Torba değil ki!..

Tayfun Çağra

Yürüyüşe başladıkları günden beri takip ediyorum madencileri…

Eskişehir'den 13 Nisan'da yola çıkmışlardı madenciler Ankara’ya doğru… Haklarını arıyorlardı; Fazladan talep değil, sadece 3-5 aydır ödenmeyen maaşlarını, özlük haklarını, çıkarılan işçilerin tazminatlarını…

“Şunu da şunu da istiyoruz” gibi fazladan hiçbir talep olmadan.

*

Her zaman olduğu gibi havuz medyası dışındaki 2-3 tv kanalı, 2-3 dijital kanal verdi haklı yürüyüşlerini… Havuz medyasının haberi yokmuş gibiydi. Duymadılar, görmediler, konuşmadılar.

*

Yağmur, soğuk demeden yürüdüler yerin yüzlerce-binlerce metre altında toprağı kazan, kayayı kıran ellerin sahipleri… Şimdi yaralardan kanayan, tabanları su toplayan ayaklarına vermişlerdi güçlerini... Zorlu yürüyüş 20 Nisan'da Ankara'da sona erdi.

*

İlgililere, yetkililere, şirkete, ilgili bakanlıklara ulaşmaya çalıştılar ama nafile… Polis ve çevik kuvvetle sarılan 110 madenci Ankara Kurtuluş Parkı’nda adeta hapsedildi.

*

Biber gazlarına, coplara, kalkanlara, göz altılara karşı direndiler.

Üstlerini çıkardılar, yine Ankara’nın soğuğunda 9 gün süren açlık grevine başladılar.

Öfkelendiler, kızdılar, bağırdılar, çığlık attılar, seslerini duyurmaya çalıştılar.

*

O patronun şirketine ki çalıştıkları madenlerini 2016'da TMSF'den almış… O şirket ki 300’e yakın maden ocağının daha sahibi olan ama maddi sıkıntılar gerekçesiyle madencinin maaşını bile ödemeyen…

Şirket maddi zorluk yaşadığını iddia ederken bir madencinin elindeki pazar listesi yansıyordu ekranlara… Sadece 2-3 ekrana tabii…

Madencinin eşi kocasına pazar alışveriş listesi vermiş, “bunları alıver” demişti;

“1 kilo domates

1 kilo salatalık

3-4 kilo patates

4-5 tane limon

1 demet maydonoz

1 kilo soğan”

Kadın istemişti ama alamamıştı madenci… Polislerin etrafını çevirdiği Park’ta Madenci ekranlara gösteriyordu günlerce cebinde buruşuk bir halde bekleyen pazar listesini… Gözlerim yaşardı, boğazım düğümlendi.

*

Ama bu direniş sonunda kazandırdı. Bütün hakları kabul edilmişti artık… Bu kez sevinç göz yaşları akıyordu gözlerden… Babalarını bekleyen çocuklar, kocalarını bekleyen kadınlar kavuşacaklardı artık onlara… Yine madenin karanlığına ineceklerdi ama haklarını almışlardı ya! Mutluydular.

***

Ve yine bizim efendilere dönüyoruz… Yakınlarda bizim de benzeri bir eylem hatta eylemler olmuştu Meclis kapısında… Hayat pahalılığını dondurmayı öngören yasa tasarısının komiteye geri çekilmesi istemiyle günlerce sendikaların, halkın ve Meclis’te muhalefetin tepkisiyle sonunda geri adım atmıştı Hükümet… Tasarıyı komiteye geri gönderen Ünal Üstel, “tüm yaptıklarının halkın ferahlığı için olduğunu” iddia etmişti ama öncesinde Meclis açıkken sendikalara ve muhalefete ‘kanto’ atarak ‘kanun hükmünde kararname’ ile tasarıyı yürürlüğe koymaya çalışmıştı.

*

Bunu yaparken habersiz ülkeden kaçmış, Azerbaycan’a gitmiş, yine korkudan habersiz gelmiş ve sendikalar gelecek diye evinin önüne de polisi yığmıştı.

Oysa ki ülkeden çıkacaklarında Havaalanında kalabalıklar sıraya girer, uğurlanır, yine kalabalıklar sıraya girer, gelişi karşılanırdı.

Bu kez gizli gitmiş, gizli gelmişti.

*

Atanmış Başbakan Üstel, sendikalara “önlemlerin küresel gelişmelerden kaynaklandığını, çalışan haklarının korunacağını ve hayat pahalılığının dondurulmayacağını” söyledi tasarıyı geri çektikten sonra ama “Maliyeyi batırdık” diyemedi.

*

Atanmış kişi ve arkadaşları Ceza Yasası ile Bilişim Suçları Yasası’nda yapılmaya çalışılan değişiklikle gazetecileri ve toplumu susturmaya, ilham aldığı yerle benzer uygulamalar yapmaya çalışıyor. Son zamanlarda kaynağı belli olmayan! bir şekilde sosyal medyada bazı engellemeler, hesapların kapatılması, yayınların susturulması gibi uygulamalarla da karşılaştık.

*

Ve yine kırsal arsa dağıttı (kimin malını kime dağıtıyorsa!) atanmış Başbakan Üstel ve “KKTC’nin her köşesinde yaşayan insanımıza ne söz verdiysek hepsini yerine getirmenin onurunu yaşıyoruz. 30 yılda yapılmayan projeleri 4 yılda tamamladık” diyebildi.

*
“Hükümetin sağlık, turizm, tarım ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda önemli projeleri hayata geçirdiğini” de iddia etti turizmciler, tarımla uğraşanlar isyan ederken… Sağlıkta sorunlar her gün büyürken, sigortalı veya sigortasız insanlar ilaca ulaşamazken… O söyledi, iddia etti. Torba değil ki büzesiniz!

*

O madencinin pazar listesini burada da alamayan insanlar varken, 1 litre sütü elindeki paranın alamadığını duyan çocuğun başını öne eğerek marketten çıktığı ülkenin atanmış Başbakanı yaşadığı lüksten başı döner vaziyette etrafını göremez durumda ne yazık ki!

*

Yine de böyle bir atanmış Başbakan ve atanmış hükümete karşın 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun.