ABD Başkanı Donald Trump 28 Şubat’ta başlattığı İran saldırılarından kısa bir süre sonra İran’ın teslim olmaya hazır olduğunu açıkladı.
Bu açıklamanın ardından hemen her gün kendilerinin zafer kazandığını, İran’ın perişan olduğunu ve bir anlaşma için yalvardığını söyledi.
Bu açıklamalar her seferinde İranlı yetkilileri tarafından yalanlandı. Nihayet iki taraf arasında 5 Nisan tarihinde Pakistan’ın arabuluculuğu ile İslamabad’da 15 günlük bir ateşkes anlaşması imzalandı.
Aradan bir aydan fazla bir zaman geçti. Taraflar henüz bir mutabakata varamadı. Ama ateşkes anlaşmasını ortadan kaldırmayı da kimse istemiyor.
Anlaşılan Trump, İran ile uzlaşmayı herkesten çok istiyor. Bunun başlıca nedeni ABD halkının İran’a yapılan bu saldırıları onaylamamasıdır.
Amerikan halkı bu saldırılarda ABD’nin, Netanyahu tarafından kandırıldığını düşünüyor.
Amerikan seçimleri sırasında “Make America Great Again”, yani Amerika’yı yeniden büyük yapacağım diyen Trump, Amerikan halkı tarafından İsrail ve Netanyahu’nun çıkarlarına hizmet ettiği yönünde ağır biçimde eleştirildi.
Dahası önümüzdeki Kasım ayında gerçekleşecek kongre ve senato seçimlerinde Trump’ın oyu % 30’lara kadar geriledi.
Bu durum Cumhuriyetçi parti mensuplarını ve adaylarını da rahatsız etti. Bu nedenle Trump’a kendi partisi içinden de ciddi karşı çıkışlar gelmeye başladı.
Bu arada İran’ın daha savaşın ilk günlerinde dünya petrol arzının % 20’sinin geçtiği Hürmüz boğazını kapatması neticesinde petrol fiyatları 60 dolarlardan 110-120 dolarlara çıktı.
Trump ne dediyse, ne yaptıysa İran Hürmüz boğazını açmadı. BU nedenle dünya petrol fiyatları bir anda iki misli arttı. Bu da bütün dünyadaki tüketiciler gibi, Amerikalı tüketicileri de olumsuz etkiledi.
Amerikalılar Trump’ın, Netanyahu istedi diye bir savaş girmesinin bedelini ödemek istemediklerini yüksek sesle seslendirmeye başladılar.
Ayrıca İran Hürmüz boğazını kapattığı zaman Trump, tüm müttefiklerinden boğazın açılması için destek istemişti. Buna en yakın müttefiki İngiltere dahil hiç kimse olumlu yanıt vermedi.
Nato üyeleri dahil hiçbir müttefiki Trump’a destek vermedi. Trump o günlerde müttefiklerini de tehdit etmekten çekinmedi. Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya gibi müttefiklerine 2 inci düya savaşı yıllarını hatırlatarak “unutmayın sizi biz kurtardık ama bir daha olursa biz de size yardım etmeyeceğiz” dedi.
Bütün bunlar üzerine Trump, İran’la bir an önce bir anlaşmaya varmak ve bunu hem kendi halkına, hem de bütün dünyaya zafer olarak sunmak ihtiyacındadır.
Trump, 6 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde İran ile çok iyi görüşmeler gerçekleştirildiğini söyledi. Trump aynı açıklamada Washington ile Tahran arasında bir anlaşmaya varılmasının oldukça mümkün olduğunu da ekledi.
Trump her zaman yaptığı gibi bu açıklamasında da İran’ı tehdit etmeye devam etti.
İran'ın anlaşmayı kabul etmemesi durumunda saldırıların yeniden başlayacağını ve bunun “ne yazık ki eskisinden çok daha yüksek düzeyde ve yoğunlukta” olacağını söyledi.
Saldırıların en başından bu yana İran bu tehditlere hiç aldırmadı. Bunların boş tehditler olduğunu ve Trump’ın her gün başka şeyler söylediğini biliyorlar.
Çünkü onlar da hem ABD’yi, hem müttefiklerini, hem de dünyayı izliyorlar. Trump’ın şu anda İsrail ve Netanyahu’dan başka dostu olmadığı onlar da görüyorlar.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmail Bakei ise X platformunda yaptığı paylaşımda “Müzakere iyi niyet gerektirir, bu da müzakerenin tartışma, dayatma, aldatma, şantaj ya da zor kullanma anlamına gelmediği demektir” ifadelerini kullandı.
Bu da dolaylı görüşmelerin bir süre daha devam edeceğini ve “kazan kazan” prensibine uygun bir anlaşma sağlanana kadar bu savaşın süreceği anlamına geliyor.
Bu savaş petrol ve ulaşım krizi nedeniyle tüm dünya ekonomilerini zora soktu. Ama bombalar İran ve bölge halkının başına yağıyor. Bu nedenle en çok mağdur olanlar bu bölgede yaşayan milyonlarca insandır.
Trump, Netanyahu’ya inanarak bu saldırılara ortak olduğu gün zaten kaybetmişti. Bence 28 Şubat’a geri dönülebilse Trump asla bu saldırıya başlama emri vermezdi.
Artık iş işten geçti. Şimdi nasıl olursa olsun erken bir anlaşma sağlamak ve zararın neresinden dönülürse kardır diyerek bu badireden kurtulmak istiyor.
Kolay değil.
Ancak bu savaş ne kadar uzun sürerse, Trump’ın kayıpları da o kadar çok olur.