TEPAV’cılara soru: TC’de neler oluyor?

Sami Özuslu

 

KKTC’ye ‘yeni don’ biçmekle görevli çok sayıda kurum ve kuruluş buralarda epeydir ‘araştırma’ yapıyor, ‘tespitler’de bulunuyor, ‘raporluyor’…
‘Yeni Kıbrıslı Türk ve yeni KKTC’ modeli üzerinde yürütülen ‘toplum mühendisliği’nin en fazla ‘ekonomi’yle ilgili kısmı tartışılıyor. Zira her ay sonu ve her yıl sonunda hükümetler ya düşüyor, ya kriz yaşıyor.
TC Yardım Heyeti’ndeki memurların “bunu yapmadınız, yapana kadar para yok” buyruğuyla sürekli huzursuzluklar, tatsızlıklar yaşanıyor.
Ama ‘toplum mühendisliği’ çalışmalarının tek boyutu ekonomi değil.
Bunun ötesinde kültürel, dini, sosyal faaliyetler yapılıyor.
2010’dan bu yana yazılan bütün TC-KKTC protokollerinde ve benzer metinlerde Kıbrısın kuzeyinde bir ‘Osmanlılaştırma’ ve ‘Sünnileştirme’ sürecine ilişkin önemli ipuçları var.
Lefkoşa’nın merkezinde yapılmak istenen, ancak tepkiler sonucu kent dışına, ama Lefkoşa-Mağusa anayolunun üzerine, Haspolat Çemberi’ne konumlandırılan Külliye bunun en çarpıcı örneği…
Bununla beraber KKTC’nin dört bir yanında –gerekli gereksiz- cami yapımları sürüyor. Başka alanlarda zırnık koklatmayan TC Yardım Heyeti, cami ve benzeri dini binalar ve işler için kesenin ağzını bolca açıyor.
Son 5-6 yıllı süreçte KKTC’de İmam Hatip Okulu da açıldı, İlahiyat Fakültesi de açıldı. Üniversitelerimiz cami ve mescit yapma konusunda adeta yarışa girdi.
Tüm bunlar o protokollerin içinde var!

***

TEPAV’ın yeni kaleme aldığı ‘KKTC’de Neler Oluyor’ başlıklı yazıdan dün bahsetmiştim. AKP iktidarına KKTC’yi ve Kıbrıs Türk Toplumu’nu ‘dönüştürme’ konusunda asistanlık yapan kurumlar arasında yer alan TEPAV’ın birçok tespit ve öngörülerinin eksik, sığ ve yanlış yönlendirici olduğuna dikkati çekmiştim.
Mesela KKTC’de ‘kamunun büyük’ oluşuyla ilgili tespitleri, geçmiş TC iktidarlarının KKTC’ye ve Kıbrıs Türk Toplumu’na biçtikleri dondan bağımsız ele alındığı için, laf-ü güzaftan öteye geçemiyor.
Bilimsel bir metinde ‘sonuç’ önemlidir evet, ama en az onun kadar ‘neden’ de önemlidir. ‘Neden-sonuç’ ilişkisi içermeyen metinler, yaşamın dün ile bugün arasındaki bağını kopartabilecekmiş gibi yapsa da, pratik böyle değildir.
Nitekim ‘hukuk sistemi’ konusundaki talepler de böyle bir düşünce sistematiğinin üründür. Ortada bir ‘yanlış’ vardır ve bunu gidermek için o raporları yazanlar bir ‘formül’ bulmuşlardır. Lakin hayat bu kadar basit, diğer unsurlardan kopuk değildir.

***

TEPAV’ın rapor yazan uzmanları “KKTC’de neler oluyor” diye yazdılar ya…
Bu durumda “Türkiye’de neler oluyor” diye bir rapor –en azından bir köşe yazısı- yazmak da meşru hale geliyor.
Ankara’dan Lefkoşa’ya bakanlar, sanki “Anadolu’nun dört bir yanında güller açmış, bahar gelmiş, kuzular koklaşıyor” gibi hava yaratarak, “KKTC’de neler olduğuna” bakma ihtiyacı hissediyorlar.
TEPAV uzmanları, Türkiye’de ‘insan haklarının düzeyi’, ‘düşünce ve ifade özgürlüğünün gediği nokta’, ‘emeğe saygı’, ‘örgütlenme hürriyeti’, ‘sendikalaşma faaliyetlerinin durumu’, ‘dinin devletle ilişkileri’ konularında da bir rapor hazırlasa ve –en önemlisi- bunu KKTC ile kıyaslasa, iyi bir çalışma olur.
Belki böyle bir rapor vesile olur da Türkiye’yi yönetenler hep ‘akıl’ verdikleri bu küçücük ülke ve toplumdan bir şeyler öğrenebileceklerini fark edebilirler!
Sahi, Türkiye’de neler oluyor TEPAV?