Tek KASA

Cenk Mutluyakalı

Hepimiz ‘devlet’e çalışsak ne olurdu?
Hem hiç ‘vergi’ye, ‘fon’a ‘asgari ücret’e  gerek kalmazdı o zaman.
***
Çiftçi tarlasını biçer, satar, gider kazandığını Maliye’ye yatırırdı.
Hekim hastasına bakar, vizite ücretini ‘ortak kasa’ya atardı.
Gazeteyi basardık, reklam ve satış gelirini devlete bırakırdık.
***
Hepimiz ‘devlet’e çalışırdık…
Ve günün sonunda toplanan parayla devlet öderdi, hepimizi…
Tezgahtardan inşaat işçisine, memurdan su tamircisine kadar!..
***
Kaç para toplanmışsa ‘ortak kasa’da, nüfusa göre paylaşırdık…
Eşit!..
***
“Sosyalist” bir rüya değil bu!..
‘İmkansız’ın hayali!..
Hem böylesi bir durumda, nasıl da ‘devleti çalardı’ ahali!..
***
Eğer  olsaydı zaten mevcut kültürle muhtemelen ‘kokardık’
Yaprak kımıldamaz, taş taş üstüne de konmazdı, kolay kolay.
Ve birbirimizi yerdik ardından…
Yine...
***
Şimdiki düzene de bakınca, “bütçe” diye bir ay boyunca üzerinde dövünülen rakamların tamamına yakını maaş!.
Maaştan arta kalanla da narenciyeci satılmayan portakalının parasını alıyor, ‘dalında kalan’ın ödenmesini istiyor... Yatırımcı “devlet ihaleleri” için yarışıyor, çiftçi “kuraklık” için bağırıyor, turizmci ülkeye getirdiği yolcu başına “teşvik” pazarlığı yapıyor.
***
Kimi kesimlerin daha bir  ‘yaşam kalitesi’ni yükselttiği, kimilerinin ‘kıt kanaat’ yaşamaya daha çok alıştığı bir ‘düzen’…
Keyfi ve plansız!..
Ön görüsüz!
Sürdürülemez ve gelecek güvencesiz!
Daha az kazananın yutkunduğu, daha çok kazananın doymadığı bir ‘geçim’ kavgası hepsi...
***
74 artığı ‘sevsen de zor terk etsen de’ bir prematüre model işte...
O nedenle, “hepimiz devlete çalışsak” diye başlayan saçma sapan senaryoma çok takılmayınız yani…
Üstelik ‘devlet’ de ‘kurmaca’ zaten!