Leymosun Çiftlikler bölgesinden “kayıp” edilmiş olan Kıbrıslıtürkler’le ilgili dünkü yazımızın içerisinde Leymosun’dan “kayıp” edilmiş diğer Kıbrıslıtürkler konusunda sözünü etmiş olduğumuz Vretçalı Mülayim Kamil ile Hüseyin Cemal, 15 Ağustos 1974’te Leymosun’dan “kayıp” edilmişlerdi... Bugüne kadar onlardan geride kalanlar bulunamadı... 16 sene önce, bir Kıbrıslırum okurumuz olası gömü yerini bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermişti... Ancak bu bölgede herhangi bir kazı yürütülmüş olduğunu işitmedik. Bu konuda Kayıplar Komitesi yetkililerinden ricamız, Vretçalı “kayıp” Mülayim Kamil ve Hüseyin Cemal için araştırmaların canlandırılması ve tam 16 sene önce bir Kıbrıslırum okurumuzun göstermiş olduğu olası gömü yeriyle ilgili araştırmaların derinleştirilmesidir.
Vretçalı Mülayim Kamil ile Hüseyin Cemal’ın olası gömü yerini bundan tam 16 sene önce bir Kıbrıslırum okurumuz bize ve Kayıplar Komitesi’ne 2 Kasım 2010’da göstermişti... Leymosun’un dışında olan bu yerde herhangi bir kazı yapıldığını duymadık... Bu konuda dün de Kayıplar Komitesi’nin bir sorumlusuna Kıbrıslırum okurumuzun göstermiş olduğu bu olası gömü yeri hakkında tekrardan bilgi vererek hatırlatma yaptık ve Vretçalı bu iki “kayıp” Kıbrıslıtürk’le ilgili olarak araştırmaların canlandırılmasını rica ettik.
EKİM 2010’DA YAZDIKLARIMIZ...
25 Ekim 2010’da bu sayfalarda, bir Kıbrıslırum okurumuzun iki “kayıp” Kıbrıslıtürk genç hakkında olası bir gömü yeriyle ilgili aktardığı bilgileri paylaşmıştık. Bu yazımız şöyleydi:
“Bir Kıbrıslırum okurumuzdan: “15 yaşlarında iki Kıbrıslıtürk genç, Aya Fila’da öldürülmüştü...”
Bir Kıbrıslırum okurumuz bizi arayarak şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi:
“Uzun süreden beridir yazılarınızı takip etmekteyim ve hep anlatmak istediğim bir şey vardı. Çok uzun yıllardır bildiklerim beni çok rahatsız ediyor fakat bir türlü bunları anlatamıyordum. Sonuçta sizi arayarak bildiklerimi paylaşmak istedim.
1974’te savaş sırasında Leymosun’dan iki Kıbrıslıtürk genç çocuk alınmıştı. 15-16 yaşlarında idiler. Galiba Kato Polemitya’dan alındılardı veya oralı mıydılar? Orada mı oturuyorlardı? Leymosun dışında askerlerin yoğun olduğu bir yere götürülmüştü bu iki genç çocuk, Aya Fila denen yere ve Egali’de öldürülmüşlerdi. Öldürüldükleri yere gömülüp gömülmediklerini bilmiyorum fakat isterseniz Leymosun’a geldiğiniz bir gün size öldürülmüş oldukları yeri gösterebilirim.”
Bu Kıbrıslırum okurumuza sonsuz teşekkürler. Okurumuzla önümüzdeki günlerde buluşacağız ve bize bu yeri gösterecek. Bu arada 1974’te Leymosun’dan “kayıp”, okurumuzun tarifine uyan iki genç var. Bunlar 17 ve 19 yaşlarında iki Kıbrıslıtürk genç idi. Aslen Vretçalı idiler ve Leymosun’da inşaatlarda çalışmaya gelmişlerdi. Savaş onları Leymosun’da yakalamıştı. Ekmek almaya gittiklerinde, fırının yanından bazı Kıbrıslırum polisler tarafından alınıp götürülmüşlerdi. Okurumuzun sözünü ettiği bu iki genç midir, bilemiyoruz. Yoksa okurumuzun sözünü ettiği aslında “kayıp” olmayan, öldürüldükten bir süre sonra götürülüp Türk mahallesine bırakılan Polemityalı gençler miydi? Bu konuları araştırmaya devam edeceğiz.”
(Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler... Sevgül Uludağ – 25.10.2010)
16 SENE ÖNCE GÖSTERİLEN YER...
Bundan tam 16 sene önce ise, 2 Kasım 2010’da Leymosun’a iki şey için gitmiştik: Birincisi, Vretçalı Mülayim Kamil ile Hüseyin Cemal’ın olası gömü yerini bize ve Kayıplar Komitesi’ne gösterecek olan Kıbrıslırum okurumuzla buluşmak maksadıyla yollardaydık. Kayıplar Komitesi’nin o dönemki yetkilileri Murat Soysal, Okan Oktay ve rahmetlik Ksenofon Kallis’le birlikte Leymosun’a giderek Kıbrıslırum okurumuzla buluşmuştuk. Kıbrıslırum okurumuz da bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine, bir zamanlar Leymosun’un dışında olan olası bir gömü yeri göstermiş, ayrıntılı bilgi vermişti. Fotoğraflar çekip, bilgileri ve koordinatları aldıktan sonra oradan ayrılarak Leymosun’dan “kayıp” Meryem Hasan’ın “Yaprahi’nin Bahçesi”nde gömülmüş olduğu yeri, yanımızdaki değerli kızı Emine Uçaner’le ve Kayıplar Komitesi yetkilileriyle birlikte araştırmaya gitmiştik. Ne yazık ki bu ikinci gömü yerine apartman tipi evler yapılmış ve “Yaprahi’nin Bahçesi” de yokedilmişti...
5 ve 6 Kasım 2010’da, Vretçalı Mülayim Kamil ile Hüseyin Cemal’a dair yaptığımız araştırma konusunda, bu konuda özetle şöyle yazmıştık:
“...“Kayıplar”ın izinde, Leymosun’da... Leymosun yollarından notlar...
Geçtiğimiz Salı sabahı (2 Kasım 2010), Emine Uçaner’in 1974’te 20 Temmuz günü vurularak öldürüldükten sonra yakılan sevgili anneciği Meryem Hasan’ın gömüldüğü yer olan “Yaprahi’nin bahçesi”ni bulmaya gidiyoruz.
Leymosun’a gidiş nedenimiz yalnızca bu değil. Bir Kıbrıslırum şahitle buluşarak iki Kıbrıslıtürk gencin 1974’te öldürüldüğü ve gömüldüğü Leymosun dışında bir olası gömü yeri hakkında araştırma yapmaya da gidiyoruz. Kayıplar Komitesi’nde Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Murat Soysal, Kıbrıslırum Üye Yardımcısı Ksenofon Kallis ve Kazılar Koordinatörü Okan Oktay’la birlikte gidiyoruz Leymosun’a.
Leymosun’a gitmeden önce, Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üyesi Gülden Plümer Küçük’le görüşmeye gidiyoruz. Yanımda Emine Uçaner ve eşi Ekrem var. Gülden Hanım bizi çok iyi karşılıyor ve Emine Hanım’ın acıklı öyküsünü dinliyor... Ona, Dr. Ayten Berkalp’ın bizimle paylaştığı listeyi de veriyorum. Bu listede, 1974’te Leymosun’da savaş sırasında öldürülen Kıbrıslıtürkler’in Leymosun’daki hastanenin avlusundaki şehitliğe gömülme sıralarına göre isimleri bulunuyor. 26 kişi bu şehitliğe bizzat Dr. Ayten Berkalp tarafından o sıcak savaş günlerinde gömülmüş. Listedeki 27nci isim Meryem Hasan’ın ismi – karşısında “Tamamıyla yandığı için şehitliğe defnedilemedi – Yaprahi’nin bahçesine gömüldü” yazıyor. Emine Hanım, eğer annesinden geride kalanlar bulunabilirse onu bir bahçe köşesinde kalmaktan kurtarmak, alıp defnetmek istiyor. Eğer kuzeyde defnedemezse bile, güneyde hastanenin avlusundaki mezarlığa gömülmesini, böylece annesinden geride kalanların yok olup gitmemesini istiyor. Gülden Hanım, Emine Hanım’a yardımcı olmak için elinden geleni yapacağını söylüyor ve ona anlayışı için teşekkür ettikten sonra yanından ayrılıp Ledra Palace barikatına gidiyoruz. Bugün işte “Yaprahi’nin bahçesi”ni bulmaya gidiyoruz çünkü 1974’te henüz on yaşında bir çocukken Emine Hanım, babasıyla birlikte bu bahçede bir incir ağacının altına bir çukur kazarak anneciğinin yanmış kemiklerini bizzat kendi elleriyle gömmüş. Gömdüğü yeri tam olarak hatırladığını söylüyor...
Yolda çok heyecanlı... Kıbrıslırum okurumun acilen Leymosun’dan ayrılması gerektiği için öncelikle onu bulmaya gidiyoruz, sonra da “Yaprahi’nin bahçesi”ne gideceğiz.
Leymosun’a vardıktan sonra, önce Kıbrıslırum okurumu bulmaya gidiyoruz. Son sürat Leymosun dışına çıkıyoruz... Leymosun dışındaki bir noktada bize iki Kıbrıslıtürk’ün vurulup öldürüldüğü ve gömüldüğü alanı gösteriyor.
“O dönem buraları bomboştu” diye anlatıyor bize... Leymosun büyümüş, büyümüş, 1974’te kuzeyden güneye gelen Kıbrıslırum göçmenler de Leymosun yöresine yoğun biçimde yerleştirilince, Leymosun devasa bir şehre dönüşmüş...
“Burada tek bir ev vardı, bir de yarım inşaat vardı... Gerisi hep tarlaydı... Bakın şimdi ne çok ev inşa edilmiş” diyor Kıbrıslırum okurum...
Düzenli olarak yazılarımı okuyor ve bunlardan etkilendiği için, bu iki Kıbrıslıtürk genç hakkında bildiklerini bizimle paylaşmak istiyor.
“15-16 yaşlarında iki Kıbrıslıtürk genci bu alana getirip kurşuna dizdiler. Sonra da bu alanda bir noktaya gömdüler” diye anlatıyor.
Bu iki genç hakkında başka neler duymuş?
“Onların Leymosun’un Türk bölgesinden alınıp getirildiğini da duyduk, Polemitya’dan da alınıp getirilmiş olabileceklerini da duyduk... O kadar gençtiler ki, henüz sakalları ha var, ha yoktu...” diyor.
Bu iki Kıbrıslıtürk genci öldürenlerin her birinin de daha sonra başlarına çok tuhaf şeyler gelmiş olduğunu anlatıyor... Hatta bir tanesinin öldürmüş olduğu Kıbrıslıtürk gençlerin yaşındaki kendi oğlu da ölmüş...
“Acaba bu gençler daha sonra Leymosun’daki hastane avlusuna şiroyla götürülmüş olan Polemityalı gençler olabilir mi?” diyorum.
“Hayır, buradan götürülmediler. Öldürüldüler ve bu alana gömüldüler” diyor.
Burasının koordinatlarını alıyoruz, fotoğraf çekiyoruz... Ve bölgeden ayrılıp Leymosun’a geri dönüyoruz...”
(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler... Sevgül Uludağ - 5 Kasım 2010)
OCAK 2011’DE YAZDIKLARIMIZ...
Ardından Vretçalı Mülayim Kamil’in yeğeni bizi ziyaret ediyor ve onunla da röportaj yapıyoruz bu iki “kayıp” Vretçalı genç konusunda... 27-28 Ocak 2011 tarihlerinde bu sayfalarda yayımlanan yazımız şöyleydi:
“Leymosun’da Hüseyin Cemal’la birlikte ekmek almaya giderken hastanenin önünden bazı Kıbrıslırumlar tarafından alınıp “kayıp” edilen Vretçalı Mülayim Kamil’in yeğeni Serdar Arapoğlu anlatıyor...
Leymosun’da “kayıp” edilen Vretçalı Mülayim ve Hüseyin’in hikayesi...
Mülayim Kamil ile Hüseyin Cemal, köyleri Vretça’dan (Dağaşan) Leymosun’a çalışmaya, inşaatlarda yapıcılık etmeye gelmişlerdi... Mülayim Kamil 1955, Hüseyin Cemal ise 1957 doğumlu idi... Mülayim Kamil, önceleri abisi ve yengesiyle birlikte kalıyordu Leymosun’da, abisi Taşer Altınfincan, soyadından da anlaşılacağı gibi kahve öğütücülüğü yapıyordu. Sonra Mülayim Kamil ile Hüseyin Cemal, sanırım Tango Hatice’nin pansiyonunda kalmaya başlamıştı...
Tango Hatice’nin “pansiyonu” dediğimiz, aslında pansiyon bile değildi. Bu yaşlı ve yalnız kadının evinde iki odacığı vardı ve bunları icar ediyordu. Tango Hatice de Vretçalı’ydı ama Leymosun’da yaşıyordu. Ünlü Mida’nın kızkardeşiydi. Leymosunlu bir teyzenin bana anlattığına göre, Tango Hatice, polislerin çamaşırlarını da yıkayarak geçimini sağlıyordu. Evi Arnavut mahallesinde, dereye doğru bir evcikti...
15 Ağustos 1974 tarihinde Mülayim Kamil ile Hüseyin Cemal kaldıkları yerden ayrılıp ekmek almaya gitmişlerdi, fırına... Fırın, Ali Mahmut’un fırınıydı, hastanenin karşısındaydı... Fırına giderken bazı Kıbrıslırumlar gelip onları yakalamış ve “kayıp” etmişlerdi...
Geçtiğimiz aylarda bir Kıbrıslırum okurum beni arayarak, bu iki gencin öldürüldüğü alanı göstermek istemişti... Onunla buluşmak üzere anlaşmıştım ve Kayıplar Komitesi yetkilileriyle birlikte bu okurumu bulmaya gitmiştik... Okurumu da alıp Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yetkilileriyle birlikte Leymosun’un hemen dışında bir noktaya gitmiştik ve bize iki gencin öldürüldüğü alanı göstermişti... Geniş bir alandı burası ve okuruma göre öldürüldükten sonra bu alana gömülmüşlerdi ama hangi noktaya? 1974’te bu alan tümüyle boştu oysa şimdi yer yer villalar inşa edilmişti... Acaba gömüldükleri nokta hangisi olabilirdi? Anlattıklarından çıkardığımız, sözünü ettiği iki gencin, Vretçalı bu iki genç olabileceğiydi...
Kayıplar Komitesi yetkilisi Ksenofon Kallis, bu konuda araştırma yapmaya söz vererek işe girişmişti... Onları gömen şahıslardan hayatta olanları bulmaya çalışacaktı ki kazılacak nokta bulunabilsin, gördüğümüz geniş alanda hangi noktada oldukları bulunabilsin... Tabii eğer bulunabilirlerse çünkü burada arazi ellenmiş, inşaatlar yapılmıştı... İnşallah bu inşaatlarda onlardan geride kalanlar yitip gitmemişti...
Tüm bunlar olurken, bir “kayıp” yakını aradı beni ve ziyaretime geldi... Beni arayan Serdar Arapoğlu idi... “Kayıp” Mülayim Kamil, onun dayısıydı... Oturup konuştuk...”
(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler... Sevgül Uludağ – 27-28 Ocak 2011).
(Devam edecek)