Terör

Erdinç Gündüz


Memleketin haline bakın... Her gün,  ‘bugün çatışma oldu mu ?  Yeni bombalar var mı ? Kaç kişi daha öldü ?’ merakıyla izlediğimiz haberler,  son günlerde,  Ankara’daki patlamalarda ‘ölenlerin sayısı kaç oldu acaba’ya dönüştü malesef. Canlar, her geçen gün sayıları biraz daha artarak göçüp gitti.

Çıkarları ve hırsları uğruna halkını parçalara  bölmeyi başaranların büyük eseri bu işte...

Hayatlarını kaybedenler arasında yakınları olsun veya olmasın, ağlayıp sızlayanların sayısı çok.  Asla  şu veya bu taraftan olmadıkları halde, olayı ve arkasındaki ‘gizli’ güçleri lanetleyenlerin sayısı  da çok.  Ama ne yazık ki,  (nasıl bir insanlıksa) “Oh olsun...” , “Daha beteri inşallah” diyenlerin sayısı da çok. Belki de,  yeni tezgahlar peşinde olanların sayısı da...

Oy ve koltuk  ve çıkar uğruna gözlerini kara bürümüşlerin kameralar önünde ağlamaları, sızlanmaları bir başka traji-komedi.  Eveleme- gevelemeden başka birşey yok.  Olayın üzerinden bir hafta geçti ama ölü sayısı bile hala çelişkili... Her yandan farklı sayılar geliyor...

Failler  ‘cennetin’  (!!!) yolunu tuttu bile...  Hükümet ise  hala “Kimler olduğunu biliyoruz...”, “Elimizde canlı bombaların listesi vardı...”  gibi ne demek olduğu belirsiz, saçma sapan açıklamalarla halkı ‘uyutmaya’ veya uyuttuğunu  zannetmeye devam ediyor.

Emiri verenlerden de, tısss yok... Eylemi üstlenen de yok. Halbuki daha önceki benzeri olaylarda göğsünü gere gere “Biz yaptık” diyenler vardı. Bunda yok. Herhalde gizlendikleri yerde olup bitenlere kıs kıs gülmekteler...

Ülkeyi bu hale getirenler gece  yattıklarında  rahat uyuyorlar mı acaba ?  Parçalanmış vücutları görüyorlar mı rüyalarında ? Kabuslarla uyanıyorlar mı ?  “Benim oğlum, benim kızım da böyle bir saldırıda ölse ne yaparım ?” diye düşünenler var mı aralarında ? Yoksa her şeye karşın hala “Seçilecek miyim ?”; “Yüzde kaç oy alacağız ?”, “Acaba tek başımıza iktidar olacak mıyız ?” rüyaları mı görmekteler ?

Türkiye tarihine ‘Kanlı Gün’ olarak geçecek olan Ankara’daki olay, bir ‘ilk’ değil.  Daha önce olanlardan ders alınmamış olduğu da gün gibi aşikar.

Oy isteyenlerin de, oy verenlerin de kafaları değişmedikçe,  belli ki ve ne yazık ki  ‘ilk’ olmadığı gibi ‘son’ da olmayacak.