Tüm “kayıplar” anısına yaptırılan ilk anıt mezar açıldı… 3

Sevgül Uludağ

 

 

ŞEVKİ KIRALP: KAYIPLARIN BULUNMASINI DİLEMEK YETERLİ DEĞİLDİR

Leyla Kıralp’ın sevgili oğlu Şevki Kıralp da anıt mezarın açılışında yaptığı konuşmada şöyle dedi:

“Sevgili arkadaşlar, hepinize etkinliğimize katıldığınız için teşekkür ederim. Bugün burada geçmişi birlikte olan, anıları ve acıları ortak olan iki toplumun üyeleri, aynı toprakların insanları olarak toplandık. Aramızda savaş ve şiddet nedeniyle evlerini veya sevdiklerini kaybeden, yeni bir hayat kurmaya zorlanan insanlar vardır. Er ya da geç, aynı toprakların insanları olduğumuzu hatırlayacağımıza ve bu topraklarda yeniden barış içerisinde bir arada yaşayacağımıza inanıyorum. Bugün adamıza iki lider ve ilerici çevrelerin çözüm için içtenlikle çalıştığı dostane bir atmosfer egemendir. Vurgulamak isterim ki, kayıp şahıslar hakkında konuştukları zaman, her iki tarafın siyasetçilerinin de genellikle “kayıp şahısların bulunmasını diliyorum” dediklerini duymakta, fakat kayıp şahıslar ve ailelerine yönelik hangi adımları attıklarını duymamaktayım.  Ve üzülerek söylüyorum ki, kayıp şahıslar için bulunmalarını “dilemek” yeterli değildir. Her iki tarafın siyasetçileri de kayıp şahısların Kıbrıs’taki en büyük trajediyi yaşamış olan ailelerinin maddi ve manevi nasıl tazmin edilebileceği konusunda ortaklaşa formüller üretmeli, her iki taraf da diğer toplumun kayıp şahıslarının ailelerinden özür dilemeli ve kayıp şahısların bulunabilmesi için daha etkin çabalar harcanmalıdır. Βunlar siyasetçilerimizin Kıbrıs halkı, insanlık ve tarih önünde görevleri, sorumlulukları ve borçlarıdır. Hepinize sevgilerimi sunuyorum.”

NİYAZİ KIZILYÜREK: “SEMBOLİK DEĞERİ ÇOK BÜYÜK…”

Anıt-mezarın açılışında kısa bir konuşma yapan akademisyen Niyazi Kızılyürek, bu anıt-mezarın sembolik değerinin çok büyük olduğunu söyledi.

“ONLAR BİZİM KAHRAMANLARIMIZ…”

Biz de yaptığımız konuşmada, Leyla Kıralp, Hristina Pavlu Solomi Patça’nın yanısıra, Hüseyin Rüstem Akansoy, Petros Suppuris, Andreas Sizinos gibi iki toplumlu “kayıp” yakınları örgütünde birlikte çalışmayı ve acılara son vermeyi hedefleyen bu “kayıp” yakınlarının bizim kahramanlarımız olduğunu anlattık, özetle şöyle dedik:

“Leyla ve Hristina bizim kahramanlarımızdır… Çünkü onlar çok korkunç acılarını, cehennem ateşlerini yaşadıkları halde, bu acıları bir yana koyarak ileri bir adım attılar… Yalnızca kendi “kayıpları” için değil, tüm Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum “kayıplar”ın bulunması için çaba harcıyorlar…

Onlar gibi iki toplumlu “kayıp” yakınları örgütünde birlikte gönüllü çalışan başka “kayıp” yakınları da bize gitmemiz gereken yolu gösteriyor…

İki toplumdan tüm “kayıplar”ın anısına ortak bir anıt yaptırmak, sevgili Leyla Kıralp’ın en büyük düşlerinden biriydi… Bunun için emek verdi, çaba harcadı. Önce “Paylaştığımız Islak ve Beyaz Mendil” başlıklı kitabında bütün yaşadıklarını kaleme aldı, yazdı, bunu kitaplaştırdı. Bu kitabın gelirinden bir anıt yaptırma düşü vardı. Bir adım daha atarak kendi emeğiyle bu anıt-mezarı yaptırdı. Bunun için hiç kimseden icazet almadı, hiçbir fona başvurmadı. Kendi alın teriyle kazandığını bu anıta yatırdı.

Bugün Kıbrıs’ta tarih yazılıyor… Çünkü bu anıt, Kıbrıs’ta bir “ilk”tir – her iki toplumdan “kayıplar” anısına yaptırılmış ilk anıt mezardır.

Leyla ve Hristina gibi uğraş verenlerin seslerine kulak verirsek ancak, Kıbrıs’ta gerçek bir barışa ulaşabiliriz…”