Telgrafın Tellerindeki Kuşlar Gibi Komitede Sıralanan Bakanlar

Aslı Murat

Dün Meclis Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde ilginç bir tablo vardı.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Maliye Bakanı Özdemir Berova, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu…

Neredeyse tam kadro.

Ülkede ekonomik kriz derinleşmiş, gençler göç yollarında, enerji politikaları tartışmalı, eğitim ve sağlık sistemi sorunlu, emekçiler en temel hak olan sendikalaşma hakkı için bu devirde mücadele ediyor, üretici zorda, hayat pahalılığı her haneyi yakıyor.

Ama belli ki hükümete göre memleketin en “acil” meselesi bunlar değil.

Acil olan: Ceza ve Bilişim Suçları Yasası’nda yapılmak istenen ve ifade özgürlüğünü daraltacak değişiklikler.

Anayasa’nın güvence altına aldığı ifade ve basın özgürlükleri, demokratik toplumun temelidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı açık: İfade özgürlüğü yalnızca “zararsız” ya da “kabul gören” düşünceler için değil; rahatsız eden, sarsan, eleştiren sözler için de vardır.

Şimdi yapılmak istenen düzenlemelerle;

Belirsiz, muğlak ve geniş yorumlanabilir hükümler üzerinden, basın ve yurttaş üzerinde caydırıcı bir baskı alanı yaratılmak isteniyor.

Bu bir güvenlik, suçla mücadele ve kamu yararı meselesi değil.

Bu bir kontrol meselesi.

Toplum yararına yasalar bekletilirken, geleceğimizi ipotek altına alan protokoller hızla geçirilirken; eleştiriyi sınırlamaya, ifade özgürlüğünü budalamaya dönük yasa tasarılarının bu kadar ısrarla ve bu kadar “tam kadro” savunulması tesadüf değildir.

Çünkü konuşulan her hukuksuzluk,

Sorgulanan her karar,

Paylaşılan her eleştiri,

İktidarın konfor alanını daraltır.

Ama şunu hatırlatalım: Hak ve özgürlükler, yürütmenin uygun gördüğü ölçüde var olan ayrıcalıklar değildir. Anayasal güvencelerdir.

Ve anayasal güvenceler, siyasi rahatsızlık gerekçesiyle daraltılamaz.

Demokratik bir toplumda sorunlar eleştiriyi susturarak değil, eleştiriye kulak vererek çözülür. Hak ve özgürlükler, iktidarın lütfu değil; toplumun kazanımıdır.

Ve bu toplum, Kıbrıslı Türkler susmaz.