Turist başka eylülleri seçiyor

Cenk Mutluyakalı

Eylül en güzel ayıydı turizmin...
Eskidendi.

Hele İngiliz turistler nasıl da doluşurdu adanın kuzeyine.
Girne sokaklarında yürürlerdi.
Köylere giderlerdi.
Lokantalara, meyhanelere, küçük otellere para bırakırlardı.

***
Otelci arkadaşım “Durum berbat” dedi.
“İngiliz turistin yüzünü unuttuk."

Turist yok aslında...
Türkiye’den gelenler var ağırlıkla.
Onların önemli bir bölümü de kumara geliyor, çarşıyı ya da sokağı bilmiyor.

***
Avrupalı turisti unuttuğumuzu rakamlar da söylüyor.

2024’te turistik tesislerde konaklayan yaklaşık 1 milyon 365 bin kişinin 1 milyon 30 bini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıydı.

Diğer ülkelerden gelenlerin sayısı 267 bin.

Üstelik bir yılda yüzde 13,5 azaldılar.

Adanın güneyine ise 2025’te 4 milyon 534 bin turist geldi.
Yaklaşık üçte biri İngiliz.

Aynı ada!
Aynı deniz.
Aynı güneş.
Arada dünya kadar fark...

***
Merak ettim.
Bir İngiliz neden kuzey Kıbrıs’a gelmiyor?

Bilgisayarın başına oturdum.
Bir İngiliz gibi tatil aradım.

Eylül sonunda Londra’dan, yedi gece...

Girne’de bir otele bakıyorum.
Kahvaltı dahil.
Kişi başı 665 sterlin.
İki kişi 1.330 sterlin.

Bir başka otelde her şey dahil paket 723 sterlin.
İki kişi 1.446 sterlin.

Sonra diğer seçeneklere bakıyorum.
Rodos 305 sterlinden başlıyor.
Antalya 318.
Dalaman 322.

Girit 383.
Mallorca 426.
Baf 524 sterlin.

Elbette oteller aynı değil.
Paketler aynı değil.
Ama turist de akademik araştırma yapmıyor.
Ekrana bakıyor.
Cebine bakıyor.
Kararını veriyor.

***
Mesele tatil paketinden de ibaret değil.
Kuzey Kıbrıs pahalı.
Markete giriyorsunuz, pahalı.
Restorana oturuyorsunuz, pahalı.
Araba kiralıyorsunuz, pahalı.

Turist bütün bunları topluyor.

Sonra başka bir şey daha var.

Güven.
Maalesef öyle.

Bir turist internete “North Cyprus” yazdığında yalnız denizi, tarihi, Bellapais’i görmüyor artık.

Silahlı saldırıları görüyor.
Şiddeti görüyor.
Mafya hesaplaşmalarını, uyuşturucuyu, gerilimi okuyor.

Resmî seyahat sayfalarında siyasi statüye ilişkin uyarılarla da karşılaşıyor.

***
Ne güzel bir ülkemiz var oysa...
Dağlarımız, denizimiz, mutfağımız, köylerimiz var.

Ama turist yok.

Çünkü yıllardır turizmi otel yapmak sandık.
Yatak sayısını artırdık.
Casinoları çoğalttık.
Betonu büyüttük.
Ülkeyi pahalılaştırdık.

Şimdi oteller var.
Yataklar var.
Casinolar var.

Bir tek, dünyanın dört bir yanından gelen turist eksik.

Eylül hâlâ çok güzel.
Ama turist artık başka eylülleri seçiyor.