Ortalık yanıyor!
Daha doğrusu çevremiz yangın yeri!
-*-*-
Suriye durulmadı!
Gazze, savaşın ötesinde açlıktan kırılıyor!
-*-*-
İngiliz gazeteleri, Amerika’nın, İngiltere ile birlikte İran’ı vuracağını yazıyor!
-*-*-
İran da “siz bize sıkarsanız, biz de size sıkarız”larda dolaşıyor!
İran’ın içi de karışık!
-*-*-
İran, Türkiye veya Kıbrıs’taki “İngiliz - Amerikan” hedeflerine saldırır mı?
Bilemem!
-*-*-
Ama “kesinlikle saldırmaz, saldıramaz” da diyemem!
Haliyle, Ağrotur ve Dikelya, sonuçta da Kıbrıs Adası hedefte!
-*-*-
Bu ahval ve şerait içerisinde, İran da tertiplenirse, mesela sıra Kıbrıs’a da gelir mi?
-*-*-
Şener Elcil hocamla dün Sim TV’de program yaptık…
“Kesinlikle öyle bir beklentim var” dedi!
Şener Hocanın beklentisi, “dıştan çözüm empozesi”…
-*-*-
Kıbrıs’a sıra nasıl veya ne şekilde gelecek?
Bizi bir daha savaştırırlar mı?
Onu da bilemem ama iki tarafta da faşist beyinli çok fazla; dolayısıyla “bir kıvılcım yeter”!
-*-*-
Peki, Kıbrıs’ta özellikle Ankara’nın pozisyonu nedir?
Ankara şu anda “pozisyonsuz” kalmış durumda!
-*-*-
Çünkü son beş yılda Ersin Tatar ile birlikte yürütülen “iki ayrı egemen eşit devlet modeli” kesinlikle terk edildi!
-*-*-
Arada bir Ünal Üstel ve Ziya Öztürkler, sırf açıklama yapsın diye yapıyor ama halkın son cumhurbaşkanlığı seçiminde verdiği mesaj ve CMIRS’in son anketinde federasyon yanlılarının yüzde 80 olduğuyla ilgili saptama, sanırım durumu net bir şekilde açıklıyor!
-*-*-
Kamuoyunun büyük çoğunluğu “federal çözüme fit” gibi görünse de Türkiye ve KKTC’nin “resmi anlamda” şu anda “ne istediği” net değil!
-*-*-
Kıbrıslı Türk Lider Tufan Erhürman’ın da bu konuda çok rahat ve de relax olduğunu söyleyemem!
-*-*-
Cumhurbaşkanımız “net çizgiler” çizmiyorsa da; Türkiye’nin son beş yıllık saçma Kıbrıs siyasetini kabul etmesi mümkün değil!
-*-*-
Haliyle sahada “Türk tarafı” adına “sıkıntılı” ya da “netleşme bekleyen” bir “pozisyonsuzluk söz konusu!
-*-*-
Peki Rum tarafı?
Rum tarafında Başkan Nikos Hristodulidis’in başına gelen skandal ve bazı tören ya da kutlamalarda sarfettiği abuk sabuk faşizm kokan demeçleri, Türk tarafındaki politikasızlığı rahatlatan şeyler!
-*-*-
Ancak, Kıbrıs Cumhuriyeti şu anda AB Dönem Başkanı…
Ciddi bir itibar, belirgin bir görünürlük söz konusu!
-*-*-
Ancak edindiğim izlenim, Rum tarafının da “çözüm”le bağlantılı çok ciddi bir hazırlığı ya da belirgin bir siyasetinin olmadığı yönünde!
-*-*-
O kadar ki; “üniter çözümden söz eden baş papaza rağmen, iki devletli çözüme yakın duruş sergileyen ciddi miktarda sade vatandaş bulunuyor…”
-*-*-
Niyazi Kızılyürek Hocama göre, birçok çevre veya taraf da “iki bölgelilik – bölünmüşlük hatta iki devletlilik”ten çekinmiyor!
-*-*-
Haaa AB’deki resmi tavır, “bölünmüşlük bizi endişelendiriyor” noktasında olabilir ama bu endişe dille ifade edilmenin ötesine geçmiyor…
-*-*-
Şener Elcil de anlattı, Ukrayna Lideri Zelynski’nin geçtiğimiz günlerde Kıbrıs’tayken, “siz de Türkiye’nin işgali altındasınız” dememiş olması, bazı Rumları çok rahatsız etti!
-*-*-
Rum Yönetimi veya Kıbrıs Cumhuriyeti ciddi anlamda silahlanıyor ve bu konuda haksız olmayabilirler ama bu silahlanma gerginliği artırmak adına çok kolay bir “argüman” olarak Türk tarafına koz verebiliyor!
-*-*-
The Guardian Muhabiri Helena Smith’e göre, Rum yetkililer tarafından açıkça dile getirilen kaygılar arasında, Türkiye ile süregelen gerilimler de bulunuyor… Çünkü Rum yetkililere göre, Brüksel, istikrar için kilit önemde görülen Ankara ile daha yakın uyumun gerektiği inancı ya da pozisyonunda… Yani Brüksel de Türkiye’ye yeterince baskı yapmıyor!
-*-*-
Bu arada Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan, NATO üyesi Türkiye’nin AB tarafından finanse edilen savunma tedarik programı SAFE’e katılımını engelledi.
-*-*-
Hristodulidis adanın kuzeyindeki Türk askerlerinin varlığının AB toprağını işgali altında tuttuğunu savunup, SAFE vetosunu haklı çıkarmaya çalıştı…
-*-*-
Haliyle, şu anda “çözüm” çok yakın durmuyor!
-*-*-
İçte yakınlaşma adına yapılabilecekler de arzu edildiği hızda gelişmiyor hatta pek gelişmiyor desek de yanlış yapmış olmayız!
-*-*-
Ve bizim klasik soruyu bir daha soralım: Kıbrıs sorunu çözülür mü?
Yoksa Batı dünyasının en uzun süredir devam eden diplomatik ihtilafı devem mı eder?
-*-*-
“Bir gece ansızın gelebilirim…”
-*-*-
Olur mu?
Kıbrıslılar, daha önce de benzerini yaşadı!
Şener Elcil’in de dediği gibi “Akşam yattılar, sabah Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu, önlerinde buldular!”
-*-*-
Tabii üç sene dayanamadılar, parçalandılar!
-*-*-
Nisan ayında Güney Kıbrıs’ta Gayriresmi AB Konseyi Toplantısı yapılacak…
Davetliler arasında Recep Tayyip Erdoğan da var…
“Gelmeyecek” diyenler çoğunlukta!
Hatta “gelebilir” diyenine rastlamadım!
-*-*-
Bu esnada Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, “Dönem başkanlığını ulusal meseleleri gündeme taşımak için kullanmayacağız” diye söz veriyor!
Erdoğan ve Hakan Fidan’a davet açık ve geçerli!
-*-*-
Tüm belirsizliklere, tüm farklılıklara, tüm uzaklığa rağmen; Erdoğan ile Hakan Fidan’ın veya ikisinden birinin Nisan’da Güney Kıbrıs’a gelmesi demek, “Kıbrıs sorunu çözüldü” demektir!
-*-*-
Trump Etkisi mi dediniz?
Bilemedim ama “neden olmasın?” demekten de geri durmak istemiyorum!