Tükenmişlik Sendromu Ve Sükran-İtaat-Biat Kültürü…

Kutlay Erk

Çağdaş dünyada ‘Tükenmişlik Sendromu’ giderek yaygınlaşan bir sorundur; bir hastalık değildir ama depresyonu tetikleyen önemli bir olgudur. İlk tanımlamasını 1974 yılında Herbert Freudenberger «Başarısız olma, yıpranma, enerji ve gücün azalması veya tatmin edilemeyen istekler sonucunda bireyin iç kaynaklarında meydana gelen tükenme durumu» şeklinde yapmış.

Bu tanımlamayı, birçok çalışmalarından sonra Christine Maslach geliştirmiş: «İşi gereği sürekli diğer insanlarla yoğun bir ilişki içerisinde olan bireylerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süreli yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının, yapılan işe, hayata ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumlarla yansıması ile oluşan sendrom». Bu sendrom aniden de ortaya çıkmıyormuş, yavaş ve sinsice gelişip sonunda bariz şekilde görülebiliyormuş… Bu sendromu kendinde gördüğü halde göz ardı etmekle de kişi, sadece sendromun ilerlemesine ve başa çıkılmaz hale gelmesine yardımcı oluyor.

‘Çağdaş’ Kuzey Kıbrıs’ta Şükran-İtaat-Biat kültürü sağ siyasette yaygınlaşan bir sorundur; bir siyaset değildir ama Kıbrıs Türk halkının onur kırıklığını tetikleyen önemli bir olgudur. İlk uygulamasını 1974 yılında R.R. Denktaş «Türkiye’siz hamama bile gidemeyiz» diyerek yaptı. Süreç içinde siyasi güce sahip olmaya kişisel hırs duyanlar, siyasi güce tapanlar ve tapınanalar ve elindeki siyasi gücü sorumluluğu olarak değil de hakkı bilerek kullananlar ve kullanırken de har vurup harman savuranlar ve mangalda kül bırakmayıp memleketi sosyal ateşlerde yakanlar bu uygulamayı geliştirmiş: «TC’ye en şatafatlısından şükran yağları çek, TC’den emir bekle – emir iste ve emirleri harfiyen yerine getir, TC’ye koşulsuz biat et».

Sağ siyasetin bu kültürü aniden ortaya çıkmıyor; karşıdan uygun kişi bulunup yavaş ve sinsice ona sokulunur, şükran yağları boca edilir, emir erliği yemini yapılır, biatin andı içilir ve sonrasında durum tüm Kuzey Kıbrıs halkı tarafından bariz şekilde ama tepki ile görülür. Bunun görüldüğünü gördüğü halde göz ardı eden de sadece « Şükran-itaat-biat » kültürü esaretinin ilerlemesine, başa çıkamaz hale gelmesine ve tükenmesine yardımcı oluyor… Tükenmişlik sendromu kişide yerini almış, depresyonunu tetiklemeye başlamış, bunalım ve krizler derinleşmiştir…

Tükenmişlik sendromu yaşayana, ondan hala daha medet umanların destek elleri uzanır ama bu eller onun tükenmişlik sendromunun depresyonunu tetikleyen eller oluyor aslında… Mesela «Gel bir yemek yiyelim, yeni şeyler konuşalım ki onlarla öne çıkış yapman mümkün olsun, tükenmemiş olasın» derler, ama «Bundan ne köy olur, ne de kasaba» sonucuna varınca çekerler ipi, açarlar sahneyi; tükenmişin sendromunu azıtırlar… Başka eller de uzanır, mesela Şükran’ın elleri… Emirler verir, yeni bir şeyler yapması için… Mesela «Şuraların bir envanterini çıkar da oraları başımıza dert oluyor; ama envanter de benim işime yarayacak şekilde yazılsın» der… Tükenmişin bitkin hali ve yorgun mecali, emri arkadaşına anlatmayı becermesine de yetmez; arkadaşı da kendinden menkul enerjisi ile atı aldı Üsküdar’ı geçti ‘Oraları’ Las Vegas yaptı… Tükenmiş, sendromunun muzdaribi çaresizlik ızdırabı ile Üsküdar’ı geçene sesleniyor: «Kafa karışıklığı oldu, bize emir Las Vegas değil envanter yapacaktık»…

Bunlar yetmezmiş gibi, bir de birisi çıkıp envanterci ile Las Vegas’çıya demez mi «İkinizi de sileceğim, ağzınıza zehir saçacağım». Bu durumda Şükran’a biatten başka çıkar yol yok ve her yol da mubah… Kibir ile ret ve inkar tükenmişin biatını sürdürmesi için son sermayesi… Şükran’ın eli armut toplamaz ama… Hele ki armut da tükenmiş ise, nesini toplayacak… Yani, gelecek günler, tükenmiş için gittikçe tükeniyor… Bir de «Her şey çok güzel olacak» diyen de var; ağacı da armut değil, gül, kırmızı gül, dikeni oktan… Tükenmişlik sendromu muzdaribinin depresyonu iyice tetikleneceğe benziyor; biat ettiği çatı çatırdamaya başladı… Ne şans ama ?!.

Neyse ki, bir el daha uzandı… Tükenmişin ruh halini en iyi gören, bilen ve yaşayandan bir el, eşinin eli… «… elini tuttuğumdan beri ileriye bakıyorum… Seninle beraber yürürken neler gördüm! … Belki de en sert eleştirenin benim. Onlarla da yüzleş. … Sakın aldırma. Yılma, yılacağın yok zaten.» diyerek eşi için doğrusunu yapan ve yaşadıklarına inat eşine desteğini en düzgün şekilde alenen ifade eden bir eş… Muhatabı için önemli bir destek… Tükenmişlik sendromunu kabullenip, aşmak aşaması için iyi bir başlangıç noktası… Yoksa, bu sendrom ve şükran-itaat-biat kültürü sürerse, daha içinden çıkılmaz bir hal olacak…

Ve son bir yorum daha… Tükenmişlik sendromu muzdaribi marifetiyle temeli atılan yeni hükümet, görünüşe göre KKTC hükümetlerin ortalama 14 aylık ömrünü bile yaşayamayacak galiba; bunlar daha 14 hafta bile olmadan ayrı tellerden zıt makamlar çalmaya başladı… Maraş konusunda Başbakan ve Yardımcısının verdiği çelişkili açıklamalar konusunda kamuoyuna «Kafa karışıklığı olmuştur» dediler ama kapalı kapılar arkasında papara yüksek perden olmuş… Hükümet Başbakan’dan sorulur, o «Maraş Las Vegas olacak» demişse, Las Vegas yapacak demektir; Başbakan Yardımcısı da Başbakan’a yardımcı olmakla mükelleftir.

Kimdir ama bu hükümetin başı? Sendromlarıyla başı dertte olan ‘Tükenmişler’ ?…