TC kökenli KKTC’li sporcular da aynı kaderi yaşıyor

Necmi Belge

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulduktan sonra, Birleşmiş Milletler’in haklı olarak, uyguladığı izolsayon veya ambargo halkı her alanda vururken özellikle, sporda adeta dışlanmışlık sendromu yaşamaya başladık.
Bu arada, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Harekatı’ndan sonra, Kuzey Kıbrıs’a iş gücü olarak taşınan nüfus buraya yerleşirken, onların küçük yaşta Kıbrıs’a gelen veya doğan çocukları ikinci bir nesil olarak toplumda yerini aldı.
Hatta, gerçek Kıbrıslı nüfusunu bile sollayarak, farklı bir sosyolojik yapı oluşturan nüfus her alanda kendini hissetirmeye başladı. En az 30 yıldır Kıbrıslı Türkler arasında yaşayan bu gençlik kendisini sadece Kıbrıslı olarak ifade etmeye başlarken, Türkiye ile sadece nostaljik bir bağ ile ilişki içerisinde oldu.
Bu gençler, eğitim alanında ilkokuldan üniversiteye kadar ağırlıklarını koyarken, artık birer Kıbrıslı olarak, toplum sınırlarını her alanda zorlamaya başladı.
Bugün, Cumhuriyet Meclisi’nden üniversitelere, iş hayatının zirvesinde yer alan bu Türkiye halkının ikinci nesli kuşkusuz yetenekli gençler ile sporda da kendilerini göstermeye başladı.
Sakın ha, ırkıçı olduğum ve sadece Kıbrıslı kökenli Kıbrıslı Türkleri savunduğum düşünülemesin. Bu ülkeyi vatan olarak seçen kim, hangi ırktan ve kökenden olursa olsun hoş geldiler safa geldiler. Ancak, onlarda Kıbrıslı Türklerin yaşadığı tanınmamışlık sendromunu ta iliklerine kadar bizim gibi hissediyorlar.
Üstelik, bu çocuklar anne-babaları Türkiye kökenli olduğu için, seyahat özgürlükleri engellenirken, Güney Kıbrıs’a da geçemiyorlar. Sadece, anne veya babasından biri Kıbrıs kökenli olursa vatan bildikleri Kıbrıs’ın güneyine geçebiliyorlar.
Geçtiğimiz Perşembe günü, Kıbrıslı Türkler ile Rumların 56 yıl sonra ortak olarak  ara bölgedeki Taksim Stadı’nda kutladığı 1 Mayıs Emek ve İşçi Bayramı’nda bu ara bölgeye gelen Kuzey Kıbrıs’ta doğmuş ve küçüken Kıbrıs’a gelmiş ve Kuzey Kıbrıs üniversitelerinde eğitim gören bu ikinci nesil gençler ile tanıştım.
Aralarında, Kıbrıs’ta okuyan Kürt öğrencilerin de olduğu bu gençler ile yaptığım sohbetlerde hepsinin birer barış kahramanı olduklarını ve bunu Birleşik Kıbrıs için kullandıklarına tanık oldum.
Özellikle, Güney Kıbrıs’a geçememelerindeki mantığı bir türlü anlayamadıklarını belirten bu gençler, vatan bildikleri Kıbrıs’ın tümünde yaşamayı düşlediklerini ve ortak bir Kıbrıs’a katkı koymak istedikerini söylediler.
Bu düşüncelerinde, çok haklı olduğunu düşündüğüm bu gençlerden Kıbrıs’ta doğan veya büyüyenlerden sporda da yetenekli olanlarının Kıbrıslı Türkler gibi aynı tanımamışlık sendromunu taşıdıklarını birden aklıma geldi.
Kimler mi, pistlerde fırtına gibi esen Yiğitcan Hekimoğlu, Suzan İçen, Aliye Burkay, Tuba Aydın, Yenicami futbolcularından Adil Uçar, kaleci Yusuf Yontar ve yine Yenicami alyapısından yetişen ve Türkiye liglerinde Eskişehirspor’da denemeye alınan Bünyamin Ayaz ile Osman Şanverdi gibi gençler sadece yıllar önce ayrıldıkları Türkiye’yi temsille yetiniyorlar.
İşte, Kıbrıs’ta bir çözüm ve Birleşik Kıbrıs bu gençleri de dünya ile tanıştıracak.

---------

Taksim Stadı ayrılığın simgesiydi, birleşmenin sembolü olsun 
Geçtiğimiz Perşembe günü Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların, 1 Mayıs 1958’den tam 56 yıl sonra ilk kez birlikte ara bölgedeki Taksim Stadı’nda kutladıkları 1 Mayıs İşçi ve Emek Bayramı bir çok karmaşık düşünceyi de beraberinde getirdi.
Bundan tam 59 yıl önce, 31 Ekim 1955’de bir iddiaya göre Kıbrıslı Rumlar tarafından Kıbrıs Futbol Federasyonu’ndan (KOP) atılan, diğer bir iddiaya göre ise TMT’nin talimatıyle KOP’tan ayrılan Kıbrıslı Türkler bu ayrılığın ilk tohumları olarak, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nu kurdu.
O güne kadar, Kıbrıslı Rum ile Kıbrıslı Türklerin ortak stadı olan GSP Stadı, Kıbrıslı Türklerin yüzüne kapatılınca, o güne kadar Cirit Sahası olarak bilinen Çetinkaya Kulübü altındaki saha Kıbrıs’taki ayrılığı körükleyecesine, bölünmüşlüğü simgeleyen TAKSİM ismi ile anılmaya başladı.
Zaten, o günlerde Kıbrıs politikasını yürüten Türkiye derin devleti ile Kıbrıslı Türk liderliği, İngiliz ve Amerikan emperyaliziminin Kıbrıs’ta çözüm için empoze ettiği TAKSİM planının göstergesi olarak, yüz yıllardır CİRİT SAHASI olarak bilinen sahanın adını TAKSİM STADI şeklinde değiştirdi.
İşte, yıllardır ayrılığın simgesi olan Taksim Stadı geçtiğimiz  1 Mayıs 2014 Perşembe günü, Birleşik Kıbrıs için mücadele eden Kıbrıslı Türk ve Rum siyasal partiler ve sivil toplum örgütüleri tarafından 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramının ortak olarak kutlandığı mekan  olarak seçildi.
Burada, yapılan konuşmalarda 1 Mayıs İşçi ve Emek Bayramı olarak kutlanırken, bu kutlamaya katılan herkes, bu stadın isminin 1 Mayıs Stadı olarak değiştirilmesini ve bu kez ayrılmanın değil birleşmenin simgesi olmasını hep bir ağızdan haykırdı.

------------------

Nostalji: KTFF Karması Ankara’da 1971 
21 Aralık 1963 toplumsal çatışmalardan sonra,1969 yılında start alan Kıbrıs Türk futbolu yavaş yavaş tırmanışa geçerken, 17 Mayıs 1971’de Kıbrıs Türk Karması ismi ile Ankara’ya gitti.
Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun FIFA tarafından resmi olarak tanımasa da, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir parçası olarak FIFA’ya bağlı ülkeler ile maç yapmasına izin veriliyordu.
İşte, bu bağlamda 17 Mayıs 1971’de Ankara’ya giden Kıbrıs Türk Karması, 20 Mayıs 1971’de Türkiye Genç Milli takımı ile Ankara 19 Mayıs Stadı’nda bir maça çıkıyordu.
Ne var ki, çok da güzel oynamasına rağmen, bu karşılaşmayı 4-0 gibi farklı bir şekilde kaybeden karmamız yine de izleyenlerden takdir toplamıştı.