Yahudi Muhacirler-10

Eralp Adanır

1946 tarihli Hür Söz gaztesinde 10-11 Eylül’de yayınlanan nüshalarında yer verdikleri “Karaolos Kampında 3 Saat, Binlerce Vatansızın Dramatik Hikâyesi” başlıklı 2 günlük yazı dizisi, bir nebze de olsa kamp içerisindeki Yahudi Muhacilerin yaşamına ışık tutmaktaydı. Hükümetlerin ve hükümet görevlilerinin resmi açıklamaları dışında “gerçek yaşamsal hikâyeler” bu röportajlardan elde edilmekteydi. Hür Söz gazetesinin yazarı ise, tüm gördüklerini ve konuşmalar neticesinde elde ettiği bilgiler ışığında kamp yaşamıyla ilgili bir sonuca varıyordu. 11 Eylül 1946 tarihli gazetede “Netice” başlığıyla yazısını şöyle yorumluyordu...

“NETİCE:

Netice olarak Karaolos’taki durumun pek de kötü olmadığı söylenebilir. Mülteciler daha ziyade berbat bir mazinin ve aylardır çektikleri sıkıntı ve bilhassa “hürriyetsiz”liğin acısını duymaktadırlar. Yiyecek, barınacak sıhhî durumlarının şimdilik kötü olduğu söylenemez. Fakat “istikballerinin ne olacağı” endişesi, sevdiklerinden ayrılık, ve her maddi kıymetin üstünde olan “Hürriyet arzusu” onların ruhlarını ve hayatlarını taciz etmektedir. Ve memnunsuzlukların yüzde doksan sebebi de budur.

Karaolos Kampını saran kat kat tel örgüler, kulelerdeki silahlı nöbetçiler kaldırılıp da onlara Hürriyet vermek imkânları bulunduğu gün, yıllardır çektikleri ıztırabı, işkence, azap ve serseri dolaşma, ve vatansızlıklarını unutup mes’ut, hür ve bahtiyar insanlar olacaklarına şüphe yoktur. Fakat pek tabii şimdiki ahvâl tahtinde buna imkân yoktur.

Temsilcimiz gerek askeri ve gerek sivil makamların gayet nazik ve anlayışlı hareketlerinden duyduğu memnunluk ve takdiri izhardan kendini alamamaktadır.

Gazeteciler Demokrasiye yakışan tam bir serbesti içinde istedikleri şekilde bu bahtsız ve vatansız insanlarla görüşmüş konuşmuş ve dertleşmiş, ve bunun için de askeri idareden her türlü yardımı görmüştür. Gazetecilere hiçbir engel çıkarılmamış, yapacakları neşriyat hakkında onlara hiçbir talimat verilmemiştir. Bu hakikaten taktire şayandır.

Bu durum karşısında serbestçe ve her şeyi gördüğümüz ve duyduğumuz gibi sütünlarımıza geçirdiğimizden kendimize düşen vazifeyi yaptığımıza inanıyor ve bu bahtsız insanların pek yakında hürriyetlerine kavuşmasını temenni ediyoruz...”

 

İki günlük bu yazı dizisi bitmişti ama gazetede kamp ve Muhacirler hakkında haberler elbette sürmeye devam etmekteydi. Tabii sadece Yahudi Muhacirlerle ilgili değil, münferit bazı olaylar da kamptan gelmekteydi. İşte bunlardan ikisi... 

“12 Eylül 1946-Hür söz-s:1-2

Karaolos Kampından Haberler...

Karaolos kampının etrafındaki kulelerden birinde nöbetçilik eden bir asker, yağmurları müteakip ıslanan bir elektrik lambasına dokununca elektriklenerek ölmüştür. Askerin ailesi askerî makamlar tarafından bu ölümden haberdar edilmiştir.

Amerikan Kadın Gazetecisi...

Bütün mesafeyi mültecilerle beraber katettiği iddiasında bulunan Amerikan gazetecisi Miss Claire Neikind, dün sabah Karaolos kampından serbest bırakılmıştır.”

 

Amerikan gazetecinin durumu, niye tutuklanıp bir süre sonra serbest bırakıldığı bir muamma olarak kaldı. Haberde yer alan “mültecilerle beraber katettiği iddiasında bulunan” ibaresi ise durumu daha ilginç kılmaktaydı.

Aynı tarihli gazetede kamptan kaçışlarla ilgili bir habere de yer verilmişti. Bu haberden de anlaşılacağı gibi, kamptan kaçışlar sonrası söz konusu Mülteciler Leymosun’a (Limasol) kadar gidebiliyorlardı...

“Gözaltı Edildiler (Yahudi)...

Askeri makamlardan öğrenildiğine göre iki gayrimeşru mülteci Leymosun sivil polisi tarafından gözaltı edilmiştir. Bu iki mülteci Lefkoşa kampındaki Askeri hastaneden kaçmışlardı...”