Yazının başlığında sorduğumuz sorunun yanıtını verebilmek için Türk Telekom hakkında bazı ayrıntıları paylaşalım…
Türk Telekom’un güncel hissedar yapısı şöyledir: %60'ı Türkiye Varlık Fonu (TVF), %25'i TC Hazine ve Maliye Bakanlığı, %15'i de Borsa İstanbul'da halka arz edilmiştir. Büyük oranda TC Devletine ait olmasına rağmen yönetim ve işleyiş açısından ise kamu kontrolünde bir anonim şirkettir. TC Maliye Bakanı Şimşek, Türk Telekom’un mevcut 20 yıllık sabit hizmetler imtiyaz sözleşmesinin bu yıl içinde sona ereceği nedeniyle sözleşme süresini 2050 yılına kadar uzatma anlaşmasını yapmış ve bu aşamada da özelleştirmenin söz konusu olduğunun ipuçlarını da vermiştir. Bu amaçla, kendileri, şirketin değerini yükseltmek için şirketin yatırımlarının artırılmasına ve devletin kasasına gelir sağlanmasına odaklanmıştır.
Hatırlanacağı üzere 1993 yılında dönemin DYP hükümeti tarafından Türk Telekom’un 40 milyar ABD Dolarına ($) satışı gündem olmuş, Anayasa Mahkemesi bu gelişmeyi engellemişti. Daha sonra, 2005 yılında AKP hükümeti Türk Telekom’un %55 hissesini Lübnanlı Hariri ailesinin ve bazı Suudilerin ortaklığı olan Oger şirketine 6.5 milyar $’a satmış ve dahi özelleştirilmişti. Bu özelleştirme aşamasında Türk Telekom bilançosu 2 milyar $ artıda idi, borcu yoktu. Anlaşmaya göre TC Devletine ait olan bütün iletişim şebekesi ve teçhizatı 21 yıllığına Oger’e devredildi. Sürenin hitamında da Oger devraldığı şebeke ve teçhizatı çalışır vaziyette TC Devletine geri verecekti; bir de şirketi borçsuz devralmışlardı ya, borçsuz da devredeceklerdi…
Özelleştiğinin ilk on yılında, yani 2016’ya kadar Türk Telekom şirketi 14 milyar $ net kar yaptı, bunun 12.6 milyar $’ı temettü olarak ortaklara dağıtıldı, 1.4 milyar $ da özelleştirme bedelinin ilk ödemesi olarak TC Maliyesine verildi. Oger şirketi bilahare 600 milyon $ tutarında iki ödeme yaptı. Ancak 2016 yılı faaliyetlerini 3,5 milyar $ borçla tamamladı ve Oger özelleştirme bedelini ödeyememe ayaklarına yattı. Yurtdışından kredi bulamamış diye hükümet marifetiyle Türkiye bankalarında borçlandı; onları da ödemedi, 2018 yılında iflasını ilan etti ve Oger Türkiye’yi terk etti. Ve 2019 yılı bilançosunda 17 milyar $ borçlu görülen Türk Telekom’un borsa hisselerinin değeri de 12 milyar $’dan 3 milyar $’a düştü. Bu batış hikayesinin sonucu nedeniyledir ki Türkiye internet hızı Avrupa’nın en düşüğüdür. Bu arada da Hariri ailesine yönelik herhangi bir hukuki işlem de yapılmadı…
Şimdi dönelim bizim hikayemize… Türk Telekom yeniden özelleştirilecek ya, TC Maliye Bakanı Türk Telekom’un değerinin artması için yatırımlarının artırılmasına odaklandı ya, KKTC’nin fiberoptik işi ve işletmesi de sorgusuz sualsiz Türk Telekom’a 25 + yıllığına devredilecek çünkü Türk Telekom’un yeni imtiyaz süresi 2050 yılana kadar uzatıldı ama özelleştirildiğinde süre 2050+ olabilir. Bu arada KKTC’de bu konuya muhalefet edenlerin gerekçesi Türk Telekom’a bu olanağın ve dahi mali değerin ihalesiz verilmesidir; Ankara hükümeti ise ihalesiz ve bir protokolle olmasında iki nedenden dolayı ısrar ediyor. Birincisi aceleleri var, Türk Telekom özelleştirilecek… İkincisi ise geçmişte ihale yöntemiyle gerçekleşen Kıbrıs Türk Petrollerinin özelleştirilmesinde kendileri için acı bir deneyim yaşadılar; sanmışlardı ki kendilerinden olan şirket ihaleyi kazanacak ama Kıbrıslı Türk iki şirketin ortaklığı ihaleyi kazandı. Bu sonucu geri döndürmek için baskı da yaptılar; başaramadılar. Dolayısıyla risk alacak değiller, ihalesiz ‘hibe’ istiyorlar… İlgili bakanımız da buna “ahde vefa” diyor, devir protokolünün noktasına, virgülüne bile dokunamazsınız diyor, TC Cumhurbaşkanı (CB) imzaladı, kaçarı yok bizden istediklerini istedikleri koşullarda vereceğiz diyor… “Ahde vefa” konusu bir başka köşe yazısı olacak kadar önemlidir; Türkiye’nin Kıbrıslı Türklere “Ahde vefa” borcu olduğu tüm derinliğinde değerlendirilmeli ve yorumlanmalıdır… Bu söz öyle gelişigüzel söylenecek gibi değildir.
Evet, konu protokolün hiçbir değişikliğe uğramadan, ek protokolün de deşifre olmadan KKTC Meclisi’nden onaylanması için Bakan Arıklı canını yercesine çalışmaktadır; çünkü Türk Telekom kısa süre içinde TC hükümeti tarafından yeniden özelleştirmeye açılacak… Hani, Bakan Arıklı “Türk Telekom Türk şirketidir, uluslararası ihale açarsak ve bir yabancı şirket alırsa ne olur halimiz?” diyor ya, hikaye… Türk Telekom daha önce Lübnan orijinli Suudili Hariri ailesine özelleştirilmişti; bu kez kime, hak götüre?!...
Meclis içinde CTP’nin, dışarda da ilgili paydaşların örgütlü mücadelesi ile Üstel hükümeti konu protokolü meclisten geçiremedi; Pazartesi yeniden deneyecekler… UBP’li milletvekillerinin büyük çoğunluğu rahatsız, DP sessiz, YDP’li Bakan Arıklı konunun Türkiye lehine sürükleyicisi rolünde… İdi… Şimdilerde geri adım atmaya ve topu TC CB Erdoğan’a atmaya çalışıyor. O istemiş, o imzalamış; konu protokolün hazırlanışında da kendisi değil ‘başkaları’ dediği UBP’lilerin çalıştığını söylüyor… İmzayı da kendisi değil Başbakan Üstel atmış… Ek protokol dediklerini de tanrı sırrı gibi saklıyorlar çünkü yoktur… Hele bu protokol KKTC Meclisinden bir geçsin ondan sonra ek protokol de yazılırmış… Ne yazacaklar?! “Türk Telekom yeniden özelleştirildiğinde size sormayacağız, karlılık durumunda size herhangi bir mali ödeme olmayacak, zarar ederse de hissenize düşeni her yıl imzaladığımız Mali-İktisadi Protokolümüzde sizden keseceğiz” mi yazacaklar… “İlla ki bir Türk şirketine özelleştirmek diye bir zorunluğumuz yok, Türk olmayanlara da verebiliriz, karışamazsınız” mı yazacaklar?!…
Durum ayan-beyan ortada… Türk Telekom özelleştirilecek, bizim ilgili yapımız da Türk Telekom’un mali ve operasyonel değerini yükseltmek için hima gidecek. Yapmaya çalıştıkları bu… Abdülhamit Kıbrıs’ı İngiliz’e kiralamıştı; o zamanların özelleştirme sistematiği öyle idi, şimdi de böyle… Parça parça özelleştirme adı altında Kuzey Kıbrıs’ı Abdülhamit tarzı ile yabancılara ‘Kiralıyorlar’…
CB Erhürman, çöz şu Kıbrıs sorununu, Kuzey’in tümü özelleştirme adı altında yabancılara kiralanmadan