Umudun gözyaşları

Sami Özuslu

 

Galiba toplum olarak ilk defa bu kadar yakından yüzleştik ‘umuda yolculuk’ hikayeleriyle…
İsimlerini bilmediğimiz, bilemeyeceğimiz 235 insan…
Çocuklar vardı içlerinde…
Kadınlar vardı, kimileri doğuma namzet, hamile…
Ve gençler…
Yaşlılar…
Bıyıklı, bıyıksız, sakallı sakalsız, esmer ya da beyaz erkekler vardı.
Bir ‘ambar’ içinde çıktılar yola…
Ruhunu şeytanlara satmış, para için gözü dönmüş, ‘insan’ kılıklı yaratıkların oyununa geldiler.
Bindirildikleri ‘kargo gemisi’nin depolarında ‘eşya’ gibi taşındılar önce, sonra bırakılıverdiler denizin ortasına, ‘Allah ile canları’ baş başa…

**

Cumartesi akşam üstünden Pazar akşam üstüne, 24 saatten az sürdü ‘umuda yolculuk’ eden, en azından öyle zanneden 235 insanın ‘yanlışlıkla’ geldiği Kıbrıs’taki dramı…
Esentepe açıklarında sert dalgaların insafına terk edilmiş gemideki insanların çaresizliğini gördük hep beraber…
Feribota bindirilmek üzere otobüslere konulurken arkasına bakıp bize ‘bay bay’ yapan insanlarla yüzleştik, toplum olarak…
O an birer damla süzüldü gözlerden ve yüreklere damladı, tuzu acıttı gittiği yeri…

**

İlk defa gelmedi Kıbrıs’a ‘kaçak göçmen’ ya da ‘mülteci’…
Ne yazık ki ‘son’ da değildi bandırası Tanzanya’ya, kaptanı ve mürettebatı ‘iblis’e bağlı Taj Zaher adlı gemidekilerin yaşadığı…
Çok geldiler, kaçırıldılar, mahkemeye çıkarıldılar, Güney’e götürüldüler bugüne kadar…
Hepsinin farklıydı hikayesi…
Ve çekilebilir değildi hiçbirininki…
‘Umut’tu peşine düştükleri… Yaşam umudu, ekmek umudu…
‘Korku’ydu kaçtıkları… Yarın korkusu, can korkusu…
Ve görmedik, duymadık, hissetmedik onların acısını bu kadar yakından hiç…

**

“Bitti” dedi Hıfsiye Ruh dün, 225 yolcu gerisin geri Mersin’e yollanırken Akgünler-3 adlı feribotla, “Bir umuda yolculuk hikayesi daha bitti.”
Dedi ve ekledi:
“Ama bizim için bitti. Ya o insanlar için? O gemide bize korku ve endişe dolu gözlerle el sallayan çocukları, genç kızları, delikanlıları, yaşlı insanları, kadınları, erkekleri nasıl bir gelecek bekliyor acaba?”
İşte o an süzülüverdi gözlerde birer damla yaş, aktı, tuzuyla acıttı yürekleri…

**

Savaşlar, çatışmalar, sefalet, terör, baskıcı rejimler, geri kalmışlık ve benzer nedenler dünyamızı giderek daha da dengesiz hale sokuyor.
İnsanlar doğdukları yerde doyamıyor, barınamıyor, düşüncelerini dile getiremiyor, canını koruyamıyor.
Ve göç ediyor.
‘Umut’ aramak için yola çıkıyor. O yolda ‘ölüm’ ihtimali kol geziyor. Kan emici simsarlar, insanlıktan nasibini alamamış alçaklar ‘kelle başı binlerce dolar’ kar hesabıyla, çaresiz insanların hayatını söndürüyor.
Tümüne lanet olsun!
Böyle ‘insan olmayan insan’lara da… Dünyanın dengesizliğine katkı koyan, savaşların, çatışmaların, açlığın, sefaletin, geri kalmışlığın, cehaletin bütün müsebbiblerine de…
Umut her şeye rağmen ‘insan olan insan’dadır.
Gözlerden süzülüp, tuzu yürekleri yakan gözyaşını dökebilenler var ya?
İşte onlar…

Not: Hafta sonu canını dişine takarak uzun saatler boyunca ve zor koşullar altında, sadece kamuoyunu değil, ülkemiz basını ile yabancı medyayı da en hızlı, kapsamlı, insan odaklı ve etik kodlara sımsıkı bağlı yayıncılık anlayışıyla bilgilendiren UNITED Medya çatısı altındaki Kanal SİM, SİM FM ve Yenidüzen’deki bir avuç yürekli basın emekçisi arkadaşımı bir kez daha kutluyorum. Böyle bir ekibin parçası olmaktan onur duyuyorum. Hepinize teşekkürler…