Teşviki ve riyaseti

Cenk Mutluyakalı

“Sayın Atalay’ın teşviki ve törene riyasetiyle” temeller atıldı!..
Camii...
Lefkoşa’ya iki ‘kocaman’ daha!..
Kıbrıslı Türkler aylardır ‘nümayiş’ yapıyor ya, ‘isteriz isteriz’ diye (!)
***
“Teşviki ve riyaseti” laflarını da Yakın Doğu’nun ilanından çaldım...
‘Teşviki’ biliyordum!..
“Riyaseti” de öğrenmiş oldum.
***
Bu kelimelerin kimilerinin üzerine ‘inceltme’ yani ‘şapka’ gerekiyor da, artık, anlayış gösterirsiniz bizim ‘klavyenin’ eksiğine..
***
Riyaseti dediği, reislik, başlık, baş olma haliymiş meğer ki!..
Yani Reis-i Beşir huzurunda!..
Dedim ya, kelime Arapça...
Yeni kuşaklar pek anlamaz...
Hoş, bu ‘siyaset’ de zaten ‘yeni kuşakları’ ırgalamaz!..
***
Daha önce Beşir beyin ‘teşviki telefonu’ ile biliyorsunuz bir başka ‘hükümet’ denemesi yapılmıştı!..
Olmadı!..
‘İlahi Kolej’e yeni Başbakan gitti de, caminin temelini atarken, İrsen beyin ‘riyaseti’yle besmele çekildi..
İrsen bey, malum, evden katıldı törene!...
***
Yakın Doğu’nun fotoğrafa bakınca, altı minareli, devasa bir cami çarpıyor göze...
Bunun bir benzeri daha var, Lefkoşa’ya yapılacak...
Yani iki kocaman camii...
Sanki şehr-i İstanbul projesi!..
***
“Sayın Atalay’ın teşviki ve riyasetiyle” olağanüstü bir gün yaşadık dün...
Kabuller...
Ziyaretler...
Karşılıklı ‘nezaketler’...
Camiler... Minariler... Külliyeler...
Kim istemiş ki tüm bunları, kim?
***
Hani dedik ya, bizim bu klavye, kimi kelimelere yapıştıramıyor ‘şapka’ diye...
‘Şapka’ denince, kim gelir aklınıza?
Elbette Demirel!..
Ve şu meşhur sözü bilinir:
“Efendim, dün dündür, bugün de bugün...”
Bilmem ki, içinizdeki öfkeye, Arapça, hangi kelime denk gelir!