Etrafımızda korkunç bir savaş var!
Hatta geçtim İran’daki gereksiz savaşı; aylardır burnumuzun dibinde, Gazze’de binlerce çocuk katlediliyor…
-*-*-
Ülke de çok ciddi şekilde bu savaştan etkilenecek…
Ekonomik yıkım zaten vardır, boyutları büyüyecek…
-*-*-
Tahminler, Covid 19 döneminden çok daha kötü günlerin bizi beklediğini gösteriyor…
-*-*-
Her şey pahalı olacak…
Eğitim, sağlık başta olmak üzere, tatil harcamaları kısılacak…
-*-*-
Suç oranlarında artış mutlaktır, kaçınılmazdır…
-*-*-
Çeşitli sektörlerde iflaslar başlayacak… İşsizlik artacak…
-*-*-
Hayvancılık, tarım, üretim ciddi sıkıntıdadır…
-*-*-
Ticaret, sanayi olumsuz etkilenecek…
-*-*-
Diploma sahtekarlığı…
-*-*-
Ayyuka çıkmış rüşvet söylentileri…
-*-*-
Turizmde çöküş…
-*-*-
Yatırımlar duracak…
-*-*-
Çevre çok pis…
-*-*-
Sıralayalım gitsin…
Saymakla bitmez…
-*-*-
Elle tutulur olumlu tek bir gelişme yok…
-*-*-
Genç genç insanlar durduk yere ölüyor…
-*-*-
İstatistik tutan yok!
-*-*-
Nüfusumuzu bilmiyoruz ya hu!
Bu ülkede kaç insan yaşadığından haberimiz yok!
-*-*-
Sabah akşam hamasi açıklama yapan bir hükümet ve sokaktaki çoğunluğun inanılmaz umursamazlığı!
-*-*-
Nedendir bu umursamazlık?
-*-*-
Elbette sosyologlar, psikologlar bu konuya sağlıklı yorum yapabilir…
-*-*-
Ama bana göre bu umursamazlığın başlıca sebebi; ülkede yaşayan ve tam sayısını bilemediğimiz insanların çok hem de çok büyük çoğunluğunun ne yazık ki bu ülkeyi sevmemesidir!
-*-*-
Sevmiyoruz!
Ülke için kaygılanmıyoruz!
Cebimize bakıyoruz!
Keyfimize tapıyoruz!
-*-*-
KKTC’nin sahte bir devlet olduğundan herkes ama herkes emindir…
-*-*-
Ciddi büyüklükte bir çoğunluk için Kıbrıs, “vatan” değildir; vatan sayanlar da zaten “ganimet Türk toprağı” olarak değerlendirmektedir…
-*-*-
Hal böyle olunca da, kimse iflası umursamamaktadır, tükenişi sallamamaktadır…
Yazık!
-*-*-
Vatan sevgisi ve vatan sevgisi bilinci yok!
-*-*-
Nüfus yapısının değişmesi – değiştirilmesi neticesinde oluşan yapının bu toprakları vatan bilebilmesi için daha çok uzun yıllara ihtiyaç var!
-*-*-
Bakın, Erhan Arıklı’nın, örneğin Türkiye’den gelen bir talimatı tereddütsüz uygulaması; vatan sevgisi olmamasındandır…
-*-*-
Haaa Arıklı TC kökenli olduğu için değil!
Arıklı, henüz Kıbrıslı olamadığı içindir!
-*-*-
Vatan sevgisi olan kişi, doğduğu, yaşadığı veya ait hissettiği ülkeye karşı derin bağlılık, sorumluluk ve koruma arzusu hisseder… Erhan Beyde bunlar yoktur… Olanlardan da huy kapmaktadır…
-*-*-
Vatan sevgisi olan kişi, vatanının topraklarına ve insanlarına bağlıdır…
-*-*-
Gerekirse, sadece vatanı savunur…
-*-*-
Başka bir ülkeyi, geldiği ülkeyi, kendi ülkesini elbette sevebilir ama asıl sevmesi gereken yaşadığı ülkedir; gerçek vatan yaşadığı topraktır…
-*-*-
Kesinlikle geldiği ülkenin kültürüne saygısını yitirmemelidir ve getirdiği kültür, yaşadığı ülke için zenginliktir ama o ülkenin yani şu anda yaşadığı ülkenin kültürünü, kimliğini, hatta dilini ve değerlerini korumakla mükelleftir!
Kültürünü, dilini ve değerlerini koruma
-*-*-
Geldiği ülkenin değil, yaşadığı ülkenin yani gerçek vatanın çıkarlarıdır esas olan… Ve gerçek vatanıın gelişmesi için çaba gösterir…
-*-*-
Geldiği ülkeye değil; yaşadığı vatanın toplumuna faydalı olabilmek esastır…
-*-*-
Bu vatanın toprağıyla suyuyla, insanıyla, cumhurbaşkanıyla, işçisiyle, geçmişiyle, geleceğiyle gurur duyar…
-*-*-
“Ben buraya aitim” hissi yoksa; o kişi yaşadığı yere “vatan” diyemez!
Yavruvatan der; aşağılar!
-*-*-
Vatan sevgisi “Kıbrıs”tır!
Milliyetçilik başka bir şeydir!
-*-*-
Eğer kişi zaten milliyetçiyse ve yaşadığı toprağı vatan değil ganimet olarak algılıyorsa, ne sahte diplomadan rahatsızdır; ne her yanın çöp içinde olmasından, ne ülkenin soyulmasından, ne rüşvetten, ne iflaslardan, ne maliyenin kasasının tamtakır olmasından, ne vatan evlatlarının göçünden, ne de hırsızlıktan!
Hoşça kalın güzel insanlar
Çok sevdiğim iki insanı aynı gün yitirdik… Aynı gün vefat etmedilerse de cenazeleri ikisinin de dündü…
-*-*-
Birincisi Barış Güler…
Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok…
Barış, Yeşilırmak’ta baba tarafımdan akrabamdı…
-*-*-
Kendi işini kurup, Yeşilırmak köyünün eski adıyla yani “Limnitis” olarak Gin üretmeye başlamıştı ve işleri de iyiydi…
-*-*-
En son iki yıl kadar önce gördüm…
Bana kendi üretimi içkilerden hediye etmişti…
-*-*-
Sık sık mesajlaşırdık…
Bir anda mesajlar kesildi…
-*-*-
Ve aradan iki yıl geçtikten sonra, ne acıdır, ölüm haberini aldığımda mesajların neden kesildiğini öğrendim… Barış rahatsızlanmış…
-*-*-
Barış’ın babası, 1974’te Yeşilırmak’ta eşinin köyüne tatile gelen bir havacı Türk subayıydı… Ve köyün savunmasında çok ciddi görevler üstlenmişti…
-*-*-
Çok genç yaşta kaybettik Barış’ı…
Çok üzücü bir cenaze törenine katıldık dün…
-*-*-
Eşine, iki kızına ve annesine başsağlığı dilerim…
Allah rahmet eylesin…
-*-*-
Ve ikinci kaybımız…
Dipkarpaz Belediyesi eski Başkanı Suphi Coşkun’un amcası Süleyman Coşkun…
-*-*-
Süleyman Abi…
-*-*-
O’nu önce Dipkarpaz’da muhtarlık yaparken tanıdım…
-*-*-
Sonra yollarımız Londra’da kesişti…
Sık sık buluşur sohbet ederdik…
-*-*-
Hemen hemen aynı dönemlerde Londra’da bulunduk ve aynı günlerde kesin dönüş yaptık…
Ülkeye döndükten sonra, birkaç kez karşılaşabildik…
Suphi Coşkun’un kızının düğünündeydi galiba, “hayırsızsın” dedi şakayla karışık!
Haksız değildi!
Ölüm haberine çok üzüldüm…
Aileye başsağlığı dileklerimi iletiyorum…
Allah rahmet eylesin…
(Barış Güler)
(Süleyman Coşkun)