Teşekkür etmeliyiz

Cenk Mutluyakalı

“Çalınan parayı buldu” diye polise teşekkür etmemiz gerekiyor…
“Acil’deki hastayla ilgilendi” diye hemşireye…
“Çöpü” aldı diye belediyeye…
***
‘Plaja ücretsiz girişimize izin verdi’ diye otel görevlisine teşekkür etmemiz gerekiyor.
Telefona baktığı için “bilinmeyen numaralar”daki memura…
“Doğumu başarıyla gerçekleştiren” doktora teşekkür etmeliyiz, Tabip örgütü izin verirse…
***
Nedense hiç kimse, her sabah, ‘sıcak’ bir ekmek alırken bakkalından, marketinden, teşekkür etmiyor ‘fırıncı’ya…
Kan ter içinde, o kocaman ateşin önünde ‘yoğrulduğu’ için.
Teşekkür etmeliyiz her sabah fırıncıya…
***
Teşekkür etmeliyiz, “okullar açıldı” diye Eğitim Bakanı’na…
Teşekkür etmeliyiz, aybaşı “maaş ödeyen” hükümete…
Teşekkür etmeliyiz, “elektrik var” diye direkteki işçiye...
“Sular akıyor” diye belediyeye teşekkür etmeliyiz…
“Yağmur yağıyor” diye Meteoroloji’ye…
***
Nedense, hiç kimse teşekkür etmiyor, matbaacıya, sabaha doğru, merdanelerle kattığı için mürekkebi ve bize sunduğu için onlarca gazeteyi…
***
Teşekkür etmeliyiz, asfalt dökülünce…
Teşekkür etmeliyiz, kurdele kesilince…
Teşekkür etmeliyiz, ezan okununca…
Teşekkür etmeliyiz, sigorta kartımıza mühür vurulunca…
***
Ne derdi ‘gazeteciliği’ anlatan en eski hikaye:
- “Köpek adamı ısırırsa normaldir, adam köpeği ısırırsa haber!..”
‘Anormal’ haber peşindeki gazeteciye teşekkür etmeliyiz.
***
‘Herkes işini yapsın’ yeter ki…
Teşekkür etmeliyiz…
Çünkü bu bir mucize...