Uğurlar olsun Sonay Abi

Aslı Murat

 

Aile kavramının, kan bağından öte bir anlama sahip olduğunu, çok küçük yaşlardan itibaren öğrenmeye başladım. Bu yaklaşım, milliyetçilik ve muhafazakarrlığın insanları hapsettiği, içinde yaşanan şiddetin her daim yok sayıldığı aileyi daha net tanımlamama da yardımcı oldu. Tüm modern tanımlar gibi, aile ve oluşturduğu birliktelik de bir kurgudan ibaretti. Bu koşulları yaratan bir mücadelenin içinde büyümek durumunda kaldım. Anne ve babam başta olmak üzere etrafımdaki insanlar, hınç ve öfkeye dayanan ganimet düzenine karşı siyasi değişimi savunan kesimdeydi. Birçoğu benim şu anki yaşımdan da gençti, hayalleri ve direnişe dair duydukları büyük bir aşk vardı. Yokluğa karşı varlığı kurabilmek adına dayanışıyor, bu süreçte düşenler el birliği ile kaldırılıyor ve doğru bildiklerini söylemeye bıkıp usanmadan devam ediyorlardı. İşte o zaman ailenin; birlikte yürünen yolda, sevgi ve kardeşlik altında omuz omuza hareket etmekten başka bir şey olmadığını kavradım.  

Bugünlerde o değerlerden bahsetmek pek mümkün değil. Demagoji yapıp, nerede o eski günler demeyeceğim. Büyük büyük laflar, kocaman politik analizler de yapacak değilim. Anlatmak istediğim, çok daha basit, çok daha derinde yatan bir duygudur. Bir bebeğin bir insan olmaya dönük serüveni bu hisle şekillenir. İnsan hayatı boyunca, kendini tanımlayabilmek ve varlığını ortaya koymak adına adımlar atar. Bunu yaparken diğer insanlarla biraraya gelir ve yollar kurarlar. Döktüğünüz asfalt zaman zaman çökebilir, ağır bir aracın geçisi ile emeğiniz zedelenebilir, hatta kendini bilmez bir araç sürücüsü yürüyüşünüz esnasında sizi yolun dışına savurabilir. Buna rağmen eğer iradeniz ve yoldaşlık duygunuz yerli yerindeyse, temelde yatan birliktelik içinizden söküp atılamaz. Her ne olursa olsun, kurgulanan ailelerdense gerçek yoldaşlık baki kalır.

Sonay Adem, henüz dünyaya merhaba demediğim dönemlerden itibaren, ailemizin hayat yolculuğunun bir yerinde oldu. Keskin bakışlarının ardındaki yüreğinin sıcaklığını, elinizi sıktığı an hissedebilirdiniz. Bugün toplum içindeki birçok değerin oluşmasında büyük bir emeği vardır. Mücadele arkadaşları ile birlikte zorlu ve çetin bir dönemden geçip, çakıllı bir alanı daha kolay yürünebilen bir yol hâline getirdiler. Bugünden bakarak acımasız eleştiriler yapmak, toplum olarak sahip olduğumuz hatırlama eksikliğinden ve yakın zamanda türeyen politik çarpıklıktan kaynaklanır. Maalesef yürünen mesafe, değişimi getireceği yerde, bizi mevcut duruma hapsetmeye doğru evrildi. Yine de hisler yerli yerinde kaldı. En kötüsü de bu oldu. İyi ruhlar, karabasan bir bedende yaşamaya mahkûm edildi. Sonrasına ilişkin malumu ilam etmeye gerek yok. Ne de olsa her şey ortada.

Her şeye rağmen, ekilen her bir tohum zihinlerde yeşermeye devam ediyor. Ne kadar şikayet edilse, ne kadar ayrı düşülse de içte bir yerde yollar keşisiyor. En çok da emeğe dayalı Federal Kıbrıs’ı kurabilmek adına aynı ritimde atıyor yüreklerimiz. Sevgili Sonay Abi, güzelliklerin sadece gül bahçesinde değil, dikenlerin bittiği sarp kayalıklarda da yaşanması için çabalayan biri olarak, yolun asla bitmeyeceğini en iyi bilenlerdendin. O yüzden bu gidişin bir son değildir. Yürüdüğün her bir adım ve dokunduğun insanlar, seni ailesi olarak anmaya devam edecek. Hoşça kal, iyi ki var oldun.