Tek cevabı ‘bayrak ve ezan’ olan bazı sorular!

Serhat İncirli

Ersin Tatar’ın adını “doğru olarak” daha geçen gün öğrendiği İlham Aliyev dedi ki; “...İşgalci ülke işgal ettiği topraklarda yasa dışı yerleşim yapamaz. Bu bir savaş suçudur”… Cevabı “bayrak ve ezan “ olan ilk sorumuz şöyle:

“Aliyev’in Karabağ için kurduğu bu iki cümle, Kıbrıs için geçerli mi?”.

-*-*-

Bir soru daha:

“Size göre, Türkiye’deki bir kaç siyasi ve memur ya da ajan; KKTC’deki başbakanın, bakanlar kurulu üyelerinin kim olacağına rahat bir şekilde karar verebiliyorsa; örneğin Kıb – Tek’in ihalesiz akaryakıt alımından tutun, bir çok ihaleye kadar kararlar Ankara’da veriliyorsa; ülkede herkes bu konularda konuşmaya korkuyorsa vesayre vesayre durum söz konusuysa; sizce Aliyev’in dediği gibi bir “işgal” yok mudur?

-*-*-

KKTC’de bu veya bunlara benzer soruları sormak, bu konuları konuşmak, “vatana ihanettir!”…

Ne yapacaksınız?

Mesela iki kez UBP kurultayını kazanacaksınız, size iki kez alaşağı edecekler ama hep susacak, “belki bir gün beni de severler” diye bekleyeceksiniz!

Faiz Sucuoğlu kardeşimiz gibi!

-*-*-

Neyse, soru sormaya devam edelim!

Allah kimseyi düşürmesin ama BRTK Müdürü Meryem Özkurt neden mahkum olmuştu?

Tayyip Erdoğan’ın da bir şekilde yer alacağı ama seçim yasaklarına giren aktivitelerin yayınını, mahkeme kararına hilafen durdurmadığı için…

Peki, gayet açık ve nettir ki; Özkurt’a, “bu yayın kesilmeyecek, durdurulmayacak” diye talimat verilmiştir… O zaman neden Özkurt bu konuda hala suskundur?

Bence, KKTC’nin bir korku merkezi, işgal coğrafyası olduğundan!

Sizce mi?

Sizce, “bayrak – ezan”!

-*-*-

Bir başka konu ve akabinde tabii ki soruya geçelim…

Gürcan Erdoğan ve şoförü Hüseyin İnce, 101 bin TL ek mesai meselesinden 18 ay hapse mahkum edildiler…

“İbretlik ceza” diyen oldu!

Doğrudur, bu “küçücük” suça verilen 18 ay ağır olabilir!

Ama bunca yıldır dönen dolaplar, alınan rüşvetler, komisyonlar hayal edildi mi hiç?

Kıb – Tek; sizi temin ederim ki; en demokratik ve en hukuki bir devletin kurumu olsaydı; o ülkede halk ayaklanır, idam cezası kaldırılmışsa geri getirir ve en az 100 kişiyi asardı!

Soru: Bayrak ve ezan göklerdedir; denetime, soruşturmaya, kovuşturmaya da hiç gerek yoktur değil mi?

-*-*-

Ersin Tatar ve saz arkadaşı nöbetçi “bayrakçı – ezancı”lar; her fırsatta “Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vaz geçmeyiz” diyor…

Bence, bu arkadaşlar ya uluslararası anlaşmalarla belirlenen “garanti” olayının ne olduğunu bilmiyorlar; ya da “bayrak – ezan” çizgisinde, bizimle dalga geçiyorlar…

Kardeşim, Türkiye’nin de üç garantör devletten biri olduğu meselede “garanti” edilen, KKTC, Kıbrıs Türk toplumu ya da Türk Ordusu’nun Balina Tesisleri değildir!

Türkiye’nin garanti ettiği; önce “Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmezliği, bütünlüğü ve Anayasası”dır; sonra da İngilizlerin Ada’daki askeri egemen üsleridir!

Soru mu: Siz mi geri zekalısınız yoksa biz mi?

Cevap: Bence asıl geri zekalı olan bu yalanlara hellim ekmek yer gibi kolayca inanan – inandırılan bizleriz!

-*-*-

Ersin Tatar diyor ki; “yaşadığımız zulüm ve vahşet unutulmasın… Federasyon defteri kapanmıştır…”

Çok merak ediyorum; Rumlar, eğer hala kafalarında bizi kıtır kıtır kesmek gibi bir niyet taşıyorlarsa, iki egemen devleti Kabul ettiklerinde, bu kesim işinden vaz mı geçecek?

Soru: Gerçekten Tatar ve saz arkadaşları birer dahi mi yoksa “bir kez daha” bizler “dibelik zavallimu” muyuz?

-*-*-

Son bir soru, hep aklımdadır:

Her zaman milliyetçi, vatansever ve bayrağına da ezanına da düşkün biri olan örneğin Halil Falyalı’yı, EOKA B’ci katiller mi öldürdü?

Hem de belki de Kıbrıs tarihinin en vahşi yöntemiyle!

-*-*-

Bir soru daha; “Kıbrıs Türk toplumunun, 1958’den beri bayrak ve ezanla örtülen yalanlarla, yolsuzluklarla, hukuksuzluklarla, düzensizliklerle, hırsızlıklarla, rüşvetle geldiği nokta nedir?

Ve cevabı: Eşit – egemen devlet!

Hade cauuuv!

Hep yalan!


Pakistan kardeş!

“Dost ve kardeş ülke Pakistan’ın bağımsızlığının 75’inci yıldönümünü kutluyor, Pakistan halkına şükranlarımızı sunuyorum”...

Ersin Tatar, 14 Ağustos günü bu mesajı paylaştı...

Pakistan Bayrağı ile birlikte...

-*-*-

Pakistan ile KKTC “dost ve kardeş” mi?

Gizli bir dostluk, saklı bir kardeşlik olsa gerek!

-*-*-

Pakistanlı çok kardeşimiz ve dostumuz bu ülkede çalışıyor, iş kuruyor falan ama “devlet” olarak Pakistan’ın KKTC ile dostluğu veya kardeşliği söz konusu değildir!

-*-*-

Pakistan halkına şükran sunmak nedir?

Yaptıkları için teşekkür etmek!

Pakistan halkına teşekkür etmemizi gerektiren ne olmuştur ki?

Pakistan’da halk toplanıp da 20 Temmuz veya 15 Kasım’da “nümayiş” mi gerçekleştirmiştir?

Pakistan ahalisi, “KKTC’yi siyasi olarak tanımazsanız, parlamentoyu yakar, başbakanı asarız” diye pankart mı yazmıştır?

-*-*-

Hayır!

Peki Tatar neden garip mesajlarına bir yenisini eklemiştir?

Çünkü Türkiye’den ya “sen de yaz bir mesaj” denmiştir ya da Türkiyeli siyasilerin mesajlarını görünce, “bizde, bizde, bizde yazalım bir mesaj, bir mesaj, bir mesaj” diyerek, aceleye getirmiştir!

N’aaaaapsıııın?


"Ceviz kurdu, gireceği kadar bir delik açarak cevizin içine girer. Cevizin içi insan beynine benzer, başlar onu yemeye. Buraya kadarı normal.

Yedikçe şişmanlar. Karnı büyür. Yeterince yükünü tutup doyunca gitmek ister ama girdiği delikten çıkamaz.

Daha da kötü olanı; içi yenilen ceviz de kurumuş ve sertleşmiştir, o deliği genişletmek artık imkansızdır.

Kurtçuk oturup bakar, delikten geçip çıkmak için tek çaresi vardır: Zayıflamayı beklemek.

Aç kaldıkça zayıflar, eski cılız haline döner.

Ve bir gün çıkar. Ama çıktığında mevsim bitmiş, ortada aç ve cılız bir kurtçuk ile bir içsiz ceviz kalmıştır.

Kimi insanlardaki para ve mal - mülk hırsı da ceviz kurduna benzer. O hırsı yenip, artık yeter, dediğinde baharlar ve yazlar bitmiş olur. Geriye sadece, ömrünün sonbaharı ve belki de çeşitli hastalıklar, ilaçlar ve diyetler ile geçirmek zorunda kalacağı, koskoca bir kara kış kalmış olur.."

(Teşekkürler Ömer Sarıoğlu – alıntı)