Türkiye’de kim kazansa sevinecektiniz?

Sami Özuslu

 

Pazar günü yapılan yerel seçimlerle birlikte Türkiye yeni bir döneme girmiş oldu.
Demokratik olup olmadığıyla ilgili birçok ciddi tartışmanın yaşandığı seçimden sonra neler yaşanacağı, sandıktan çıkan sonucun ülkenin geleceğine nasıl yön vereceği merak ediliyor.
Bu merak Kıbrıs’ta da var!
Hatta garip şekilde, kendi seçimlerimize gösterilmediği kadar yoğun bir ilgi oldu Türkiye’deki yerel seçimlere...
Bu ilginç notun nedenlerini bir başka yazıda ele almak gerekecek.
Bugün ise 30 Mart seçimleriyle ilgili bazı gözlem, tespit ve geleceğe dönük bazı tahminlerde bulunmakta fayda var.
1) Yerel seçimden AKP’nin galip çıkması sürpriz olmadı. AKP ve Erdoğan giderek daha da otoriter bir üslup içine girmesine rağmen sandıktan güçenerek çıktı.
2) Gezi Parkı ve 17 Aralık operasyonuna rağmen AKP ve Erdoğan’ın güçlenmesinde en önemli rolü ‘muhalefet’ oynadı. Halka güven telkin etmeyen CHP başta olmak üzere Türkiyeli seçmen AKP’nin alternatifini bu seçimde de göremedi. ‘Kötünün iyisi’ diyerek AKP’yi tercih etti.
3) Fetullah Gülen Cemaati’nin ‘siyasi güç’ bakımından düşünüldüğünden çok etkisiz olduğu izlenimi doğdu, ancak bunu test etmek çok da kolay değil. Zira ‘dini bütün’ ve ‘cemaatçi’ seçmenin Kemalist, ‘solcu’ CHP’ye yönlendirilmesi çok zor bir iş. Belli ki ‘dindar seçmen’ Gülen’e rağmen sandıkta bildiğini yaptı. Çünkü onlar için de güçlü bir alternatif yoktu.
4) İzmir’de AKP’nin kazanması büyük sürpriz olurdu. Nitekim Binali Yıldırım gibi bir ağır top bile ‘modern yaşam’ın belki de son kalesi İzmir’i alamadı. İyi de oldu.
5) Ankara’daki küçük fark CHP’nin başarısından çok MHP’nin desteğine yorulmalı. Buna rağmen CHP, Melih Gökçek gibi yıpranmış bir başkanı bile alt etmeyi başaramadı. Ülke genelinde yıpranmış AKP’yi ve Erdoğan’ı aşamayan CHP Ankara’da da çuvalladı.
6) ‘Gerçek sol’un olmayışı Türkiye’de siyasi çıkmazlar ve hayal kırıklıkları yaratmaya devam etti. ‘Sol’muş gibi yapan CHP’nin güven vermeyen lideri ve kadrosu, ‘dedi-kodu’ üzerine şekillenen siyaset anlayışı ve hiçbir konuda açılım yapmayışı ‘aydın’, ‘demokrat’, ‘ilerici’ seçmenleri çaresiz ve umutsuzluğa itiyor. Türkiye’nin yakın geleceğinde sınıf mücadelesi veren, evrensel değerleri ön plana çıkaran ve kitleselleşmeyi hedefleyip bunu başaran bir sol siyasi parti gözükmüyor ne yazık ki...
7) O kadar yolsuzluk iddiasına ve ses kayıtlarına,  sosyal medya ile sokaktaki bunca hareketlenmeye ve tepkiye karşı bu seçimden de güçlenerek çıkan Erdoğan, şimdi yeni hedeflere doğru yol alacak. Kuşkusuz nihai hedefi Cumhurbaşkanlığı Köşkü olacak. Ama nasıl? ‘Başkanlık sistemi’ne geçtikten sonra mı, yoksa şimdiki şekliyle mi?
8) Çankaya için Erdoğan’ın iki yolu var. İlki, Ağustos’ta aday olup Cumhurbaşkanı olmak... İkincisi ise Ağustos’u es geçip Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğa sahip bir parlamento aritmetiği sağlamak. Bunun için de belki bu yıl bir ‘baskın erken seçim’e gitmek...
9) BDP Güneydoğu’da beklendiği gibi oy aldı. Uzun süredir kesintiye uğrayan ‘barış süreci’nde kritik rol düşecek BDP’ye... MHP’nin beklenenden yüksek oy alması ise ‘etnik milliyetçiliğin’ yeniden güçlenmesinin sinyali olabilir ve o sürecin sekteye uğramasını getirme potansiyeli var.
10) CHP açısından Kemal Kılıçdaroğlu macerasının sonuna gelindi. Sarıgül’ün CHP’de Genel Başkanlığa oynaması sürpriz olmaz. Ankara’yı kıl payı kaçıran Mansur Yavaş MHP kökenli, ama belli olmaz. Bir bakarsınız CHP’ye o bile Başkan olabilir.
11) AKP can yakıyor, ama bunun baş müsebbibi CHP... Solcular, aydınlar, ilericiler, Kürtler, azınlıklar, LGBT camiası ve diğer kesimler CHP’yle hayal kırıklığı yaşamaya devam ediyor. Tıpkı Kıbrıs siyasetinde olduğu gibi... Bu yüzden Türkiye’de “AKP kazandı” diye üzülenlere şunu sormak lazım: Kim kazansaydı sevinecektiniz ki? Aslında bu sorunun yanıtı yok...