kenara itilerek ‘müzakere edilebilir ülke’ konumuna geldi. uzey Irak’taki Kürt idaresi de Arap Baharı’ndan kazançlı çıkanlar arasında yer aldı.
**
Yukarıda sıralanan politik ve stratejik sonuçlara başka maddeler de eklenebilir.
Ancak ‘Arap Baharı’nın asıl kaybedeni bu ülkelerde yaşam kavgası veren insanlar oldu.
En başta da kadınlar ve çocuklar…
‘Arap Baharı’nda binlerce insan hayatını kaybetti, acılı anaların yüreğine yeni acılar eklendi.
Savaşların acı yüzü bir kez daha bu fakir coğrafyaları yaktı.
Arap ülkelerinde insanlar öldü, öldürüldü, yeni iç savaşlar ve mezhep çatışmaları patlak verdi ama ‘bahar’ gelmedi.
Oysa ‘Arap Baharı’ kimilerinin cebine yüklü miktarda dolar koydu.
Silah tekellerinin kazandıklarını hesaba katmayalım.
Ama BBC’nin verilerine göre Dubai’deki emlak fiyatları arttı. Zira ‘Arap Baharı’ ülkelerinde yaşayan varlıklı aileler Suudi Arabistan’a akın etti.
Ayrıca Londra, Paris gibi Batılı metropollerde de ev fiyatları yükselişe geçti.
Özetle ‘bahar’ birilerine yaradı, ama Araplara değil!