Tek hücreli canlılar

Tayfun Çağra

Memleket midir, devlet midir, kabile midir, muhtarlık mıdır yoksa hiçbir şey midir!
Nedir bu böyle?
Bir varlık mı, bir yaratık mı!
Mutasyona uğramış bir hilkat garibesi mi!
Nedir, nasıl bişeydir, tarifi nedir, birine nasıl anlatılır?
Peki biz kimiz, neyiz biz, nerede yaşıyoruz?
Ne olduğu belli olmayan bir kara parçasında yaşamaya çalışan ne olduğu belli olmayan bir tür canlılar mıyız?
Yoksa canlı bile değil miyiz!
Normal miyiz yoksa normal yaşıyormuş gibi algılayıp aslında anormal bir yaşam tarzı süren ne olduğu belirsiz, kimliksiz, belki bir tür tek hücreli canlı mıyız?
Bir tek hücreli canlı gibi, bir amip gibi bölünerek üreyen dünyanın oluşumundaki ilk canlı biçimlerinden miyiz?
Bugünlere gelmek için daha milyonlarca yılımız mı var!
Başkaları bu dünyayı da terk ederken biz daha yeni mi başlıyoruz bu dünyaya…
O kadar zamanımız var mı?
Tek hücreden bugünkü insana gelebilir miyiz?
***
Biliyorsunuz; Tek hücreli canlılar ancak mikroskopla görülebilirler… Biz de mikroskopla görülebilir miyiz bilmiyorum çünkü baksanıza biz buralarda yokmuşuz gibi birileri buralarda cirit oynuyor… Yani istediği biçimde, keyfince davranıyor…
İşte o zaman biz herhalde görülmüyoruz, yokuz ki gelen geçiyor…
Yoksa görülsek neden bize de sormasınlar ki! Şunu yapıyoruz, bunu alıyoruz, şunu veriyoruz neden demesinler ki!
***
Görülmüyoruz diye düşündüm ben de…
Adamlar birilerini görse sormazlar mı? Söylemezler mi, en azından bilgi vermezler mi;
“Yahu biz size hastane yapacağız dedik ama o alanı aldık, biz üstümüze geçirdik, temsilen Elçiliğe verdik, o da hastaneyi yapacak şirkete devretti bütün hakları…” demez mi?
Derdi herhalde görülür olsaydık!..
Bakın, Alaattin Çakıcı’yı da buraya gönderiyorlarmış, görünmez olması için!...
Demek ki neymiş?
Görülmezmişiz.
Tek hücreliymişiz.
Suçları yok o zaman… Ellerinde mikroskopla gezecek değiller ya!
Yapacaklar, edecekler, alacaklar, verecekler… Bizi de ezip geçecekler…
Ta ki görülür olmayı becerene kadar.
***
Belki görülebiliriz ama o zaman da görürler mi?
Görülür olsak bile biz, biz olarak kalır mıyız?
Yoksa atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş olur mu?
Puuuu, çoktan.
Tek hücreden bugüne… 
Biz görülür olduğumuz zaman dünya kalır mı uzayın boşluğunda!
Dünya kalmayacağına göre bizi tek hücre olmak bile kurtaramayacak.
Ama herhangi bir şey vardan yok olmayacağına göre belki bir gün başka bir yerde…
Yine tek hücre ama belki o zaman süreçleri hızlı geçeriz de görülmezlikten kurtuluruz!
***
Çok mu karamsar oldu?
Yahu, “bir çakıl taşı bile vermeyiz” diyenler toprakları olduğu gibi veriyorken nasıl bir yazı yazılabilir ki başka!
Biraz trajik, biraz komik.
Başka türlüsü olmuyor.