UBP’de Kaytanlar Kopuk…

Kutlay Erk

UBP Genel Sekreteri ve milletvekili Hasipoğlu bir TV propramında ‘Ceza - Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması - Müfsidane Yayınlar’ yasalarında yapılmak istenen değişikliklerin Bakanlar Kurulu’ndan geldiğini ve öncesinde UBP milletvekillerinin haberi olmadığını, onlarla istişare bile edilmediğini ve Bakanlar Kurulu’nda onaylandıktan sonra bilgi sahibi olduklarını söyledi.

Hasipoğlu kim?! Bırakın UBP’nin bir milletvekili olduğunu, bırakın meslekten bir avukat olduğunu, hükümeti kuran UBP’nin Genel Sekreteri… Bakan olmayan milletvekillerinin haberi olmadığına göre, UBP Başkanı Sucuoğlu’nun da haberi olmamış demektir. Yani, Başbakan Üstel partisini yönetenlerin de haberi olmadan, onlarla konuşup danışmadan meclise yasa tasarıları getiriyor. Getirdiği tasarıların, muhalefetin keskin çıkışlarına neden olacağını ve bu tasarıları UBP’ye de mal edileceğini bile bile böyle yapıyor. Neden?! Çünkü Üstel’e göre Sucuoğlu’nu hükümet çalışmalarının dışında tutmak gerek; dolayısıyla Hasipoğlu da dışarda kalacak… Üstel’e göre zaten UBP’li milletvekilleri bir üst el marifetiyle hükümete destek oluyor ve hatta güven oyu bile veriyor; kaç yazarmış parti başkanı veya genel sekreteri olmak?! UBP iki başlı ve çatlak…  

Hasipoğlu ayrıca yasada geçen “Hoşnutsuzluk - Soğukluk yaratma” kelimelerini doğru bulmayıp reddediyor… Kendisi yetkin bir hukukçu ya, kendisine en azından bir hukukçu olarak bile danışılmadı ya, atıyor taşını ve ekliyor: “Belli ki bu yasayı hazırlayanlar İngilizce çeviri yapmışlar ve böyle bir kelime türetmişler. Günün sonunda ne yazarsanız yazın zaten bizim iç hukukumuzda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin koymuş olduğu ölçütler dikkate alınıyor. Biz bunu kendi İç Hukukumuza Yüksek Mahkeme kararları ile zaten iktibas etmişiz.” Yani, “Boşuna uğraştınız, boşuna gerdiniz milleti, amir hükümler var, sizin tasarınız yasallaşsa ne yazar?!” demeye getiriyor ve şerhini koyuyor… Ve söylemediği ama ‘akil tavır ‘ ile yaptığı yorumla, “Bizden habersiz, hem Türkçesi hem de hukuk bilgisi zayıf olanlara yasa tasarısı yaptırırsanız, aha sizi böyle madara ederim” demeye getiriyor… Başbakan Üstel getirdiği tasarıları geri aldı; yenisini hazırlayacaklar… Ama belli ki Hasipoğlu pusuda ve baydasını da atacak gibi eğer Üstel kendilerini devre dışı bırakmaya devam ederse…

Türkçesi zayıf, hukuk bilgisi kendinden menkul CB Tatar da bir TV programında aynı yasa tasarıları üzerinde konuştu ve iddia etti ki ‘Hoşnutsuzluk ve soğukluk’ kelimeleri halen geçerli olan yasada zaten varmış; aslında amaç yasada tadilat yapmak imiş… Ve kimin yazdığını, kimin çıkardığını bilmediğini, kendisinin ve rehberi ve yönderi olan Ankara Hükümetinin de böyle bir yasa talebinin olmadığını söyleyerek demeye getiriyor ki Üstel her şeyi yüzüne-gözüne bulaştırmış… Madem ki ‘Hoşnutsuzluk ve soğukluk’ kelimeleri mevcut yasada vardır, niye Üstel’in değişiklik önerisinde yer alıyor ve dahi Hasipoğlu Üstel’in adamlarının değişikliği hazırlarken yanlış tercüme ettiğini beyan ediyor?! Üstel’i dostu Tatar da ofsayıda attı…

Ve Maliye Bakanlığı görevini Ankara Hükümetinin prensi olan Atun’a devretmek zorunda kalan Ekonomi Bakanı Amcaoğlu hayat pahalılığı ödeneğinin Temmuz ayını beklemeden Haziran ayı maaşlarına yansıtılabileceğini açıkladı. Soğuk tavrı ile Maliye Bakanı Atun, bu konuyu sadece konuştuklarını ama karar üretmediklerini ve çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi… Söylemedi ama “Karışma be Amcaoğlu benim işime” der gibi bir hava yarattı… Çiçeği burnunda milletvekili Yeşilırmak eğitim bakanı Çavuşoğlu’nun bulunmaz hint kumaşı imiş gibi her UBP hükümetinde bir bakanlık koltuğunu işgal emesini eleştirdi… Meclis Başkanı Zorlu Töre’nin görgüsüzce talepleri ve halleri ile ilgili olarak UBP’li milletvekillerinin yaptığı yorumlar düşman başına… En hafif sözü “İzahı yok; rezil olduk” diyen yenilerden bir UBP milletvekili söyledi…

Ve bunlar o çok kutsadıkları KKTC’yi yönetiyorlar?! Birbirlerinden kopuk… Birbirlerini dışlayarak… Birbirlerini suçlayarak… Birbirlerinin kuyusunu kazarak… Muhalefetin, sivil toplum örgütlerinin ve halkın sert tepkisini görünce de birbirlerini ‘satarak’… Yurttaş her sabah yeniden ve daha fazla fakirleşirken bunlar siyasi güç için siyasi İslamcı AKP Hükümetine yaraşma ve yanaşma rekabetinde birbirleri ile didişmekte ve boğuşmakta… Bunların diline “KKTC – Anavatan”, aklına da “Bana ne var?” hakim… Ve bütün bunlar daha başlangıç; ardından neler geleceğini kestirmek pek de zor değil…

Gelecekte ne var?! Bunlardan gelecek bir hayır yok… CTP muhalefeti keskinleşmiş… Sivil toplum örgütleri hareketlenmiş… Sokak mecliste, meclis sokakta… Güzel günler yakında yani…