UMUT MEYDANDA

Sami Özuslu

24 Nisan zaten ‘tarihi’ bir gündü Kıbrıs’ta…
Referandumda Kıbrıslı Türklerin yüzde 65’lik ‘evet’inin yıl dönümüydü.
Şimdi 2021’in 24 Nisan’ı da tarihe geçti, üstelik bu sefer iki meydanda…
Avrupa’nın bölünmüş son başkenti Lefkoşa’nın İnönü ve Eleftheria Meydanları’ndan ‘barış’ sesleri yükseldi, iki dilde, binlerce yürekte…
Sevgi aktı sokaklardan, dostluk duyguları sel oldu caddelerden, kardeşlik şiir oldu dizelerden…
Meydanlar doldu, Covid engeline de rağmen…
Birlikte olamadı Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar bu sefer ama, geçecek elbet virüslü şu kötü günler…
Kavuşacak elbette barışa uzanan eller…
Yürünecek o yollar, aşılacak barikatlar, varılacak güvercin uçurulan meydanlar…
Umut meydandaydı çünkü…

*  *  *

Şiir gibiydi ‘barış’ için yürüyen kalpler…
Su gibiydi, duraksız akan, yatağından taşan, pınarından süzülen…
Bir tuvale resim çiziliyordu sanki o meydanda…
Her renkten, her tondan boya can buluyordu, ressam fırçasını gezdirdikçe…
Zeytin dalı barışı, uçan kuş özgürlüğü, uçurtma tutsaklıktan kurtulma arzusunu simgeliyordu sanki…
Bir şarkıydı o meydandan yükselen, evet bir şarkı…
En güzel ritmiyle akıp gidiyordu notalar, sözcüklerle bütünleşircesine…
Bir sahneydi orası adeta, edebiyat tarihinin en coşkulu eseri sahneleniyor gibiydi…
Sanatın her dalından eserler veriliyordu orada…
Umut meydandaydı çünkü…

*  *  *
Bir uyanış günüydü 24 Nisan, yeniden…
Aslında kimse uyumuyordu, ama bazen yeniden uyanışlar gerekliydi.
‘İşte bir sabah uyandığımda’ diye başlayan o efsanevi şarkıyı her dinleyişte hissedilen duyguyu yine, yeni, yeniden fark etmek gibiydi belki…
Maskeler olsa da yüzlerde, gülümsüyordu bütün yüzler…
Ve asıl önemlisi, yürekler…
‘Sinek’ demişti birileri o zamanlar, o meydanı dolduranlar için…
Şimdi de küçümsemeye, çarpıtmaya çalışanlar var, yeni 24 Nisan’ı…
Oysa orada çok mesaj var, alınması gereken…
Müdahaleciler de, biatçılar da, yargı bağımsızlığına göz dikenler de, demokrasi düşmanları da, laiklik karşıtları da, bağımsız yargıya sahip çıkmayanlar da, statüko bekçileri de…
Alırlar mı, almazlar mı, kendileri bilir.
Zaten mühim de değil…
Umut meydanda çünkü…