TECAVÜZCÜ NEDEN KIBRIS’A KAÇACAKTI?

Sami Özuslu

Haberi NTV verdi:

“İstanbul'da Kırgız uyruklu üniversite öğrencisine tecavüz ettiği öne sürülen şüpheli yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ile Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi Kırgız uyruklu E.A'nın, 26 Ağustos günü Maslak'ta bir üst geçidin altından geçerken kimliği belirsiz bir kişi tarafından tecavüze uğradığını ve cep telefonunun gasp edildiğini bildirmesi üzerine çalışma başlattı.
Çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis, şüphelinin kimliğini tespit etti. Zanlı F.Y'nin, İstanbul'dan otobüsle Mersin'e gittiği, oradan
Kıbrıs'a kaçmaya çalıştığı belirlendi.
İstanbul polisi, F.Y'yi Adana'da şehirler arası otobüste yakaladı. Şüphelinin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü' ne getirileceği bildirildi.”

Haber aynen böyle…

Sadece üç kelimenin altını çizdim: “Kıbrıs’a kaçmaya çalıştığı…”

*  *  *

‘Arka bahçe’ olmak böyle bir şey işte!..
Her bakımdan Türkiye’nin ‘arka bahçesi’dir Kuzey Kıbrıs…
Bu bahçe birçokları için ‘güvenceli yer’dir.
Türkiye’de suç işleyip KKTC’ye kaçmak ‘en sık tercih’tir.
Ya da tersi…

Günübirlik adaya gelip cinayet işleyen, soygun yapan, dolandırıcılık yapan ve aynı gece uçağa atlayıp Türkiye’ye dönmek pek sık rastlanan meseleler haline geldi.

Daha iki gün önce bir gece kulübünde garsonu öldüresiye döven üç kafadar Ercan’da bindikleri uçaktan indirilmedi mi?

*  *  *

TC KKTC’ye ‘daha büyük hapishane’ yapacak.
175 kişi kapasiteli Merkezi Cezaevi 500’lere dayandı. Dün itibarıyla 470 mahkum ve tutukluya hizmet veriyor.
Gardiyan sayısı az. Gardiyanlar ve cezaevi yönetimi adeta çaresiz…
“Mültecileri yerde yatırmak zorunda kaldık” diyor Gardiyanlar Birliği Başkanı Salih Kayalı…
Utanç verici.
İnsan haklarına saygısızlık.
Rezillik.
Bu hale geldik biz işte, toplum olarak…
Çıkış yolu ne peki?
675 kişilik cezaevi yapmak!
Suçları önlemek, memleketi ‘sorma gir hanı’ olmaktan çıkarmak yerine, ‘daha büyük hapishane’ yapacaklar bize!

*  *  *

Salih Kayalı Kanal SİM Ana Haber’de memleketin ‘suç haritası’nı da gözler önüne serdi. Rakamlar ürkütücü…

470 kişinin yattığı Merkezi Cezaevi’nde en fazla ‘uyuşturucu suçlusu’ var. Uyuşturucudan içeride olanların oranı yüzde 40…

İkinci sırada yüzde 20 ile ‘hırsızlar’ var.

Cezaevinde yatanların yüzde 10’u ‘cinayet veya cinayete teşebbüs’ten, yüzde 10’u ‘cinsel suçlar’dan, yüzde 10’u ‘trafik’ten, geriye kalan yüzde 10’u da ‘mali suçlar ve diğer meseleler’den hüküm giymiş.

Cezaevindeki mahkum ve tutukluların ‘yurttaşlık haritası ise şöyle:

Yüzde 30 KKTC…
Yüzde 30 TC…
Yüzde 20 TC-KKTC, yani ‘çifte uyruklu’…
Ve yüzde 20 de 3’üncü ülke vatandaşları…

*  *  *

İstanbul’da Kırgız üniversite öğrencisine tecavüz ettiğine inanılan ve Mersin’de yakalanan zanlı şahsın neden Kıbrıs’a kaçmayı planladığına gelince…

Buraya gelecek, şansını deneyecek, ‘turist’ diye girip KKTC’de ‘kaçak’ olarak yaşayacak, büyük ihtimalle de kimsenin ruhu sezmeyecekti.

Bir yerlerde ‘ahbapları’ da varsa iş bulacak, belki de iş kuracak, evlenip çoluk çocuğa karışacak, bir süre sonra (ya da istisnaen ve hemen) KKTC yurttaşı yapılacak ve kim bilir önümüzdeki yıllarda belki de bir partiden aday olup belediye meclis üyesi, belediye başkanı, hatta milletvekili seçilebilecekti!

“Olmaz öyle şey” diyen var mı?