Yeni dönemin kolaycılığı, “sorumluluk” yerine “pozisyon” almak oldu.
Çözüm üretmek değil, alkış toplamak.
Tam bir “gösteri” dünyasına dönüştü hayat…
Hele hele sosyal medya çağında…
Şimdi buna bir de “yapay zekâ” eklendi.
Düşünmeye de gerek kalmadı (!)
Hani geçmişte derlerdi ya "Düşünmeden konuşuyor…”
Yani düşüncesizce!
Şimdi hayatın normali oldu.
Yazıyor insanlar… Çiziyor… Tartışıyor… Hüküm veriyor… Linç ediyor… Övüyor… Göklere çıkarıyor… Yerle bir ediyor… Hem de çoğu zaman düşünmeden… Komutla… Kalabalık neyi çağırıyorsa...
***
“Tribünlere oynamak” deyimi vardı…
Oyunu kazanmak için değil, alkış almak için yapılan hareketler…
Gösterişli çalımlar…
Abartılı itirazlar…
Kameraya oynayan öfkeler…
Samimiyet giderek kaybolurken, çoğunluk hakikati aramıyor artık…
Beğeni arıyor.
Alkış arıyor.
Tezahürat arıyor.
En çok bağıran, en cesur sanılıyor. Tavır almak, mutlak karşıtlık ya da keskinlik gibi görülüyor.
Kimse birbirini gerçekten duymuyor.
Sosyal medya herkesi kendi sahnesinin oyuncusu yaptı. O da yetmedi… Kimse kimseyi beğenmez oldu. Kimse kimseyle dayanışmaz…
Bir yanlış varsa, sorumluluğu paylaşmak yerine, hayat büyük bir suçlama oyununa dönüştü.
***
“Popülizm” hep siyasetçiler için söyleniyor ya… Keşke yalnızca siyasetçilerle sınırlı olsa…
Popülizm artık bir siyaset biçiminden çok, bir yaşam alışkanlığı…
Herkes biraz kendi tribününe konuşuyor artık.
Çünkü hakikatin bedeli var…
Popülizmin ise ödülü…