Ülkeye girişte tersine güvenlik

Cenk Mutluyakalı

Merkezi Cezaevi’nde Avrupa Birliği ülkelerinden kaç mahkûm ya da tutuklu var?

İngiltere’den…
Amerika Birleşik Devletleri’nden…
Japonya ya da Kanada’dan…

Niye soruyorum bunları?

Biliyorum, şimdi diyeceksiniz ki, “İngiliz ya da Alman turistin yüzünü unuttuk biz…

Mesele o değil.

Ülkeye girişte en ciddi sınırlamaları, suç potansiyeli en düşük ülkelerden gelen insanlara uyguluyoruz.

Cezaevi kayıtlarına bakarsanız, en kolay girenler suça en fazla karışan gruplar arasında…

***
Çok yakın zamanda Merkezi Cezaevi kayıtları açıklanmıştı.

871 mahkûm ve tutuklu…
286’sı TC…
103’ü TC-KKTC…

231’i diğer ülke…
251’i KKTC yurttaşı…

Diğer ülkeler” başlığının ayrıntısı verilmiyor.

Kaçı Avrupalı, Amerikalı, Avustralyalı ya da İngiliz?
Bilmiyoruz.

Hep söylenir ya, “suçun milliyeti olmaz” diye…
Evet, olmaz; ama istatistiği olur.
Risklerin sebepleri, dereceleri ve yaratacağı tehditler ölçülebilir.

***
Kimlikle giriş kaldırılsın” tepkisini 40 yıldır duyarız.

Kıbrıs sorunu çözülmedikçe, ateşkes koşulları sürdükçe ve kuzeydeki yapı uluslararası hukuk dışında kaldıkça, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının adaya hangi koşullarda gireceğine ilişkin temel karar mekanizması da Lefkoşa’da değildir.

Üstelik mesele yalnızca “kimlikle giriş” meselesi değildir.
Mesele, kendi nüfus ve göç politikanızı belirleme kapasitenizdir.

***
Biz bazen muhaceret memurlarından ülkeyi tek başlarına korumalarını bekliyoruz.

Oysa ülkeye girişte herkesi on dakika sorgulamak mümkün mü?

Ercan Havaalanı’nda ya da Girne Limanı’nda tam bir kaos yaşanır bu durumda; işin içinden çıkılamaz.

Yapılması gereken, elektronik seyahat izni ya da e-vize benzeri bir sistemdir.

Giriş rejimi, ülkeler ve risk profilleri gözetilerek yeniden düzenlenmelidir.

Geliş amacı, kalacağı yer, güvenlik ve gerekli sağlık koşulları adaya ayak basılmadan önce sorgulanmalı.

Fakat bu kararlar Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları için alınamıyor.
Birkaç uzak ülke için zaten var olan uygulamalar güya yeniymiş gibi açıklanıyor.
Öyle olunca da…
Ülkeye giriş ve çıkışlarda arzulanan o ciddiyet bir türlü sağlanamıyor.

***
Meselenin bir de “nüfus politikası” boyutu var.

Sürekli tekrarlıyoruz ya, “Nüfusu bilmiyoruz” diye…

Sadece “saymak” yetmez.

Nüfusu yönetmek ve bu topraklara dair kararları bizzat verebilmek şart…

Nüfus politikası yalnızca nüfus sayımı değildir.

Bir ülkenin kendi geleceği hakkında karar verebilme yeteneğidir.

Belki de asıl tartışmamız gereken bu…

Biz nüfusumuzu bilmiyoruz.
Ama işin gerçeği bu kadarla sınırlı değil…
Biz nüfusumuz hakkında karar da veremiyoruz.