Washington’un Bencil Dünyası

Asım Akansoy

Bir süredir dilimize doladığımız "dünya değişiyor" tekerlemesi, meğer sandığımızdan çok daha karanlık bir kırılmanın habercisiymiş. Kasım 2025 tarihli ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni satır aralarından okuduğumuzda, karşımıza çıkan manzara bir "yenilenme" değil; insanlık tarihinin büyük bedeller ödeyerek, kanla ve gözyaşıyla kazandığı demokratik mirasın açıkça reddidir.

Yeni doktrinin en ürkütücü yanı, "her soruna ahlaki bir misyon yüklememe" kararıdır. Bu, Washington’un yıllardır vitrin süsü olarak kullandığı demokrasi, insan hakları ve özgürlükler kavramlarını artık bir kenara fırlatıp attığının itirafıdır. Özgürlükleri savunmayı "maliyetli bir yük" olarak gören bu bencil bakış açısı, dünyayı diktatörlerin ve otokrasilerin insafına terk ederken; insanlığın Aydınlanma’dan bu yana ilmek ilmek dokuduğu evrensel hakları birer "stratejik engel" olarak kodluyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasından doğan çok taraflılık, uluslararası hukuk ve insan hakları beyannameleri, bu yeni stratejide "karar alma süreçlerini yavaşlatan prangalar" olarak tanımlanıyor. Oysa o kurumlar ve kurallar, insanlığın bir daha aynı felaketleri yaşamaması için kurduğu birer emniyet supabıydı. Washington, ulus-devleti ve "saf gücü" kutsayarak bizi 19. yüzyılın o karanlık, "güçlünün haklı olduğu" orman kanunlarına geri çağırıyor. Bu, sadece bir politika değişikliği değil, bir medeniyet gerilemesidir.

Metnin en trajikomik kısmı ise ABD’nin dünyada yarattığı askeri, ekonomik ve ekolojik tahribat karşısındaki mutlak sorumsuzluğudur. "Net sıfır" hedeflerini "ideolojik zayıflık" olarak niteleyen bu kafa yapısı, gezegeni ateşe verenlerin yangını söndürmek yerine üzerine benzin dökmeye devam edeceğini ilan ediyor. Kendi konforu ve "enerji hâkimiyeti" için gelecek nesillerin yaşam hakkını gasp eden bu yaklaşım, elbette demokratik bir vicdanın ürünü olamaz.

Toplumsal alanda savunulan "iç istikrar ve kültürel toparlanma" retoriği, aslında Batı’nın kendi değerlerinden korktuğunun kanıtıdır. Çok kültürlülüğün ve toplumsal yarar idealinin sessizce terk edilmesi, özgürlükçü düşüncenin yerini dışlayıcı ve baskıcı bir güvenlik bürokrasisine bıraktığını gösteriyor. Trump ABD’si artık kapılarını içeridekileri korumak için sıkıca kapatmış, dışarıdaki fırtınayı umursamayan bencil bir kaledir.

Bu strateji belgesi bize şunu fısıldıyor: Amerika yönetimi artık "herkes için" adil bir dünya gibi bir kaygı içinde değil. O, yıkımın sorumluluğunu üstlenmeyen, mazlumun ahına kulak tıkayan ve kazanımları kendi kasasına hapsetmeye çalışan yaşlı bencil bir devin hayatta kalma planıdır.

İnsanlık, yüzyılların birikimi olan demokratik kazanımlarını Washington’un bencil stratejik hesaplarına kurban etmemelidir. Çünkü özgürlük, bir devletin ulusal çıkarı değil, tüm insanlığın vazgeçilemez ortak mirasıdır.