Uç Beyi Tatar ve hain Türkopoller!

Serhat İncirli

Uç Beyi Tatar ve 
hain Türkopoller!

Vikipedi diyor ki; “… Uç beyliği, Orta Çağ'da Hristiyan ile Müslüman dünyasının arasındaki Müslüman sınır bölgeleri için kullanılan bir tanımdı…”
Prof. Dr. Oğuz Karakartal hocamızın yeni bir çalışması olarak, geçtiğimiz günlerde “ Bir Uç Beyi: KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar” adıyla kitap yayınlandı…

-*-*-

Osmanlılar, Uç Beyliği’nin “beyine”, yani “Uç Beyi’ne”, “Gazi” derdi… 
Bu durumda, “Osmanlı hayalinin, KKTC Uç Beyliği’ndeki “Uç Beyi”, “Gazi Ersin Tatar” oluyor… 

-*-*-

Üçurup İzzet Dayı daha çok hoşuma gitmişti…
Ama olsun, “Uç Beyi Gazi Ersin Tatar”… 
Kulağa hoş geliyor!
Ve komik!
Rezaletin yeni perdesi de diyebilirsiniz!

-*-*-

Tarih kitaplarını veya tarihçileri eleştirecek değilim…
Ama, uç beyliği için örneğin “askerlik” denen meselenin çok önemli olduğu inancındayım ki Gazi Tatar bu konuda “sabıkalıdır”…
Askerlik görevini “akçeli” olarak tamamlamıştır!

-*-*-

Tarih, çok keyif aldığım bir konu…
Son günlerde, hiç bilmediğim, hiç işitmediğim bir meseleyle tanıştım…
Bir arkadaşım, bazı bilgiler gönderdi, okudum ve çok keyif aldım…

-*-*-

Eylül ayında Konya’da bir tarihi taş üzerinde “Türkopol” yazısına rastlanmış…
Ve Anadolu’da, Osmanlı’dan çok önceleri “Türk”lerin var olduğu kanıtlanmış…

-*-*-

Türkopol nedir?
Türkoğlu ya da Türkoğulları demekmiş… 
Ve bu Türkopol’ler, Haçlı Seferleri döneminde Haçlılar tarafından paralı asker olarak tutulan, özellikle süvari okçuluğunda yetkin Türk kökenli paralı askerlermiş…
Türk, Türkçe konuşan ve büyük çoğunluğu “Müslüman doğmuş” kişiler…

-*-*-

Haçlı ordularının vazgeçilmezleri olarak kabul ediliyorlarmış…
Ama ondan öncesi de var…
Türkopol birlikleri ilk defa 1097 yılında İznik kuşatmasında Bizans Ordusu’nda savaşmış…
Paralı asker olarak…
Bizans orduları, Haçlılarla birleşip, Selçukluların başkenti İznik’i kuşatmıştı…

-*-*-

Tarihçi Halil İnalcık’a göre, bir çok Türk bey ve Türk komutanın, gelir amaçlı olarak Haçlı ordularına hizmet ettiğini anlatır… 
İnalcık’a göre Türkopolller, “gelir kapısı arayan biçarelerdir”…

-*-*-
Çeşitli kaynaklara göre, “… ilk Haçlılar Birinci Haçlı seferi için Anadolu topraklarına geldiklerinde Türkopolleri Bizans ordusu içinde görürler. Bu birlikler anne babaları Türk ve Yunan olan kişilerden oluşmuştur. Bazıları Hristiyan olmakla beraber aralarında Müslüman olanların da var olduğu ve aralarında Balkanlar ve Anadolu'ya yerleşmiş ve yerleştirilen Kuman, Uz, Peçenek, Bulgar Türkleri olduğu bilinmektedir.”

-*-*-

Türkopoller Kutsal Topraklarda hafif süvari olarak yardımcı birlikler olarak Müslüman Ordularına karşı kullanılmıştır. Batılı şövalyelere göre daha hafif zırhları olan Türkopoller daha hızlı hareket edebiliyor ok, mızrak gibi silahlar kullanıyordu. Hafif bir zırhlı yelek ve sivri metal başlık giymekteydiler. (Kaynak: Elizabeth A. Zachariadou Udj in The Encyclopaedia of Islam. New Edition)

-*-*-

İnalcık’a göre çeşitli ordularda yer almalarına rağmen Türkopoller şövalyelerden daha düşük bir sınıf olarak kabul ediliyor ve bu yönde kimi sınırlamalara maruz bırakılıyorlardı.

-*-*-

Gelelim bu Türkopollerin bizimle yani Kıbrıs’la alakasına… 

-*-*-

Halil komutasındaki Memlûk İslam ordusu 1291’de Akka’yı ele geçirdi… Akka’nın düşmesinden sonra “Kutsal Topraklar”dan ayrılan Türkopollerden Tapınak Şövalyeleri ile birlikte olanlar Kıbrıs’a, Hospitalier Şövalyeleri bünyesinde olanlar Rodos ve Malta’ya gitmiştir.

-*-*-

Yani “Türkopoller”, “Türk oğulları”, “Türk askerleri”, ilk kez 1571’de değil; 280 sene önce Kıbrıs’a gelmiş ve yerleşmiştir…
Bu benim için yeni bir bilgidir…
Ve bilgisine çok güvendiğim bir büyüğüme göre, Tapınak Şövalyeleri ile Kıbrıs’a gelip yerleşen Türkopoller, bir daha Ada’dan ayrılmamıştır… 

-*-*-

Halil İnalcık’a göre “… Türkopollerin, Türkopolcü adı verilen ayrı bir liderleri olurdu, bu kişi muharebe sırasında tüm Türkopol birliğine komuta ederdi. Tapınak Şövalyelerinin komuta kademesi mutlaka paralı askerlere ve özel olarak da Türkopollere komuta eden bir komutanı içerirdi. Yine İnalcık’a göre, “… Tapınak Şövalyelerinin Büyük Ustasının mutlaka bir Türkopol tercümanı olurdu.”

-*-*-

Müslüman Memlûkler Türkopolleri hain olarak değerlendirir ve esir edilenleri derhal öldürürdü. 
Günümüzde artık Malta Şövalyeleri olarak anılan Hospitalier Şövalyeleri içinde halen bir Türkopol sorumlusu bulunmaktadır…

-*-*-

Gelelim merak konusuna!
Haydi biraz ırkçılık yapalım!
-*-*-

Uç Beyi Gazi Ersin Tatar’ın “Rumcu, Rum soylu, hain, federasyoncu” dedikleri acaba diyorum, aynı zamanda Türkopollerin torunları mı?
Gazi Ersin Tatar, “Tataristan” kökenlidir… Ve Tatar’ların Kıbrıs’a gelişi, 1571’den çok sonradır…
Ama çok merak ettiklerim var; mesela Ünal Üstel ve Fikri Ataoğlu…
Biri Baflı, biri Karpazlı…
En çok Türkopol bu iki bölgeye yerleşmiş!

-*-*-

Ayrıca “Ağır abi Türk” sınıfından Tahsin Ertuğruloğlu’nu da merak ediyorum!
1571’den sonra gelen Karamanlı Hristiyanlardan mı, Türkmen Alevi mi, yoksa Türkopol mü?

-*-*-

Erhan Arıklı’da sorun yoktur!
O 1974’ten sonra gelmiştir!
Kafkas kökenli Kıbrıs Türkü’dür!

-*-*-

Kıbrıslı mı?
Elimizde hiç kalmamıştır efendim, hepsi tükenmiştir!


Eşit ve egemen arpa!

Rusya, tahılla alakalı anlaşmadan caydı!
Yani Ukrayna’dan artık tahıl yüklü gemi ayrılamayacak!
Aşılır mı bu sorun?
Bilemeyiz!

-*-*-

Bu gelişme üzerine, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Tarım Bakanı’na gazeteciler sordu: Tahıl sıkıntımız olacak mı?
Rum bakan özetle dedi ki, “… Bu tür bir sorun yaşanabileceğini biliyorduk, 37 bin ton buğday depoladık, şimdilik sorun olmaz”…

-*-*-

Peki KKTC’de durum nedir?
Hangi durum?
Tahıl durumu canım!
Haaaa, KKTC’de tıpkı Kıb – Tek’e akaryakıt alımında olduğu gibi, tahıl alımında da ihalesiz, mafya iş uygulaması var!

-*-*-

Ancak işin acı tarafı ne biliyor musunuz?
KKTC’ye tahıl getiren gemi, parası ödenmediği ya da ödenemediği için 8 gündür Mağusa’da bekliyor!
Tahıl parasını ödeyemiyoruz ve üstüne üstlük, her geçen gün için gemi şirketine 3 bin dolar “bekleme parası” borç takıyoruz!

-*-*-

Nasıl nasıl?
Eşit ve egemen mi demiştiniz?
Cauuuuv!


Sevilay Direkoğlu… Bu fotoğrafını sevgili Uğur Karagözlü çekti… Altına da, “Sana gülmek yakışır Sevilay’ım” diye yazdı… “Ölmek” hiç yakışmadı… Allah rahmet eylesin…