Toplum; hükümet, sendikalar ve medyaya güvenmiyor! (Yani iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım!)

Serhat İncirli

Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) 2025 yılının Aralık ayında gerçekleştirdiği ankete göre toplumun yüzde 90’ı ülkede işlerin doğru gitmediğini düşünüyor. 

-*-*-

CMIRS, bu oranın 2017 yılından bu yana ölçülen seride en yüksek seviyelerden biri olduğuna dikkat çekti.

-*-*-

500 katılımcı ile yapılan ankette ülkede en büyük sorunun ekonomik sorunlar olduğu belirtiliyor.

-*-*-

CMIRS’ın verdiği bilgiler doğrultusunda ankete katılanların yüzde 69.2’sinin iki yıl içerisinde ülkenin ekonomik durumunun daha kötü, yüzde 9.2’sinin ise iki yıl içerisinde ülkenin ekonomik durumunun daha iyi olacağını düşündüğü belirtildi.
Yani ahali, işlerin düzeleceğine de inanmıyor!

-*-*-

Ankete göre, en çok güven duyulan kurumların birinci sırasında yargı, ikinci sırasında polis, üçüncü sırasında ise Cumhurbaşkanlığı makamı oldu.

-*-*-
 
CMIRS anketin devamında en az güven duyulan kurumları da açıklarken, skandal ve yolsuzluklarla anılan UBP-DP-YDP Hükümeti ilk sırada yer aldı. En az güven duyulan kurumların ikinci sırasında sendikalar, üçüncü sırasında da medya oldu.

-*-*-

Bu sonuçlardan elbette hükümetin çıkarması gereken en değerli ders, seçim geciktikçe çöküş ivmesinin yukarıya gitmeyeceğidir…

-*-*-

Yani mevcut hükümete, her açıdan mal edilmiş “suçlamalar”; ağızlarıyla kuş tutsalar asla değişmeyecek hatta daha da kötüleşecektir…
En erken bir zamanda “erken seçim” hükümetin üç ortağı adına aslında kötünün iyisi bir sonuç anlamına da gelmektedir!

-*-*-

Ve tabii ki “en güvenilmezler” sıralamasındaki sendikalar ve medyanın da “çekiz düzen”e ihtiyacı olduğu su götürmez bir gerçektir… 

-*-*-

Kısacası, medyamızın ve sendikalarımızın, "İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır"larda yerini alması önemli bir zorunluluktur!
Bozulma her yerde!


Son yağışların kuraklığa etkisi?

Darısı başımıza mı desem bilemedim!
Fas Su Bakanı Nizar Bereket, son aylarda kaydedilen yoğun yağışlar sayesinde ülkenin 7 yıl süren kuraklık döneminden çıktığını belirtti…

-*-*-

Dün bir okuyucu Karmi’den bazı fotoğraflar gönderdi!
Orada da ormanda kuruma söz konusu!

-*-*-

KKTC resmen kurudu!
Yeşilırmak bölgesinde, Doğancı – Petre köyü arasında, Serhatköy - İkidere’de inanılmaz kurumalar söz konusu!

-*-*-

Ülkenin dört bir yanında, belki de on binlerce ağaç kuraklığın kurbanı olmuş durumda!
Bir yandan da çam kese böcekleri!
Ve çam kese böcekleri ile mücadeledeki başarısızlığın tek sebebi, “kötü yönetim”!
Çünkü ne paramız var ne de planımız!

-*-*-

Sadece “gazımız” var!
Coşkumuz var!
Ver gazı, sal coşkuyu durumundayız!
Anavatan da arkamızda demiyorlar mı?
Bir gülmedir, bir de sinirden titremedir, durmak bilmiyor!

-*-*-

Be arkadaşlar, çam kese böceği ile mücadele edemeyen bir hükümet, bugün bize basın toplantısında çok başarılı işlere imza attığını mı anlatacak?

-*-*-

Neyse, Fas’ta Eylül 2025-12 Ocak 2026 tarihlerinde ülkede ortalama yağış miktarı 108 milimetreye ulaştı… Fas'taki bu yağış miktarının geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 95 artış gösterdiğine dikkati çeken Bereket, yağışların normal ortalamanın yüzde 20'sinin altında kalması durumunda yılın "kurak" olarak sınıflandırıldığını ifade etti.

-*-*-

Son aylardaki yoğun yağışlar sayesinde ülkedeki barajların doluluk oranının yüzde 46'ının üzerine çıktığını belirten Bereket, geçen yıl aynı dönemdeki doluluk oranlarının yüzde 28 olduğunu paylaştı.

-*-*-

Bereket, bölgede son aylarda kaydedilen yoğun yağışlar sayesinde ülkenin 7 yıl süren kuraklık döneminden çıktığına işaret etti.

-*-*-

Peki KKTC’de?
Son yağışlar ne kadar etkili oldu?
Durum nedir?
Keşke birileri bizde de açıklasa ve bilsek!


Anket

Sayfamızda bugün ülkemizi ilgilendiren önemli bir anketten söz ettik…
Aklıma bir de fıkra geldi…

-*-*-

BM tarafından dünya çapında bir anket yapılmış. Sorulan tek soru şu:
“Dünyanın geri kalanındaki gıda sıkıntısına yönelik çözümler hakkında lütfen dürüst fikrinizi belirtir misiniz?”

-*-*-

Anket büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı…

-*-*-

Çünkü Afrika’da “gıda”nın ne anlama geldiğini; Doğu Avrupa’da “dürüst”ün ne demek olduğunu; Batı Avrupa’da “kıtlık”ın ne anlama geldiğini; Çin’de “fikir”in ne demek olduğunu; Orta Doğu’da “çözüm”ün ne anlama geldiğini; Güney Amerika’da “lütfen” kelimesinin ne demek olduğunu ve ABD’de ise “dünyanın geri kalanı”nın ne anlama geldiğini kimse bilemedi!


Dere geldi Baba!

Yeşilırmak Deresi geldi…
Çocukluğum adına büyük bir heyecan…
Ama babam gibi hiç heyecanlanmadım ben!

-*-*-

Babam, yaşamını yitirdiği Aralık 2024’e kadar, köyündeki derenin geldiği haberiyle hep heyecan duymuştu…

-*-*-

Yaşasaydı, dün kesin köye gider, uzun uzun dereye bakar, geri dönerdi…

-*-*-

Bu dere, yıllar önce dağdan bir tür balık ya da yılan balığı da getirirdi ancak son yıllarda bu balıklardan ya da yılan balıklarından tutan olmadığı gibi, ne olduklarını da tam olarak bilen kalmadı sanırım… 

-*-*-

Çocukken, derenin ilk geldiği anlarda, akış istikametine dikenli tuzaklar, azganlar ve ağlar koyup bu balıklardan yakalayanları hatırlarım… 

-*-*-

Bizim gibi, galiba onlar da tükendi!

-*-*-

Neyse, tabii ki derenin gelmesi çok önemli!
Çünkü tuzlanma ya da kuraklık, su cenneti, su zengini Yeşilırmak Vadisi’ni bile tehdit eder durumdaydı!
Hayırlısı!